Eleştiri

Published on Şubat 11th, 2014 | by Burak Hazine

5

Her (2013) Aşk

Share Button

Hollywood’un eleştirilecek yönü çok, bunu özellikle ödül sezonunun en yoğun yaşandığı dönemlerde dile getirmek ise oldukça doğal. Fakat bu lider sinema sektörünün dünyanın diğer köşelerinde çok sık rastlayamadığımız özel ve önemli bir yönü de var: Metot oyunculuğu. Amerikanlar ucuz ve basit sinemacılar yetiştirdiği kadar on yıllardır sanatın varlığını kutlayan yetenekli performans sanatçılarını da kültür tarihine katmış bulunmakta. Ülkenin doğusunda ve batısında, çok ince ve özenli eğitimler veren metot akademileri mevcut ve buralardan yolu geçmiş isimler çoğu zaman haksız/olumsuz eleştiriye açık olmayı gerektirmeyecek kadar değerli. O isimlerden biri de Joaquin Phoenix’in ta kendisi. Oyunculuğa verdiği aranın ardından geçtiğimiz sene Paul Thomas Anderson başyapıtı The Master’da küllerinden doğan Phoenix, arayı çok açmadan bir diğer güçlü yönetmen olan Spike Jonze’un türler arası yolculuk yapan son eseri Her’de karşımıza çıkıyor. Zehir gibi bir Phoenix ile en büyük başarısı Nicolas Cage’e Oscar adaylığı kazandırmak olan Spike Jonze’un (ironiyi anlamayan nesillere alışkın olmadığımızı hatırlatalım) bir araya gelmesinden doğacak işin herhangi bir filmden hallice olacağını düşünenler yanılıyor; fakat böyle birliktelikler her zaman tozpembe değildir.

herDedim ya, Nicolas Cage gibi kendisi dahi hangi kulvarda yer aldığını çözememiş, varlığı ya da yokluğu sinema zevkimizden bir şeyler eksiltip ona katkı sağlamayacak bir isme Oscar adaylığı kazandıran Spike Jonze’un yedinci sanata katkıları hatırı sayılır derecede fazla. Parlak bir kariyeri olan ve sinemayı sevdiği her halinden belli bir yönetmen olduğu aşikar Jonze, son filmi Her’de yakın gelecekte geçen romantik bir öyküyü ele alıyor. Bilim kurgu, komedi, romantik ve dram türlerinin olabilecek en naif harmanlarından biri olan Her’de işi başkaları için aşk mektupları yazmak olan Theodore’un sanal bir karakterle yaşadığı aşka odaklanıyoruz. Mutlu bir evliliğin ardından eşiyle boşanmaya hazırlanan Theodore, tuhaf bir kişiliği ve hayattan zevk almadığını gözümüze sokan günleri olan bir karakter. Edebi yönünün güçlü olması, yaptığı iş gereği yazdığı mektuplardan çok iyi geribildirimler almasını sağlıyor. Bir gün yolda yürürken gördüğü bir reklamda dünyanın ilk yapay zekaya sahip işletim sisteminin tanıtıldığına şahitlik ediyor ve yalnızlığını gidermesi umuduyla bilgisayarına bu sistemi kuruyor. Samantha isimli yapay zeka ürünü karakter, Theodore’un düşündüğünden çok daha fazlası çıkıyor. Öyle ki genç adam, asla dokunamayacağı bu sanal karaktere sırılsıklam aşık oluyor.

Jonze’un senaryosu, ilk bakışta geçtiğimiz sene seyrettiğimiz Ruby Sparks’ı andırıyor. Zoe Kazan’ın kaleme aldığı Ruby Sparks’ta da bir öykü yazarı, uyandığı bir gün kendi yarattığı harika kadını kanlı canlı olarak karşısında görüyor ve onunla masalsı bir aşk yaşıyordu. Her ise Ruby Sparks’a göre hem duygusal yoğunluğu daha fazla hem de bir karakter filmi olması dolayısıyla daha özel. Karakter filmi kavramını kullanmamın sebebi, Jonze’un tüm filmi esas erkek Theodore’un üzerinden yürütüyor olması. Amy Adams ve Rooney Mara gibi yıldızları da barındıran filmin gidişatı, bir takım eleştirmenlerin seslendirmesine dahi ödüller yağdırdığı Scarlett Johansson’ı dahi geri plana itiyor. Theodore’un aşk yaşadığı bu sanal karakter, biraz düşününce filmin hikayesini oluşturmak dışında pek de bir etkinliğe sahip değil. İnsanların bedenen var olmayan fakat etkileyici bir ses tonuyla varlık gösteren Samantha karakteri için paha biçiyor oluşu tamamen filmin duygusal yapısı ve yönetmenin senaryo tekniğinin bir oyunu. Jonze, sözüm ona Samantha’yı Theodore’un kaburga kemiğinden yaratıyor ve esas erkeğin bir parçası olarak önümüze koyuyor. Johansson’ın sesiyle var ettiği bu karakter, Phoenix’in güçlü performansını destekleyen ince bir ayrıntıdan öteye gidemiyor. Zaten belli ki Jonze da çok güçlü bir karakteri kullanarak unutulmaz bir eser yapma yoluna gitmeye çalışmış. O karakter de ne yazık ki Samantha değil, Theodore. Tüm filmi tek başına sırtında taşıyan Phoenix, metot oyunculuğunu konuşturarak ruhen ve bedenen zihinlerimize işliyor. Kariyerindeki herhangi bir performanstan ne eksik ne de fazla bir şey sunuyor -ki kendisi gibi tekniğe dayanarak işini yapan başarılı aktörlerin kariyerlerini saygın yapan da budur.

her-joaquin-phoenix-31

Her için karakter filmi tabirini kullanmamız gerektiğinin sebebi özetle bu iken, Jonze’un yarattığı yeni dünyadan da bahsetmek gerekir. Abartıdan uzak, yakın geleceğe ait olduğunu bildiğimiz bir evrende geçen Her, teknolojinin gösterişli yanlarını kullanmaktansa insancıl tarafını ön plana çıkarıyor (üstelik film geleceğe ait olmasına rağmen kostümleriyle retro havası yakalıyor -ki bu durum filme harika bir atmosfer katıyor). Yönetmen, aynı zamanda kaleme aldığı senaryosunda -yine- karakter odaklı bir teknoloji üzerinde duruyor. Uçan arabalar, kalabalık yapılarla ve ışıklarla süslenmiş şehirler göstermek yerine insan özelliği kazandırılmış teknolojik devrimleri öne çıkarıyor: Konsol oyunlarının karakterlerine yapay zeka katıyor, bilişsel işleri gerçekleştirmek için insan zihni modelinde yazılımlar yaratıyor, gerçek bir insanı kendisine aşık edecek sanal karakterleri var ediyor… Kısaca Jonze, gösterişten uzak, tüm okları Theodore’a ve duygulanımlarına yönlendirecek bir evrenle sinemaseverleri baş başa bırakıyor. Böylelikle bir olay öyküsünden ziyade aslında bir durum öyküsünü anlatmış oluyor: Theodore’u film başlarken nasıl aldıysak, filmi bitirirken de o haliyle teslim ediyoruz.

Sonuç olarak Her, Jonze’un gösterişten uzak ve kişisel olduğuna inandığım başarılı bir senarist ve yönetmen işi. Abartısız olduğu kadar, abartılmaktan da uzak olmasına inandığım bu filmi yaklaşık yirmi dakika süren bir kısa metraj olarak seyretmiş olsam benim için çok daha özel ve unutulmaz olacağından adım gibi eminim. Fakat Joaquin Phoenix’in, Jonze’un bedenine bürünerek bir şeyler anlatıyor oluşunu izlemek şikayet edilebilecek bir durum olmadığı için iki saate de hayır dememek gerekir.

Her (2013) Aşk Burak Hazine
Senaryo
Teknik
Oyunculuklar
Müzik
Yönetmen

Sonuç:

4


Kullanıcı Oyları: 3.9 (23 oy)


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: info@sinematopya.com



5 Responses to Her (2013) Aşk

  1. mert says:

    nicholas cage adaptation(2002,spike jonze)’da oscara tekrar aday oldu.leaving las vegas(1995,mike figgis)’ta kazanmıştı.

  2. treERTrt18@yahoo.com says:

    ORGAZM OLAN HADİ İÇİME GİR DİYEN BİR YAPAY ZEKA, VE ONA AŞIK OLAN BIR ADAMIN SACMA SAPAN BİR FİLMİ

  3. Flankes says:

    Bu filme kötü diyorsan sinema filmi anlayışından Bilgin’den şüphe ederim Birader.. On numara film herkese tavsiye ederim ..

  4. Celal says:

    20 dakika fikrini katılıyorum, kısa metraj olsa daha da fazla keyif verirdi. Güzel bir eleştiri kaleme almışsınız, tebrikler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑