Je m’appelle Hmmm… (2013) Benim Adım Hmmm…

Modacılar tasarımlarıyla estetizme büyük katkı yapıyor olsa da kendi uzmanlık alanları dışında bir şeylere el attıklarında işin estetik boyutunu yakalamak o kadar da kolay olmuyor. Bundan beş sene önce Tom Ford sahneye çıkıp A Single Man’i önümüze koyduğunda çok zorlu bir işin altından ustalıkla kalkılabileceğini kanıtlamıştı. Kariyerine Elle’de editörlük yaparak başlayan Fransız modacı Agnès B de meslektaşından cesaret almış olacak ki sanat dolu ruhunu yansıttığına inandığı, dramatik ve bir o kadar da trajik bir ensest öyküsünü ele aldığı ilk filmi Benim Adım Hmmm…’ı çekti.

Babası tarafından cinsel ilişkiye zorlanan (daha doğrusu bunun bir ritüel haline geldiğini fark ettiği için sıradışı hiçbir şey yokmuş gibi kabul eden) ilkokul çağındaki Celine, sınıf arkadaşlarıyla gittiği okul gezisinde kaçarak bir tıra saklanır. Tır şoförü kızı fark etmeden yola koyulduğunda kendine küçük, kendi kızı gibi sevebileceği bir arkadaş edineceğinden habersizdir.

Agnès B’nin hem fikir babası olduğu hem de kaleme aldığı senaryo, sinema evreninin kucakladığı her türe ait senaryo tekniğini biraz ondan biraz bundan mantığıyla barındırdığından amatör bir öykü, içi boş ve duygusuz karakterler ve oldukça başarısız diyaloglara sahip. Kaçırılan kızı neredeyse umurunda olmayan bir anne, aile içinde pasifize edilmiş fakat kendinde kızını istismar edecek kuvveti bulan bir baba, ölen ailesinden doğan boşluğu tırının kabininde bulduğu küçük bir kızla doldurmaya çalışan bir tır şoförü… Kötü taslaklar halinde karşımıza çıkan karakterler, bu eksikliklerini film süresince bir değişime ya da gelişime uğramayarak gideremiyor da. İşin içine bir de puttan farksız oyuncular girince evlere şenlik bir karakter bazlı trajedi ortaya çıkıyor. Yönetmenin her metodun tadına bakmak istemesinin bir sonucu olarak kendi kendine konuşan ve sözde iç hesaplaşmalar yaşayan karakterler, el kamerasıyla çekilip aralara serpiştirilmiş görüntüler, sadece karakterin ağzından “bugün çok siyah beyaz hissediyorum” cümlesi çıktı diye siyah beyaz çekilen bir sekans (ki üç dakika bile sürmediği göz önünde bulundurulduğunda sadece bu teknikle çekilmek için yazılmış bir replik gibi duruyor), sembolik anlatım uğruna kullanılmış fakat hiçbir anlam ifade etmeyen modern dansçılar, Agnès B’nin anlatımı güçlendirmek amacıyla yapıldığını duyarak kullandığına inandığım üst üste görüntü bindirme numaraları, karakterler ikinci adımlarını üçe tamamladığı an başlayan (ve bir tenorun eşlik ettiği) tekdüze müzikler, kendine özgün bir montaj yakalamak için yapılan kurgu oyunları derken Benim Adım Hmmm… seyirci için bir an önce bitmesini dilediği bir kaos haline dönüşüyor. Ne istediğini kendi de bilmeyen Agnès B, zihninde ve kamerasına aldığı görüntülerde seyircinin ihtiyaçlarına dair en ufak bir fikir barındırmıyor. Kendi çapında duygusal bir işe imza atmış gibi gözükse de soru işaretlerinin ardı ardına sıralandığı, ucuz trajedi numaralarıyla süslü öyküsünü uzattıkça uzatıyor. Seyirci filmden ne duygusal bir yanıt alabiliyor ne bir ders çıkarıyor ne de filmde bir eleştiri seziyor. Gerçi Agnès B’ye göre hukuk sisteminin eksik yönleri filmde bir hayli eleştirilmiş durumda!

Sonuç olarak Benim Adım Hmmm… oldukça başarısız, kararsızlıktan eli ayağına dolaşmış bir modacının (özellikle sinemacı dememeye özen gösteriyorum) elinden çıkan ve mutlak suretle kişisel kalması gereken bir beyazperde denemesi. Agnès B’nin karşı kıyıdan çıkarması gereken daha çok ders var anlaşılan.

benim adım hmmm2

Diğer yazıları Burak Hazine

Metro Manila Fragmanı

Yönetmen: Sean Ellis Oyuncular: Jake Macapagal, Althea Vega, John Arcilla Vizyon Tarihi: Filmekimi...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir