Mahi va gorbeh (2013 – Fish & Cat) Balık ve Kedi

Sinemanın beni en çok çeken yönlerinden biri de bugüne kadar on binlerce film yapılmış olmasına rağmen hala yenilikçi ve farklı bakış açılarına gebe olmasıdır. Bir film eğer daha önce denenmemiş metotları kullanıyorsa, istediği kadar kötü bir senaryosu, kötü oyuncu performansları, kötü teknik özellikleri olsun; o filmi seyretmek için sıradaki diğer filmlerin tümünü elimin tersiyle bir kenara itebilirim. Fakat bu tanıma uyan film sayısı bir hayli az. Yine de hayal gücü ve sanatı kullanma içgüdüsü henüz keşfedilmemiş sularda gezinen sinemacılar hala ortaya çıkabiliyor. Bunun !f 2014’teki ilk temsilcileri Manakamana’nın yaratıcıları Stephanie Spray ve Pacho Velez iken artık biri daha var: İlk filmini bundan beş sene önce çeken, festivalde gösterilen ikinci filmiyle de herkese yenilikçi bakış açısı dersi veren Shahram Mokri. İranlı yönetmen Balık ve Kedi ismini taşıyan filminde ülkesinde bir sıralar gündemi oldukça meşgul eden insan eti servis eden restoran haberini odağına alıyor. Fakat filmin esas dikkat çekici noktası bu değil; iki saatten uzun eserin tek plandan oluşması.

Çok değil, bundan yaklaşık on sene önce Rus sinemasının yaşayan en büyük yönetmenlerinden Sokurov’un yaptığı Russkij Kovcheg (Rus Hazine Sandığı) filminde bir buçuk saat boyunca bir kameranın yaşananlar etrafında ahenkli dansını seyrettiğimizde ne kadar büyülenmiştik, değil mi? Aynı metodu uygulayan Mokri’nin filminin hikayesi belki Sokurov’unki kadar dolu değil ama daha ilgi çekici ve merak uyandırıcı olduğu kesin. Balık ve Kedi, arkasında yapraklarını dökmüş ve üşüyen ağaçların yükseldiği derme çatma bir kulübenin önünde işlerini yapan iki adamın görüntüsüyle başlıyor. Bir araba, kulübenin önüne gelip duruyor. Arabadaki gençlerden biri, adamlara bir kağıt göstererek yol tarifi soruyor. Anlamsız bir soru eşliğinde kimlik kontrolü yapan esrarengiz adamlar gençlere yolu tarif ettikten sonra biri eline benzin dolduracağı büyükçe bir bidon alıyor ve solgun ormanın içine doğru yürümeye başlıyorlar. Mokri’nin kamerası başlarda iki adam etrafında daireler çizerken artık onların peşinden yoluna devam ediyor. Adamlar bir baba ve oğulla karşılaşıyor, aralarında geçen diyalogların ardından oğul Maya Takvimi’nin son bulduğu günün hemen öncesine denk gelen geleneksel uçurtma şenliği için bir göletin kenarına kamp kurmak için yanlarından ayrılıyor. Yönetmenin kamerası yolculuğuna uzun kıvırcık saçlı bu üniversite öğrencisinin adımlarıyla devam ediyor.

mahi va gorbeh

Hayli kalabalık bir karakter listesi olan öykü, baştan sona dek bu metotla ikişer ya da üçer kişilik grupların kendi içlerinde gerçekleştirdikleri diyaloglara komşuluk ediyor. Mokri’nin kamerası her defasında bir karakteri takip ederek gerilimin tüyleri ürperten dozda yaşandığı hikayesini zenginleştiriyor. Bunu tek çekimde yapmak zorunda olduğundan zaman kavramını filminden tamamen kaldırıyor. Böylece bir kez tanıklık ettiğimiz olayları, kamera bir başka karakterin peşine takılsın diye birden fazla kez seyretmek zorunda kalıyoruz. Aslında Balık ve Kedi’yi hiç bitmeyecekmiş gibi hissettiren olaylar silsilesinin içine sokan durum tam olarak da bundan kaynaklanıyor. Aslında bir kısa filme malzeme olabilecek olan senaryo öyküsü filmin seyircisini tuhaf diyaloglar ve karakterlerin eşlik ettiği bambaşka bir deneyime sürüklüyor. Her seferinde kameranın eşlik edeceği karakteri merak ederek adrenalini damarlarında hisseden seyirci adeta bir labirentin içine giriyor, zorlu bir bulmacanın çözümü için kafa yoruyor. İranlı genç sinemacının bu metodu, Sokurov’un eserinde dahi tanıklık etmediğimiz eşsiz, benzersiz ve hayranlık bırakıcı bir filmi müjdeliyor. Üstelik ürkütücü müzikler eşliğinde seyreden bir gerilim filmini tek plan olarak çekmek de Morki’yi cesaret konusunda meslektaşlarından birkaç adım öne çıkarıyor.

Balık ve Kedi’de yönetmen bize yukarıda da belirttiğim gibi sinemanın uçsuz bucaksız evreninde daha önce karşılaşmadığınız bir deneyim sunuyor. Seyrettiği filmlerde alt metin arayanlar için belki vereceği haz çok da fazla olmayabilir ama bu filmi seyrettikten sonra sinemacıların bir sonraki hayret verici adımının ne olacağını hayal etmek, en az Mokri’nin kamerasını yüzeyde kaydırırken bir sonraki karakterin başına ne geleceğini merak etmek kadar heyecan verici. Bu yönleriyle değerlendirildiğinde Balık ve Kedi, İran sinemasının en marjinal başyapıtlarından biri.

Diğer yazıları Burak Hazine

Pina (2011)

Yeni Alman sinemasının belki de en ünlü siması, dünya sinemasına yaptığı katkılarla...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir