Sick Birds Die Easy (2013) Hasta Kuşlar Çabuk Ölür

Her belgesel illa dünya ve insanlık tarihine ışık tutacak değil ya diye düşünebilirsiniz fakat kurmaca olmayan filmlere baktığınızda hepsinin altında bir obje ya da insan üzerinden hakikati arayışın, bir şeylere ulaşmanın yattığını görürsünüz. Metodu ne olursa olsun, belgesel çeken kişi ya merakını giderme maksadıyla başkalarının zihinlerinde de yeni aydınlanmalara koçluk eder ya da eleştirecek bir şeyler bularak gerçeğin karşı konulamaz çekimine o bahaneyle ulaşır. Nicholas Fackler da çektiği ikinci belgesel Hasta Kuşlar Çabuk Ölür’de milyonlarca yıl öncesinde tüm kıtalar bir arada tek bir anakara halindeyken insanlığın doğduğuna inanılan Gabon’da, Cennetin Bahçesi’nde sıradışı bir maceraya atılıyor.

ABD’de ve bazı batılı ülkelerde kullanımı otoritelerce yasaklanan ibago bitkisinin madde bağımlılığında küratif etkisi olduğunu ve insanoğlunda ruhsal bir değişime kaynaklık ettiğini öğrenen Fackler, yanında iki denek ve birkaç teknik eleman alarak Cennetin Bahçesi’ne doğru yola çıkar. Deneklerini özellikle madde bağımlılığı olan tanıdıklarından seçen yönetmen, balta girmemiş ormanlarda ekibiyle gezerken mizahın bolca yer aldığı diyaloglara girer. Kafaları her daim uçuk olan bir grup insandan daha azı beklenir mi ki? Deneklerden biri kendisine yapılacak ayin şeklindeki ritüeli kabul etmez fakat diğeri bu yola bir kez baş koymuştur. Üstelik bu zorlu yolculukta pes eden başkaları da vardır. Ruhun arındırılacağı mistik bölgeye varılır, hazırlıklar yapılır ve ritüel başlar. Bu esrarengiz ve yerlilerce kutsal sayılan bitki gerçekten de Nirvana’ya ulaşmak, günahlardan ve kirden arınmak için etkili bir ilaç mıdır?

hasta kuşlar2

Fackler başından sonuna merak uyandıran, gayriciddi belgeselinde bu soruya yanıt vermeye çalışırken mikrofonunu uzatıp kamerasını çevirdiği yüzlerde doğanın ve insanlığın varoluştan bu yana geçirdiği evrimin eleştirisini buluyor. Kendini doğuştan günahkar ruhları öze döndürmeye, onlara bir evrim geçirtmeye çalışan insanlar mistik mekanlarda en az mekanlar kadar tüyler ürpertici iddialarla seyirciyi etkilemeye çalışıyor. Doğanın dönüşümünü, insanlığın ihanetini, sosyal ve ekonomik politikaları eleştiriyorlar. Bir yandan bu ilgi çekici malzemeleri zihnimizin felsefe için ayırdığımız özel haznesine atarken diğer yandan sanki kurmaca bir filmin öyküsüymüş gibi ilerleyen ritüel hazırlık aşamasına kafamızı veriyoruz. Yönetmen bu iki çizgiyi aynı noktada buluşturmayı, seyircisini farklı yönlerden vurmayı iyi biliyor. Her ne kadar belgeseli ciddiyetten uzak olsa da kendini seyrettirmeyi fazlasıyla başarıyor.

Fackler’ın merakına yenik düşerek, bir yapımcıdan aldığı düşük bir bütçeyle çıktığı yolculuğun sonucunu; hükumetlerin ilaç sektöründen kazandıkları paradan feragat etmemek için kullanımını yasakladığına inanılan bu bitkinin fiziksel ve ruhsal etkilerini merak edenlerin yapması gereken şey Hasta Kuşlar Çabuk Ölür’ü seyretmek için perde karşısına geçmekten başka bir şey değil. Film alışıldık metotlar kullanan bir anlatım ve işleyişe sahip olsa da aynı kendi çıkış noktasında olduğu gibi kişide uyandırdığı merak dolayısıyla özel bir noktaya konumlanıyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

Michael Kohlhaas (2013) Adalet İçin

Filmekimi’nin her zaman olduğu gibi Cannes’da yarışan iddialı yapımları seçkisine eklemesinin yansımalarından...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir