Siddharth (2013)

Beyazperdedeki ikinci denemesini, seneler önce Hindistan ziyareti sırasında tanıştığı bir taksicinin trajik hikayesini filme çekerek gerçekleştiren Richie Mehta, Siddharth’ta kayıp oğlunun peşinden ülkeyi köşe bucak gezen çaresiz bir babanın öyküsünü anlatıyor. Toronto’da yaşayan Hint yönetmen, kendi toprakları dışında büyümesine rağmen özünün kaynağına ulaşmakta çok zorluk çekmeden, realist bir bakış açısıyla, öyküsünü dallandırıp budaklandırmadan kurguluyor.

Esas karakter Mahendra, paraya ihtiyacı olduğu için küçük oğlu Siddharth’ı yaşadıkları yerden kilometrelerce uzaktaki bir fabrikaya işçi olarak gönderir. Bir ay sonra evine dönmesi beklenen Siddharth ortalıkta yoktur. Mahendra ve eşi, oğullarına ne olduğunu öğrenmek için harekete geçer. Yapılan telefon görüşmeleri sonucunda küçük çocuğun iki hafta önce fabrikadan kaçtığını öğrenirler. Siddharth’a ulaşmanın bir yolu olmadığını bilen baba, ülkeyi boydan boya geçerek oğlunu aramaya koyulur. Herkesten kaçırılan ya da kaçan çocukların götürüldüğünü/gittiğini duyduğu ama kimsenin nerede olduğunu bilmediği, adeta hayali gibi gözüken bir yere doğru yola çıkar.

siddharth

Aslında filmin ele alınması gereken pek çok yönü var. Günlük kazancı çok çok düşük (10 Lira dahi değil) bir adam, fermuar tamir ederek dört kişilik ailesine bakmaya çalışıyor. Hepi topu 10 metrekare bir odada yaşamlarını sürdürmeye çalışan bu fakir aile bilindik cehalet profili çiziyor. Oğlunu çok seviyor gibi gözükse de onunla pek de alakası olmayan bir baba olan Mahendra, henüz Siddharth’ın tam olarak kaç yaşında olduğunu bilmiyor. Kayıp bürosuna başvurduğunda karşısındaki polise oğlu için “çalışıp para kazansın diye yaptık” demesi de bunun bir diğer göstergesi. Esasında Mahendra sorumsuz ve kötü bir baba değil. Bu sözü ederken arkasında olumsuz bir mana da barındırmıyor fakat bir şeyleri yanlış yaptığının, bazı şeyleri de yapmadığının farkında değil. Fazlasıyla saf, fazlasıyla cahil, fazlasıyla yoksul. Hayat ona bir şeylerin farkında olması için yeterince şans tanımamış. Kazandığı parayı yaşadıkları odanın kirasına, mutfak masraflarına harcıyor. Buna rağmen küçük kızına her gün küçücük de olsa bir hediye almış halde evine geliyor; bu hediye bir dilim kek de olabiliyor, bir tane muz da. Ne yapıp edip çocuğunu mutlu etmek istediğini anlıyoruz. Fakat bir korku, bir sorumsuzluk, bir bilgisizlik de ortada ve yaşananların tüm sorumlusu da bu.

Mahendra’nın oğlunun peşinden gitmesi için çevresindeki herkes seferber oluyor. Film genel anlamda olumsuz karakterler barındıran, alışıldık bir yapıda değil. Herkes bir şekilde yardımsever ve iyi huylu. En huysuz olanı dahi seyirciye antipatik gelmek için fazla iyi demek yerinde olur. Hayatın gerçek bir kesitini sunmaya çalışan yönetmen, karakterlerine yüklediği sorumlulukların yönünü bu şekilde tayin ederek aslında her seferinde dinlediğimiz karamsar, dramatik ve trajik hikayelerin ötesinde de malzemeler olabileceğini gösteriyor. Aynı bunun gibi, ortada kayıp bir çocuk ve çaresiz bir baba olmasına rağmen filmin sevinç ya da hüzün barındırmaması da yönetmenin riskli hikayesini farklı sularda gezdirmek istediğini gösteren bir detay. Tüm gidişatta olduğu gibi filmin sonu da ne mutlu ne de hüzünlü. Her şeye rağmen hayat devam ediyor diyor Richie Mehta, devam ettirmek de yalnızca bizim elimizde diye ekliyor adeta. Başımıza ne gelirse gelsin, yaşantımıza yön vermek sadece bize kalmış bir şey; istersek hiç yaşanmamış gibi devam ederiz, istersek karanlık anılarla yaşarız.

Siddharth’ın genelde dış mekan çekimleri hakimiyetindeki sinematografisi, bağımsız ruha yakışan renklerin kullanımıyla dikkat çekiyor. Fakat filmi seyrederken kesin beğeniye gebe olan tek şeyin Andrew Lockington imzalı büyüleyici müzikler olduğunu kolaylıkla anlıyoruz. Hayli başarılı oyuncu performansları ve iyi bir anlatım, işleyiş ile de senenin kayda değer bağımsız eserlerinden biri olmayı hak ediyor Siddharth.

Diğer yazıları Burak Hazine

The Act of Killing (2012)

1965 yılında yapılan askeri darbe ile Endonezya hükümeti düşmüş ve uzun yıllar...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir