300: Rise of an Empire (2014) 300: Bir İmparatorluğun Yükselişi

2006 tarihli filmi 300’ın (300 Spartalı) devam filmi olan 300: Bir İmparatorluğun Yükselişi’nde yapımcı ve senarist olarak görev almayı tercih eden Zack Snyder, yönetmen koltuğunu ise beyazperdede ikinci deneyimini yaşayan Noam Murro’ya bıraktı. Frank Miller’ın Xerxes isimli çizgiromanından uyarlanan bu devam filmi, esasında ilk filme paralel ilerliyor ve Kral Leonidas’la Tanrı Kral Xerxes’in savaşıyla aynı anda meydana gelen Özgür Yunanistan ve Pers donanmalarının amansız mücadelesine odaklanıyor.

Yunanistan’da, Yunan ordusunca ailesi katledilen Artemisia (Eva Green), yabancı bir adam tarafından sahiplenilerek Pers topraklarına götürülür. Orada intikam için yanıp tutuşurken tüm imparatorluğun en güçlü kılıç ustası haline gelen bu güçlü kız, günü geldiğinde amacına ulaşabilmek için Kral Dara’nın oğlu Xerxes’i nefretle doldurur ve ondan acımasız bir tanrı kral yaratır. Denizin diğer tarafındaki Atinalı Themistokles ise savaşta Kral Dara yerine oğlunu öldürmediği için çok pişmandır çünkü bir gün onunla karşı karşıya kaldığında kendisine ve halkına cehennemi yaşatacağını çok iyi bilmektedir. Xerxes, Yunan topraklarına göz dikip Sparta’ya saldırdığında ve Leonidas’la 300 cesur askerini katlettiğinde Themistokles de Artemisia’nın gazabıyla savaşmak zorunda kalır. Kanlar dökülecek (hem de ne dökülecek!), intikamı sıcak sıcak servis edecek bir nefret kıvılcımdan kor aleve dönüşecektir.

Eva-Green-300-Rise-Of-An-Empire-HD-Images

Snyder’in yönettiği 300 Spartalı, pek çokları için yakın dönem sinema tarihinin en başarılı epik dramalarından biriyken 300: Bir İmparatorluğun Yükselişi, ilk filmin tahtına oturmaya hazırlanıyor gibi gözüküyor zira pek çok anlamda serinin ikinci filmi, ilkine göre çok daha oturaklı ve başarılı. 300 Spartalı’da yönetmenin yarattığı karanlık atmosfer ve kahramanlık teması, 300: Bir İmparatorluğun Yükselişi’nde kendini daha kuvvetli bir tasvire bırakıyor. İlk dakikasından son anına dek aksiyonu son safhada tutan yönetmen Noam Murro, IMAX kamerasının nimetlerinden de faydalanarak görsel anlamda dudak uçuklatan bir seyir zevki vaat ediyor. Her ne kadar filmin senaryo kısmı (özellikle diyalogları) ilk filme kıyasla daha havada kalmış olsa da hikayenin çok daha dolu ve seyirciyi yakalamaya hazır olduğunu söyleyebiliriz. Ağır çekimleri sıklıkla kullanan yönetmen ayrıca epik hikayesine ritmik tınıları katarak daha büyüleyici bir tablo çiziyor. Kılıçlar havada savruluyor, fantastik bir filmde seyredebileceğiniz en heyecan verici deniz savaşları, ilginç stratejiler ve tahmin yürütmeye çok da müsaade etmeyen gidişatı ile tek solukta izlenecek bir sekanslar bütününe kaynak oluyor. Başarılı bir görüntü yönetmeninin elinden çıkan sahnelerde her an suratınıza sıçrayan oluk oluk kanlar ise sizi barbar edecek kadar fazlasını istemeye itebilir, şimdiden uyarayım.

300-rise-of-an-empire-trailer-2-01

Filmin teknik yönü muazzama yakın olduğu gibi, oyunculuklar itibariyle de böylesi bir fantastik eserden beklenmeyecek kadar iyi performanslar vaat ediyor. Her ne kadar “bu rol benlik değil” diyerek ikinci kez Leonidas’a hayat vermeyi reddeden Gerard Butler filmde yer almasa da (fakat ilk filmden edinilmiş görüntüler kullanılıyor) özellikle kadın oyuncuların rolleri övgüyü hak ediyor. Eva Green ve Lena Headey, testosteron kokan bir filmi domine eden iki önemli karaktere hayat veriyor. Themistokles’i canlandıran yakışıklı aktör Sullivan Stapleton ise herhangi bir epik fantastik filmin kahramanı kadar bu filmde yer alıyor.

Devam filmi çekileceği haberlerini aldığımızda hayal kırıklığını o zamandan zihnimize yerleştirdiğimiz 300: Bir İmparatorluğun Yükselişi, bu kırıklıkları rahatlıkla ortadan kaldıran başarılı bir devam filmi. Üçüncü bir filmin geleceği sinyallerini veren son anına dek seyircisini sahiplenen ve onu ayakta tutan filmin kameraya alındığı IMAX formatında seyredilmesi ise sizi benzersiz bir deneyime davet ediyor. Yine de filmin fazla “epik” olduğundan ötürü rahatsızlık duyanlar olacaktır, benden söylemesi.

Diğer yazıları Burak Hazine

Sinemanın Şairi Andrey Tarkovski: Bölüm I

Eisenstein’dan sonra Rus sinemasının dünya çapında en çok tanınan yönetmeni haline gelen,...
Devamı

3 Comments

  • ben bir iranliyim,ve size soz veriorum bu filmin yazisi(story) yalandir.america ve israel bu islerden irana dolayi cok yapmis….hich inanmayin hich.ben bilmiyorum turkiyede de “anti zion” olanlari varmi yoksa yok?! iranla turkiye arkadas ama turkye bunu pozacak…kendi islaminizin kadrini bilmez lazim….bir az tarihinize baksaz gorersiniz israel neler yapmaya calisir…gercekden hala de bitmemis isi…tarihinizi okuyun…tesekur ederim kiymetti arkadaslar ;)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir