33. İstanbul Film Festivali 33istfilmfestöneriler

Published on Mart 10th, 2014 | by Burak Hazine

İstanbul Film Festivali 2014 Önerileri: Kaçırılmaması Gereken 11 Film

Share Button

Bu sene 5-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. 20′den fazla bölümde toplamda 200′den fazla filmin gösterileceği festival, geçtiğimiz senelerden farklı olarak toplamda 8 salonda seyirci ile buluşacak. Sinefilleri doyuracak filmlerin yanı sıra söyleşiler, sinema dersleri ve atölye çalışmaları da yine festival kapsamında yer alacak. İstanbul Film Festivali 2014 Önerileri ise bu dopdolu etkinlik için kafası karışanlara biraz olsun yardım etmek için var. Unutmayın, festival biletleri 22 Mart Cumartesi günü satışa çıkacak ve hızla tükenecek. O yüzden plan ve programlarınızı yapmakta acele edin.

33. İstanbul Film Festivali hakkındaki tüm detaylar için buraya tıklayın.

Festivalin daha önceki sürümlerinden tanıdık isimlerin yeni filmleri, dünyaca ünlü yönetmenlerin ödüllü eserleri, dünyanın dört bir yanındaki festivallerden övgü toplamış onlarca yapım arasından on tanesini seçip festival önerisi olarak sunmak (tahmin edersiniz ki) çok zor. Daha önceki festivaller için öneri listesi hazırlarken önemle vurguladığım bir şeyi, 33. İstanbul Film Festivali için de vurgulayacağım. Öneriler, herkesin bildiği ve seyredeceği (seyretmesi gereken); tabiri caizse festivalin demirbaşları niteliğindeki filmleri kapsamayacak. O sebeple Wes Anderson‘ın Berlin’de büyük jüri ödülü kazanan son filmi Büyük Budapeşte Oteli, İçimdeki Yangın ile herkesin suratına okkalı bir tokat atan Denis Villeneuve‘ün son filmi Düşman(yönetmenin festivalde gösterilecek bir diğer filmi Tutsak, geçtiğimiz günlerde ülkemizde DVD formatında satışa çıkarıldığı için listede kendine yer bulmayacak), en iyi film dahil dört dalda Oscar adayı ve festivalin açılış filmi Umudun Peşinde, Onur Ünlü‘nün son filmi İtirazım Var, Christoph Waltz’un başrolünde oynadığı Terry Gilliam imzalı bilim kurgu Sıfır Teorisi, festivalin yaşam boyu başarı ödülünü kucaklayan Andrzej Wajda imzalı Walesa, Lars von Trier‘in ülkemizde yasaklanan filmi İtiraf 1 & 2, Berlin’de Altın Ayı ödülünü kucaklayan Hong Kong yapımı İnce Buz, Kara Kömür filmlerini ne benim, ne de bir başkasının size önerme gibi bir durumu olamayacağı için esas listemize geçelim:

L’inconnu du lac (Göldeki Yabancı) – Alain Guiraudie

2013′ün en iyi 50 filmi listemin zirvesindeki yıldız, haliyle geçtiğimiz senenin en iyi filmiyle öneri listesine başlayalım. Fransız yönetmen Alain Guiraudie’nin son filmi Göldeki Yabancı, ölüm, cinsellik, eşcinsel kültürü ve dostluk kavramlarına yaklaşımıyla hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden büyük övgü topladı. Göldeki Yabancı, Mayıs 2013’te Cannes’da prömiyerini yaptığı Belirli Bir Bakış bölümünde en iyi yönetmen ödülünün yanı sıra eşcinsel palmiye ödülüne de layık görüldü. Hitchcockvari bir cinayet gizemi etrafında kurgulanan filmin tamamı bir yaz mevsiminde, bir çıplaklar plajında geçiyor. Unutmadan, filmin başrol oyuncusu Christophe Pau da festivale katılacak!

stranger by the lake

3 Oyunculuk Egzersizi (Trois exercices d’interprétation) – Cristi Puiu

Bay Lazarescu’nun Ölümü filmiyle tanınan Romen yönetmen Cristi Puiu’nun son filmi 3 Oyunculuk Egzersizi, adından da anlaşılacağı gibi oyunculuk öğrencilerine yönelik bir egzersizin filmi. Puiu, 2012’de Toulouse’da Les Chantiers Nomades okulu tarafından bir atölye çalışması için davet edildiğinde ders vermek yerine böyle bir film çekmeyi tercih eder. Oyunculara Rus şair ve filozof Vladimir Solovyov’un Üç Konuşma adlı yapıtını uyarlayarak verir ve doğaçlamalarla bu yapıtı oynamalarını talep eder. Hem hayat hem de felsefe ve oyunculuk üzerine olağanüstü ilginç bir deneme–belgesel–film.

3 oyunculuk egzersizi

Elyazmaları Yanmaz (Dast-Neveshtehaa Nemisoosand) – Mohammad Rasoulof

2013 Cannes FIPRESCI Belirli Bir Bakış Ödülü alan Elyazmaları Yanmaz, İran rejiminin 21 yazar ve gazeteciye suikast planladığı 1995 yılında yaşanan gerçek olaylardan yola çıkarak çekildi. Filmde, yönetmen Muhammed Rasulof, İran’da uygulanan sansürü, zulmü ve otoriter rejimi, İran’da bir aydın ve siyasi tutuklu olarak yattığı hapishanede anılarını gizlice kâğıda aktaran yazar Kasra üzerinden anlatıyor. Altı yıl hapis cezasına çaptırılan ve film çekmesi yasaklanan yönetmen Muhammed Rasulof’a Ekim 2013’ten beri yurtdışına çıkma yasağı da getirildi. Can güvenlikleri açısından, film ekibinin isimleri gizli tutuluyor.

0comp_longs_ManuscriptsDontBurn_1.f83fb4d2f041bb3ec45450d98cd9acf5_mini

Tom Çiftlikte (Tom à la ferme) – Xavier Dolan

Kanadalı yazar, yönetmen ve oyuncu Xavier Dolan’ın, Hitchcockvari bir psikolojik gerilim olan dördüncü uzun metrajlı filmi Tom Çiftlikte heyecanla beklenen yarışma filmlerinden. Venedik’te FIPRESCI ödülü alan filmde Dolan yine farklı bir film türünü deniyor. Xavier Dolan’ın “MK2–40. Yıl” kapsamında yine festival programında yer alan bir önceki filmi Laurence Anyways de Cannes’dan ödülle dönmüştü.

Tom-à-la-ferme-2-e1384615384570

Ben, Kendim ve Annem (Les Garçons et Guillaume à table!) – Guillaume Gallienne

Alışılmadık bir büyüme ve neşeli bir özyaşam öyküsü olan Ben, Kendim ve Annem, Fransız sahne sanatçısı Guillaume Gallienne yıllardır sahneye koyduğu tek kişilik gösterisini beyaz perdeye uyarlıyor. Hep kız çocuğu istemiş olmasına rağmen üç oğlu olan annesinin zamanla Guillaume’u kendi kendine eşcinsel varsayışını konu alıyor. Filmde hem kendi gençliğini hem de annesini canlandıran Galliene, cinsel kimliğinin oturması sırasında yaşadıklarına değinirken film boyunca eşcinsel film klişelerini ve büyüme öykülerini tiye alıyor. Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin Onbeş Günü bölümünün açılışını yapan filmi, 28 Şubat’ta verilen Cesar ödüllerinde En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu da dahil olmak üzere toplam 5 ödül alarak büyük bir başarıya imza attı.

1378722004(0)

Kefaret (Redemption) – Miguel Gomes

Dünya festivalleri bölümünde, 2013’te Tabu adlı filmiyle uluslararası başarı kazanan ve bu yıl Venedik Film Festivali’nde gösterilen Miguel Gomes’in son kısa filmi Redemption (Kefaret) var. Festival kapsamında Meksikalı yönetmenin Cântico Das Criaturas (Tüm Varlıkların İlahisi), 31, Inventário De Natal (Noel Hediyeleri) ve Entretanto (Bu Arada) adındaki kısa filmleri de Kefaret’le birlikte gösterilecek.

kefaret

Ida (Pawel Pawlikowski)

Polonya’da Nazi işgali ile Holokost’un acı izlerini süren bir hikâye anlatan Pawel Pawlikowski’nin son filmi Ida, uluslararası festivallerde birçok ödüle layık görülerek 2014’ün en iyilerinden olmaya doğru yol alıyor. Londra, Les Arcs, Gdynia ve Varşova film festivallerinden en iyi film, Toronto’da ise FIPRESCI Ödülü’nü alan Ida, ayrıca Les Arcs Film Festivali’nde her iki başrol oyuncusu Agata Kulesza ve Agata Trzebuchowska’ya da en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazandırdı. 1960’larda Polonya’da geçen, son derece çarpıcı görüntüleriyle dikkat çeken siyah–beyaz film, genç rahibe adayı Anna’nın son yeminini etmeden hemen önce aslında Yahudi olduğunu öğrenmesiyle değişen hayatını anlatıyor. Dipnot olarak belirtelim: Pawel Pawlikowski ve filmin başrol oyuncusu Agata Trzebuchowska da festivale katılacak.

ida

Scola Fellini’yi Anlatıyor (Che strano chiamarsi Federico, Scola racconta Fellini) – Ettore Scola

Bir ustanın diğer bir ustayla dostluğunu anlatması sinemada çok rastlanmıyor. Ettore Scola Fellini’yi Anlatıyor ise tam da böyle bir film. Hem çok yakın dost hem de iki meslektaş olan usta Federico Fellini’yle 8 kez Cannes’da yarışma başarısını gösteren efsane Ettore Scola’nın dostlukları beyazperdeye yansıyor. Hem İtalyan hem dünya sinemasına benzersiz bir bakış.

5762-che_strano_chiamarsi_federico_1_mini

Körlük (Blind) – Eskil Vogt

İstanbul Film Festivali’nin iki sene önceki versiyonunda Oslo, 31 Ağustos diye güzel mi güzel bir film seyretmiştik, hatırlar mısınız? Joachim Trier’in bu filminin senaryosunda imzası bulunan Norveçli sinemacı Eskil Vogt’un ilk uzun metrajlı filmi Blind (Körlük), görme duyusunu kaybeden bir kadının aklını da kaybetmemek için gerçekliğe sıkı sıkı sarılma mücadelesini işleyen gerilimli olduğu kadar mizah unsurlarını da kullanan bir dram. Görüntü yönetmenliğini Dogtooth (Köpekdişi)’nin kameramanlığını üstlenen Thimios Bakatakis’in yaptığı ve yalnızca görme hakkında değil yazma ve yalnızlık üzerine bir film de olan Körlük, Sundance’de senaryo ödülü kazandı.

körlük

Nükleer Santral (Grand Central) – Rebecca Zlotowski

İlk uzun metraj filmi Belle Epine ile tanıdığımız Rebecca Zlotowski’nin ikinci filmi Nükleer Santral işçi sınıfının dramını bir yasak aşk üzerinden anlatıyor. Oyuncu kadrosunda Mavi En Sıcak Renktir filminin başrol oyuncularından Léa Seydoux ve Asghar Farhadi’nin son filmi Le Passé’de yer alan Tahar Rahim’in yer aldığı film Viyana Film Festivali’nde FIPRESCI ödülünü almıştı. Nükleer Santral, başrol oyuncuları hatırına listeme girmeye hak kazandı.

nükleer santral

Ben O Değilim (Tayfun Pirselimoğlu)

8. Roma Uluslararası Film Festivali’nde Tayfun Pirselimoğlu’na en iyi senaryo ödülünü kazandıran Ben O Değilim, festivalin Altın Lale ulusal yarışma bölümünde yer alıyor. Yönetmenin önceki filmi Saç, başta İstanbul Film Festivali olmak üzere pek çok festivalden ödüllerle ayrılmıştı. Başrolde ise geçtiğimiz senenin yıldız oyuncularından Ercan Kesal yer alıyor. Türkiye sineması seçkisinin kaçırılmaması gereken filmlerinden Ben O Değilim.

Bonus Etkinlik: Asghar Farhadi Sinema Dersi

Bir Ayrılık filmiyle önce Berlin’de Altın Ayı’yı kucaklamasının ardından ülkesi İran’a yabancı dilde en iyi film Oscar ödülünü kazandıran ve bir sonraki filmi Geçmiş’le Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan yönetmen Asghar Farhadi festival kapsamında bir söyleşi gerçekleştirecek. Festivalin Uluslararası Altın Lale yarışmasının jüri başkanı olan Farhadi, festival kapsamında vereceği bu sinema dersinde sinema anlayışı ve filmleri üzerine bir sohbet gerçekleştirecek.

Asghar-Farhadi-separation

Son söz: Sinema bu, insan dayanamıyor -hele ki işin içine festival girince her şeyi seyretmek istiyor. O yüzden Frank, Çöldeki İzler, Şeytanın Düğümü, Son Hain, Diplomasi, Dışişleri ve Durgun Hayat filmleri de aklınızın bir köşesinde yer alsın.


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, oldukça uzun sürecek bir tıp eğitimi maratonuna başladı. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: info@sinematopya.com



One Response to İstanbul Film Festivali 2014 Önerileri: Kaçırılmaması Gereken 11 Film

  1. Serpico says:

    Abi bilmiyorum, daha önce böyle bir durumla karşılaştınız mı; gelmesini çok istediğim Oktober November (ki Götz Spielmann’ın son filmidir) festival programında yer alamadı.
    Bu film vizyona da girmedi bizde, girecek gibi de gözükmüyor.
    BaşkaSinema’da da yok.
    Filmi internette de bulamıyorum.
    Öyleyse nerede izleyebilirim bu filmi ben? Hiç kimsenin göstermediği filmleri gösteren bir organizasyon falan var mı acaba?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Current ye@r *

Back to Top ↑