Uri Sunhi (2013) Hepimizin Sevgilisi

Cannes Film Festivali’nin sevilen isimlerinden, Güney Kore sinemasının yeni aranan çocuğu Hong Sang-soo’nun 2012 tarihli Başka Bir Ülkede filminin ardından çektiği Hepimizin Sevgilisi, dünya sinemasının minimalist örneklerinin yönetmenlerin usta ellerinde yoğrularak geldiği noktayı göstermek için yılın önemli yapımlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Sang-soo, önceki filminde Isabelle Huppert’ı tatil yapan bir yönetmen tiplemesiyle karşımıza çıkarmış, aynı oyuncuları farklı dört senaryo üzerinde yarımşar saatlik bölümlerde buluşturarak karmaşık gözüken basit bir eseri önümüze servis etmişti. Yeni filminde de yönetmen olmak isteyen bir kızın üç erkekle yediği haltları küçük mizah elementleriyle, aynı mekanlarda farklı karakterleri buluşturarak karmaşık gözüken bir ilişki ağı çizerek basit bir hikayeye indirgeyip ele alıyor.

Filmde her şeyin ve herkesin etrafında döndüğü Sunhi karakteri, okuldaki hocasından yabancı bir ülkede öğrenim görebilmesi adına bir referans mektubu yazmasını istiyor. Tüm olaylar bu şekilde başlıyor. Hocasıyla anlaştıktan sonra bir tavuk restoranına gidiyor, camdan bakarken eski sevgilisini görüyor ve yanına çağırıyor. İkili bir yandan tavuk yeyip diğer yandan soju denen geleneksel içkilerini yudumluyor. Sarhoş olduklarında eski sevgilisi, Sunhi’ye hala aşık olduğunu itiraf ediyor ama genç kız, çocuğu oracıkta bırakıp gidiyor. Duruma sinirlenen çocuk, eskiden yakın arkadaşı olan fakat şimdilerde pek sık görüşmediği bir diğer sinema öğrencisiyle görüşmeye gidiyor. Bu sırada kendisine yazdığı referans mektubunu beğenmeyen Sunhi, hocasından yeni bir mektup yazmasını istiyor fakat konuşma esnasında ikili arasında bir çekim oluşuyor. Genç kız yaşadıklarının ardından üst dönemindeki bir arkadaşıyla görüşüyor, işin garip tarafı onunla da sarhoş olup yakınlaşıyor. Başlangıçta karmaşanın hakimiyetini estirdiği bu çarpık ilişkiler, zamanla Sunhi’nin etrafında birbirinden habersiz şekilde dönen üç erkeğin şapşal eylemlerine dönüşüyor. İşin tuhaf yanı, birbirlerini tanıyan bu erkeklerin her birinin Sunhi’yi bir diğerinin tanıdığından bihaber oluşu. Elbette durumu fark etmeleri fazlasıyla uzun sürüyor, bu süreçte Sunhi de istediği şeyleri elde ediyor.

OUR_SUNHI_SUB_MAIN

Sang-soo’nun yaratıcı mizahi betimlemelerine daha önce de tanıklık edenler, onun yazdığı bu ilgi çekici hikayeler kadar yönetmenlik becerileriyle de filmlerinde ağırlığını hissettirdiğini bilir. Hareketli kameradan elinden geldiğince kaçınan yönetmen, zoom in ve out tekniklerini kullanarak karakterlerin repliklerinde konu ve duygu değişimlerine gideceğinin sinyallerini vererek alışılagelmişin dışında bir kural benimsiyor. İkili gruplar halinde tavuk yeyip içki ve sigara eşliğinde muhabbet etmek dışında pek fazla bir şey yapmayan karakterlerini kadrajına alırken aksından kaymaya mahal vermeden, tek planda hareket ediyor. Bu noktada yönetmenin teknik başarısının yanında yazınsal alanda ihtiyaç duymadığı detayların da önemi ortaya çıkıyor. Hepimizin Sevgilisi minimal bir komedi gibi gözükse de yönetmenin karakterlerine atadığı görevler ve onların bu görevleri yerine getirirken sırtladığı yükler, filmin basit gibi gözüken senaryosunun esasında ne kadar ağır bir anlatımla şekillendiğinin farkına varmamıza yardımcı oluyor. Farklı mekanlarda, farklı ikililerle ironik şekilde benzer diyaloglar yazan Sang-soo, bir yönetmenin filminde el atması gereken her ince detayın hakkını sonuna kadar veriyor. Haliyle Hepimizin Sevgilisi, dışarıdan gözüktüğü minimalliğin ötesinde iç yüzünde ağır ve meşakkatli bir işin ürünü olarak öne çıkıyor. Oyuncuların gösterişten uzak performansları da filmin bu özelliğine katkıda bulunuyor. Sonuç olarak antidepresan görevi gören Hepimizin Sevgilisi için kurallarına uygun bir yönetmen sineması örneği olduğunu, başrolünde ise Sang-soo’dan başkasının oynamadığını söylemek gerek. Belki ilk bakışta sıradan bir komedi olarak gözükebilir ama her bir elementin üzerinde düşünülmesi durumunda saklı cevherin kendini göstermesi, üç erkeğin nasıl kandırıldıklarını çözmeleri kadar uzun sürmeyecektir.

Diğer yazıları Burak Hazine

Halley (2012) Kuyruklu Yıldız

Bir spor merkezinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Alberto, uzun yıllardır çektiği amansız...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir