Walesa (2013)

2000 yılında Amerikan Film Akademisi’nin, yarım asırlık kariyerinden dolayı Onur Oscarı verdiği Andrzej Wajda’ya bundan on dört yıl sonra bir diğer yaşam boyu başarı ödülü de İstanbul Film Festivali’nden geldi. Her ne kadar sağlık problemleri sebebiyle ödülünü onun adına son filmi Walesa’nın yapımcısı alsa da festival seyircilerine bir video mesaj gönderen usta yönetmen, Polonya tarihinin önemli bir figürünü ele aldığı son filmi üzerinden Leh sinemasından bahsetti. Tüm dünyanın saygı duyduğu sinemacılardan biri olarak Wajda’nın doksanına direk dayamasına rağmen hala umarsızca film üretmesi takdire şayan olsa da ilk kez Venedik’te gösterildikten sonra orada da ödüle layık görülen son filmi hakkında pek güzel şeyler söylemek mümkün değil.

Walesa0-1-1

Komünist sosyalist rejimin yıkılmasına ön ayak olan, ülkedeki on milyon işçinin çıkarlarını gözeterek Polonya tarihinde ciddi işlere imza atan Lech Walesa’nın politik yaşantısının başlangıcına odaklanan Walesa, aynı zamanda bir aile babası olan karakterin her iki kimliğini dengele(ye)me(me) çabasını anlatıyor. Çalıştığı tersaneden kovulduktan sonra elektrik işiyle ilgilenen bıyıklı adam, işçilerin haklarını yiyen yönetime karşı her eyleminde; daha doğrusu hiçbir şey yapmasa dahi rejimin prensipleri gereği, birkaç gecelik hapis cezası yiyor. Bunun yanında çok sevdiği karısı ve on yıllık süreçte doğacak toplamda altı çocuğuna ise pek fazla vakit ayırdığı söylenemez. Daha doğrusu Walesa’nın artık grevde hakkını arayan vatandaşlar için önemli bir temsil haline gelmesiyle birlikte ailesini ikinci plana atışına tanıklık ediyoruz. Tüm bunlar filmde, karakterin yakın geçmişte ülkenin en ünlü ve en sert gazetecilerinden birine verdiği röportaj sayesinde geçmişe giderek tanıklık ettiğimiz anılar olarak ele alınıyor.

Walesa.ManofHope0Kurgu açısından problemleri olan Wajda filmi Walesa’nın senaryosu da pek güçlü denemez. Her detayın oldu bittiye getirildiği hissi, karakter hakkında pek de fazla bilgiye sahip olamamıza yol açıyor. Film, politik bir figürün temellerini ele almaya çalışsa da en büyük çuvallamayı bu noktada yaşıyor. Tarihsel süreci kronolojiye uygun olarak yansıtmaya çalışan yönetmen, ne yazık ki çok yanlış noktalarda hikayeyi detaylandırmayı uygun görüyor. Basit bir işçi olan Walesa’nın yalnızca ağzı laf yaptığı için küçük bir grup tarafından iddialı bulunmasıyla bir anda milyonların sözcüsü haline gelmesi süreci pek de tatmin etmiyor. Yükseldiği hızla halkın gözünden düşen adamın çöküşü ve küllerinden tekrar doğuşu kısmı ise tam bir muallak. İşin kötü tarafı bir tarafında ailesi, diğer tarafında politik bakış açısı bulunan bir adamın hikayesini seyrederken dengelerin bozulduğunda ağırlığın diğer tarafta olmasını beklerken o konuda da hayal kırıklığı yaşıyor oluşumuz. Walesa’nın karısıyla, altı çocuğuyla olan ilişkisi neredeyse tamamen silik durumda. Onu çok seven, layık görüldüğü Nobel ödülünü onun için teslim almaya giden bir kadın var; üstelik bu kadının Lech Walesa ile çeşitli problemleri de var. Lakin Wajda’nın bu tarihi figürün özel yaşantısının sınırlarına girme niyeti hiç yok, olmamış da. Haliyle ikili denge bir çekilde kurulmuş oluyor fakat ikisine de önem verildiğinden değil, verilmediğinden ötürü gerçekleşiyor. Sonuç olarak seyircinin seyrettiği düz, basit, katkısı olmayan, tarafsız bir tarihi belgeselden öteye geçemiyor.

Filmin ancak belgesel kıstaslarında değerlendirilebiliyor oluşu Wajda’nın hikaye anlatıcılığında artık başarısız bir sürece girdiğinin göstergesi. Elbette ilerleyen yaşıyla birlikte doğan bir gelişme bu fakat biyografik özellikler taşıyan filmlerin bu şekilde riske atılması pek de olağan karşılanmamalı. Seyir zevkini olumlu etkileyen tek elementin Walesa’ya hayat veren Robert Wieckiewicz olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor. Yetenekli oyuncunun ne kadar başarılı olabileceğini Holland’ın Oscar adayı In Darkness’ı seyredenler az çok tahmin edebilir. Onun dışında Walesa için övgüye değer pek fazla nokta olduğunu söylemek zor. Wajda’nın kariyerinin sonuna yaklaşırken cesurca bir adım atması kayda değer ve saygıyla karşılanmalı fakat film bazında bakıldığında ne yazık ki ciddi bir başarısızlık söz konusu.

Diğer yazıları Burak Hazine

Philomena Fragmanı

Yönetmen: Stephen Frears Oyuncular: Steve Coogan, Judi Dench, Charlie Murphy Vizyon tarihi: 1 Kasım 2013 Fragman...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir