Eleştiri

Published on Haziran 3rd, 2014 | by Burak Hazine

Edge of Tomorrow (2014) Yarının Sınırında

Share Button

Eğer Doug Liman’ın ismini daha önce duyduysanız bunun sebebi ya Mr. & Mrs. Smith’tir ya da Bourne üçlemesinin yapımcılığını üstlenmiş olmasıdır -ki ikincisini bilmek için biraz tuhaf olmanız gerekiyor. Bilim kurgu dünyasıyla hayli içli dışlı bir sinemacı olan Liman’ın beyazperdedeki son yönetmenlik denemesi Yarının Sınırında, (artık vaktinin geldiğini düşünüyor olacak ki) kendisinin bugüne kadarki ilk uzaylı temalı filmi. Hiroshi Sakurazaka imzalı All I Need Is Kill isimli romandan uyarlanan filmin senarist kadrosunda Olağan Şüpheliler’in Oscar ödüllü yazarı Christopher McQuarrie de mevcut. Hollywood’un uzunca bir süredir yüksek bütçeli aksiyon filmlerindeki ilk tercihi olan Tom Cruise’un başrolü yükselen yıldız Emily Blunt’la paylaştığı Yarının Sınırında, her ne kadar işinde usta bir ekip tarafından yaratılmış ve sergilenmiş gibi dursa da bilindik Hollywood felaket filmlerinin belli başlı vazgeçilmez unsurlarının hapsinde seyrediyor oluşu dolayısıyla vasattan öteye gidemeyecek bir yapım.

Filmin hikayesi oldukça sıradan başlıyor. Almanya’ya düşen bir meteor vasıtasıyla dünyaya inen uzaylılar, kısa sürede kıta Avrupa’sına hükmediyor. Doğuda Çin ve Rus orduları bu ilerleyişi durdurmak için mücadele verirken batıda ABD ile İngiliz orduları işbirliği yaparak bu hızlı, güçlü, yok etmesi bilindik silahlarla hayli zor olan yaratıkları durdurmaya çalışıyor. Okyanusu aşarak Birleşik Krallık’a gelen ABD subayı Cage (Tom Cruise), İngiliz generalin emriyle kısa bir süre sonra düzenlenecek Fransa çıkarmasının intihar ekibine gönderiliyor. Gerçekte kim olduğunu ve bir er olarak savaşa katılamayacağını ordudakilere açıklamaya çalışan Cage, amacına ulaşamıyor ve sonraki günkü çatışmada, oldukça kısa bir sürede alfa bir uzaylı yaratık tarafından öldürülüyor. Sonra birdenbire, bir gün öncesinde zorla orduya getirildiği ana dönüyor ve önceki gün yaşadığı her şeyi an be an, aynı şekilde tekrar yaşıyor. Bir kez daha savaşa gidiyor, bir kez daha ölüyor; tekrar aynı şekilde canlanıyor ve savaşa gidiyor. Bu olaylar silsilesi rutine bağlayınca bir şeylerin ters gittiğini anlayan subay harekete geçiyor ve kendisini öldüren alfa uzaylının kanıyla bulaş ilişkisine girdiği için zamanı kontrol etme yetisini kazandığını öğreniyor. Vakti zamanında Cage ile benzer kaderi paylaşan Rita’nın da yardımıyla uzaylıların kökünü kazıyacak hayli zor, pek çok kez ölüp baştan dirilmeli bir maceraya atılıyor.

edge_of_tomorrow

Filmde Cage ve Rita’nın yaşadığı gerçekte pek bir uzun fakat kurgusal anlamda seyirci için hızlı bu zahmetli maceranın kendisi kadar zor aslında Yarının Sınırı’nın hikayesini anlatabilmek. Esasında öyküsel anlamda senaristlerin elinde çok kıymetli bir bilim kurgu eseri olduğu aşikar fakat kendilerinin bunu beyazperde için uyarlarken ne kadar titiz davrandıkları da muallak. Muhtemelen yapımcıların baskısı altında çalıştıkları için ucuz-dünyayı-kurtaran-adam oyunlarını özellikle filmin son bölümlerine itinayla yerleştiren ekibin bilim kurgu ve aksiyonun bol olduğu bu esere mizahı adabıyla yerleştirmiş olması ise övgüye değer. Ayrıca filmi seyrederken bir takım çıkarımlar yapmaya çalışıp da kafalarda soru işareti kalması oldukça muhtemel fakat bunların hangi noktalarda kendini belli ettiğini söylemek sürpriz bozanlık yapmaktan başka bir şey olmayacağı için değinmemekte fayda var -romanın finali hakkında bir fikrim yok fakat özellikle filmi bir finale bağlamak için yapılan senaryo numarasını, hikaye kurgusu dahilinde mantıksal bir çerçeveye oturtmak ne yazık ki pek mümkün değil.

Yarının Sınırında için teknik açıdan sınıfı yüksek bir film demek de ne kadar doğru olur, bilinmez. Yaratılan uzaylı karakterleri, daha önce tanık olmadığımız bir formda; lakin yeni bilim kurgu örneklerinde başvurulan tek-organizma-tek-zihin metoduyla oluşturulmuş. Bilim kurgu sınırları dışında aksiyon sahneleri için kullanılan efektlerin de artık bu gibi filmler için standardize edilmiş olduğundan bahsetmeye gerek bile yok. Oscar adaylığı (en azından aday adaylığı) etmesi kuvvetle muhtemel bir ses işçiliğinden bahsetmekse gayet mümkün. :Kısaca üzerinden geçmek gerekirse Tom Cruise’un oyunculuğunda herhangi bir ilerleme gayesi olmadığı gibi, Emily Blunt’ın canlandırdığı karakteri için biçilmiş kaftan olabileceğini rahatlıkla dillendirebiliriz.

Filmin, bir takım az sayıdaki türdeşlerinin aksine felsefi bir boyutu söz konusu olmadığı, gişe amaçlı eğlencelik bir aksiyon/bilim kurgu örneği olduğu göz önünde bulundurulduğunda umduğunuzu bulamama gibi şeyler yaşamayacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim. Cruise’un bir önceki oyunculuk denemesi Oblivion’ın bilim kurgu türüne daha sadık bir hizmetkar olduğu düşünüldüğünde, Yarının Sınırında için süslenmiş ve gerçeküstü bir aksiyon demek daha doğru olacaktır.

Edge of Tomorrow (2014) Yarının Sınırında Burak Hazine
Senaryo
Teknik
Oyunculuklar
Yönetmen

Sonuç:

2.2


Kullanıcı Oyları: 3.6 (70 oy)


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: [email protected]



34 Responses to Edge of Tomorrow (2014) Yarının Sınırında

  1. oğugz güven says:

    yanlız imdbde 8.1 gibi bir filmin bizde 2.2 almasıda cok komik olmus

  2. mintoni says:

    filmi izlediniz mi?

      • mintoni says:

        bende izledim ve eleştirilebilecek belli başlı noktalar var ama yazınızda bunlardan eser yok maalesef. mesela omega ve alfa olayını daha fazla açıklayabilirlerdi. ayrıca aksiyon sahnelerinde çekim kötüydü. özellikle 3d ile izlerken bazen bir şey göremez oldum. onun haricinde bizim gibi bilimkurgu severleri tatmin edecek bir film ve verdiğiniz o puanı haketmiyor bence. bu yazın gizli hazinelerinden biri ve içinde barındırdığı mizah ögeleri ile de sadece belli bir kesime de hitap etmiyor. belki bu da eleştirilebilir. biraz yolundan saptığı için. ama oblivion gibi plana sadık kalınca da pek tutulmuyor filmler ki keşke oblivion iki filmlik seri olarak çekilse ilki işgali anlatsa diye hergün hayıflanırım. iyi seyirler

  3. murat says:

    doug liman ın ismini biliyorum bay bayan smith de izledik boure serisinin ilk filmini yönettğinide biliyorum yapımcısı olduğunuda..sence burda senin yazdıklarını kimler okuyo sinemedan anlamayan insanlarmı..o ilk satırları yazdığın için tuhaf olan sensin..burda ilerleme kaydetmek istiyosan kelimelerini dikkatli seçmelisin..

  4. borr says:

    Okudugum en sig elestiri. Ya da film ozeti mi demeliydim?

  5. serkan says:

    Yorumun linkini imdbden temin ettim, ve daha yorumu okumadan dedim ki kendi kendime ” türk sinema yorumcuları neden sürekli beğenmeme eğilimindeler, muhtemelen bu yorumda yerden yere vuracak”. Ve dediğim oldu, imdb den 8 küsür puan alan filme 4 kusur puan. Vasatta öteye gidemeyen bir filmmiş. Filmi şimdi savunmayacağım, ki son zamanlarda en beyegndigim filimlerden( bu arada film hastasıyım çok fil izlerim kolay beyenmem). Bir istatistik çalışması olarak düşünün ( gerekk yorum sahibi gerek okuyanlar) türk eleştirmenler hangi filimleri beyeniyorlar beğenmişler yurt dışında aynı filmler nasıl elestirilmiş. Hatırlayan varmı bilmiyorum matrix 2 filmini izlerken böyle film olmaz deyip beyenbeyip yarısında salonu terk eden yönetmenlerimiz vardı. :) bakış açımızda sağlıklı olmayan objektif değerlendirmemizi engelleyen bazı durumlar var. Ve bence çok sağlıklı değil. Bu sebeble genelde yurtdışı eleştirileri daha çok okuyorum. Ne yazıkki.

    • Burak Hazine says:

      BeYendiYim filmleri merak ediyorsanız blogda küçük bir gezintiye çıkabilir ya da ilköğretim hayatınıza geri dönüp Türkçe ders kaynaklarını gözden geçirebilirsiniz.

  6. Ali says:

    Film çoğu bilim-kurgu filminin üzerinde bir yapım.Bence verdiğiniz bu oyu kesinlikle haketmiyor.8/10

  7. berkkocak says:

    Kesinlikle harika bir film. Gerek hikaye gerek oyunculuk 10 üzerinden 9’a layık.

  8. C.E.L.L says:

    Bence mükemmel bir film 10 üzerinden 9 veriyorum bilimkurgu hatsafhada izlediğim en iyi bilimkurgu filmlerinden biri bence ve 2. serisi çıkıcakmı onu merak ediyorum umarım çıkar

  9. [email protected] says:

    he anam he vasattan oteye gıdemeyecek yapım he, sikimsonik filmlere yuksek puan verip, iyi filmlere düşük puan vermek moda olmuş, ya da marjınallık yapayım derdındesınız

    • Burak Hazine says:

      Ya da sen açık açık sinemadan anlamıyorsun.

      • [email protected] says:

        hehe doğru, ben, burda oy veren 20 küsür kişi ,binlerce yuksek not veren imdb kullanıcısı-yuksek not veren metascore yazarları -yuksek not veren onlarca sınema blogu yazarı hiçbirimiz anlamıyoruz , bi sen alıyorsun , afferin sana , garibim…

        • Burak Hazine says:

          Yüksek not veren “metascore yazarı” ne demek bilmiyorum, muhtemelen kimse bilmiyor ama eleştirmenlerin yüksek not vermediği kesin. Senin “anlamadığın”, üslubundan ve kullandığın kelimelerden zaten anlaşılıyor. Kimse, hiçbir şekilde “marjinallikten” ötürü filmleri kötülemez ya da göğe çıkarmaz. Zevkler ayrıdır, onun dışında göze göz denir. Bu filme de dedim. Sen IMDb ve vasıfsız “bloggerlara” sırtını dayamaya devam edebilirsin.

          • [email protected] says:

            vasıfsız bloggerların birçok eleştirisi sizin en ıyı eleştirinizden daha ıyı , kendınızı bulutların otesınde gormeye devam edın

          • Burak Hazine says:

            Gocunmak için nelerin gerekli olduğunu hepimiz biliyoruz, belli ki sizde ondan bolca mevcut. Geçmiş olsun.

  10. kaspar hauser says:

    kardeşlerim şu sizin sevdiğiniz bir şeyi beğenmeyene saldırma işinden bir vazgeçin. her ne kadar bu filmin bir sanat eseri olduğu tartışmalı da olsa, sanat eserlerini yorumlama konusu tamamen kişisel kriterlere hatta çoğu zaman keyfiyete bağlıdır. bilimsel kuramlar kadar objektif değildir. bakın size küçük bir örnek vereyim: dünyanın en sevilen ve beğenilen filmlerinden olan Titanic filmini efsane yönetmen Robert Altman eleştirileriyle yerin dibine batırmıştır. Benzer şekilde Spielberg’in Schindler’s List filmini de bir diğer efsane yönetmen Godard çok ağır eleştirmiştir. Kısacası sanat dünyası böyle şeylerle dopdolu. O yüzden şu hazımsızlıktan vazgeçelim. Bırakın insanlar yazsın, sorgulasın, eleştirsin. Siz yine severek izleyin ve yapılan her türlü yorumun göreceli olduğunu unutmayın.

  11. hakan says:

    Film on numara bu kadar eleştirilmesi saçma 2 heyecanla bekliyorum

  12. ferdi says:

    Her film de olduğu gibi bu film içinde eleştiri yapılır, ama bütün İnternet sitelerindeki almış olduğu olumlu yorumlar izleyicilerin bu filmi ne kadar beğendiklerini açıklıyor. Film 8.1/10 hak etmiş bir film ince detayları es geçelim 3d daha gelişmedi 3d her filmde tutmuyor. Herkesin beklediği devam filmi ile kesinleştirmiş olacağız. İyi seyirler..

  13. Erkan says:

    Bu filme vasat diyen eleştirmenin filmi izlediğini düşünmüyorum herkese hitap etmiyo olabilir ama vasat olarak nitelendirmek gerçekten filme hakarettir gerek tom cruise oyunculuğu gerekse filmin senaryosu ve yönetmenliği gerçekten çok güzel

  14. intihar says:

    Burak bırak bu atarı gideri iyi film işte 4.4 nedir 6 vereydin lan bari o kadar dandik film var ben sinemadan izlemiştim ve izlediğim için mutluyum filmle ilgili ilginç bir şey (bişey yazmıştım ama düzeltiyim dedim, yoksa “ilkokul” yıllarıma dönmemi rica edebilirsin, çokta umrumdasın) paylaşsaydında şu yazı bir işe yarasaydı. Eleştirinin anlamının “kötülemek” olmadığını öğren belki ilkokul yıllarında sözlük vermemişlerdir eline.O kadar güzel bir filmden tek bir iyi satırla bahset lan bari (ses dışında,iyilerken bile kötülemişsin o ayrı)
    sonuç olarak blogu kapat ve intihar et

  15. sedat says:

    Yazını okuma gereği bile duymadım . Kayda değer bir şey olduğuna inanmıyorum . Sanat sanat için değil sanat halk içindir. İnsanların beğendiğini beğenmiyorsan daha iyisini yapın da sanatçı diyelim . Tebrik edelim . Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyorsan da o senin görüşün . Bu ilk ve son bu siteye girişim .Başarılar

  16. Eralp says:

    Burdaki tüm arkadaşları, aşağıda vermiş olduğum linkte The Guardian’ın eleştirmeninin verdiği 4/10 puanı incelemeye, ve o eleştirmene de buradakinden beter çemkirmeye davet ediyorum, The Guardian adam değildir!

    http://www.theguardian.com/film/2014/may/29/edge-of-tomorrow-film-review-tom-cruise

  17. nuri says:

    diren burak!

  18. Mikat says:

    Filmi gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim.

  19. bayan çok bilmiş :) says:

    2.2 yi layık gördügün oran çok düsük bence ve türkiyedeki cekilen filmlerle kıyaslarsak bence 5 yıldızı hak ediyor yarının dünyası evet belki yurt dısında diger filmlerle kıyasla mükemmel olmayabilir ama vasat ötesi oldugunu düsünmüyorum sonucta yapımcı filmi sadece sinema egitimi almıs kisiler izlesin diye degil halk izlesin film gise yapsın diye ceker hem film oscar da aday olmus vasat bi film icin bu cok iyi degil mi böylece bu filme vasat diyemecegini savunuyorum sonucta vasat bi filmi neden oscar da aday yapsınlar ki ben bilim kurgu filmleri severim ve bi filmi izlerken heyecanlanırsam benim icin güzel önerilebilir bi film olur seninle aynı fikirde degilim bence yabancı filmlere elestiri yapacagına türkiyede cekilmis vasat ötesi filmlere yorum yap birazda..

  20. bayan çok bilmiş :) says:

    Filmin adını yanlış yazmısım haaaas :D :D
    Neyse sen anladın zaten :D YARININ SINIRINDA : D hahaaaa :D

Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑