Nefes Kesen 10 Amerikan Bağımsız Filmi

Her ne kadar sinemanın özü olsalar da, ne yazık ki stüdyo yapımlarının gölgesinde kalmaya devam eden lakin sadık seyirci tarafından her daim benimsenecek bağımsız sinemanın Amerikan hali bazı zamanlar beklenenden daha başarılı ve ilham verici olabiliyor. Dünya sinemasına yaptıkları katkılarla her zaman saygınlığını koruyacak yönetmenlerin genelde ilk denemelerinden oluşan Nefes Kesen 10 Amerikan Bağımsız Filmi listesi de bu ilham verici eserlere tarihsel bir bakış açısı oluşturmak adına kronolojik olarak Cassavetes’in çıkış filminden Benh Zeitlin’in tabuları yıkan yarı fantastik eserine uzanıyor. İyi okumalar!

Shadows (1959)

Yönetmen: John Cassavetes

shadows-1959-002-kitchen-scene-00m-y3t

“Niçin bir şeyler yapmıyorsun? Bir şeyler öğrenmiyorsun? New York’ta yapılacak binlerce şey var. Niçin farklı bir şeyler yapmıyorsun?” John Cassavetes’in kendisinin de rol aldığı filmleri beğenmeyip kameranın başına geçerek kotardığı Shadows’u elbette Hollywood’un stüdyo ekolünün dışında çekilen ilk film değil fakat onun kendin pişir kendin ye yaklaşımı, pek çok Amerikan yönetmenini harekete geçirmişti -o zamanlarda François Truffaut’nun Les Quatre Cents’inin Fransa’da yaptığı gibi. Kimilerine göre Fransız Yeni Dalga’sı Cassavetes’in bu filmiyle okyanusun öteki ucunda başlar. İlk önce oyuncuların gerçek isimleriyle, tamamen doğaçlama çekilen film daha sonra bir kez daha çekilmiş ve ilk versiyona göre büyük bir kısımda değişikliğe gidilmiştir. Bu yüzden emprovize halinden eser kalmamış. Doğaçlama halinin yanında caz müziği sinemada kullanarak pek çok alanda yeniliğe imza atan yönetmen bu filminde üç zenci kardeşi odağına alarak seyircisini New York’ta bir yolculuğa çıkarmıştır.

Night of the Living Dead (1968)

Yönetmen: George A. Romero

night-of-the-living-dead-1968-001-zombies-field-00m-fbc

George A. Romero imzalı Night of the Living Dead, modern korku sinemasının doğuşunu temsil eder. Hollywood’un 1930’lardan beri sinema seyircisine sunduğu bayağı eserlerin ardından Romero’nun bu nihilistik terörü daha önce görülmemiş bir örnekti. Uzlaşmaya kapalı soğukluğu ile bugünlerde bildiğimiz zombi filmlerinin temel taşlarını döşemesinin yanında 70’lerdeki slasher akımına da ilham vermişti. Amerika’nın o dönemlerdeki huzur bozan yapısına gerçekçi bir eleştiri getirmesi de cabası -hele ki filmdeki zenci kahraman Ben’in yürekli ve kışkırtıcı mizacı ile filmin vizyon tarihinden birkaç ay önce gerçekleşen Martin Luther King Jr.’ın katlini göz önünde bulundurursak.

Eğer ticari açıdan bakacak olursak, Night of the Living Dead, bugüne kadar yapılan en önemli bağımsız film olarak kabul edilebilir. Vizyona girdiğinde stüdyo dışında yapılan en başarılı korku filmi haline gelmesinin yanında hala tüm zamanların en çok hasılat getiren filmlerinden biri olma niteliğini koruyor. The Blair Witch Project ve Paranormal Activity gibi modern bağımsız korku örneklerine bakacak olursak, Romero’nun formülünün daha uzun süre işe yarayacağını söylemek mümkün.

Diğer yazıları Burak Hazine

Los Angeles Film Eleştirmenleri Ödülleri

En İyi Film: “The Descendants” Arkasından gelen: “The Tree of Life” En İyi Yönetmen: Terrence...
Devamı

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir