Starred Up (2013) Yüksek Risk

Hapishane temalı filmlerin şiddet olgusunu ele alış biçimleri bazı zamanlar rahatsız edici biçimde karşımıza çıkarken psikolojik gerilim türünde seyredenlerin sayısı da az değil. Ödüllü İngiliz sinemacı David MacKenzie’nin son filmi Yüksek Risk de ilk kategoride kendine yer edinmiş, hapishanede geçen bir baba oğul draması. Uzun yıllarını cezaevinde geçiren Neville’ın şiddet dürtüleri olağandışı oğlu Eric’in yetişkinler hapishanesine geçtikten sonra onu buradaki yaşam kurallarına alıştırma çabalarını anlatan film İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde adından sıkça söz ettirmişken ülkemizde gösterim şansı bulduğu 33. İstanbul Film Festivali’nin de nadide parçalarından biri oldu.

starred_up

Henüz yirmili yaşlarının başında olan genç oyuncu Jack O’Connell’ın hayranlık uyandıran performansıyla hayat verdiği Eric karakteri, baba figürünün büyüme döneminde ona yol gösterici görevi görmediğinden mütevellit şiddetin yağında kavrulmuş bir tipleme. Zaten transfer edildiği hapishanedeki psikolog Oliver’ın (Rupert Friend) gözlemleri de buna işaret ediyor. Bu yoksunluk döneminin travmatik etkisi yalnızca bu değil, Eric’in yaşadığı başka türde tacizler ve uyaranlar da mevcut. Hepsi bir araya geldiğinde insan doğasına aykırı bir şiddet dürtüsü meydana çıkmış, Eric’in öfke kontrolü artık denetlenemez ve altından kalkılamaz bir hal almış. Bu durum, henüz yeni geldiği yetişkinler hapishanesinde Eric’in başına kötü işlere yol açıyor fakat şans kendisinden yana gülüyor bazı zamanlar. Babası Neville’ın onu koruma içgüdüsünün boyutu, Eric’i çoğu zaman rahatsız etse de zamanla o da neyin ne olduğunu az çok anlıyor. Öfke kontrol seanslarında yaşadıkları da eklenince, esasında bu hapishane macerasının Eric için çok boyutlu bir büyüme ve gelişme evresi olduğunu görüyoruz. Çocukluğunda ihmal ve istismar edildikten sonra kontrolsüzlükten ıslah evine yollanan, sonrasında hapishaneye sevk edilen bir çocuğun fiziksel gelişimi normal formunda devam etse de duygusal gelişiminin her yönüyle eksik kalacağını tahmin etmek çok da zor değil. Eric, bu eksiklikler yüzünden hapishane maceralarında onun için fazlasıyla yeni uyaranlara maruz kalıyor ve zamanla bu uyaranlara karşı hissizleşmeyi öğreniyor. Yani hepimizin yaşantısının normal seyrinde devam edebilmesi için gerekli alışkanlıkları genç adam kendisi için acı bir mekanda, acı metotlarla öğrenmek zorunda kalıyor. Bu eylemler doğal bir gelişim seyir için her ne kadar anormal olsa da Eric’in güçlü yapısı hiçbir şekilde bitkin düşmemesine sebep oluyor. Babasıyla yaşadığı ilginç meseleler, hapishanenin müdürüyle ve görevlilerle yaşadığı trajikomik mevzular onun esasında ne kadar güçlü bir benliği (egosu?) olduğunu kanıtlıyor. Yirmili yaşlarına gelmemiş bir adolesanın, noksan gelişim noktalarına rağmen aşağılık kompleksi yerine egosunun oluşması dikkat çeken psikolojik bir ayrıntı.

starred-up-3

Daha önce sinema sektöründe kendine yer edinmeyen Jonathan Asser’ın kaleme aldığı senaryo genel anlamda başarılı. Güçlü, ayrıksı ve özgün bir baba oğul ilişkisini farklı boyutlarla ele alan bir gerilim örneği yaratan senaristin işi, yönetmenin sert ve çarpıcı anlatımıyla çekicilik boyutunu bir üst seviyeye taşıyor. Baba karakterine hayat veren Ben Mendelsohn, yan rolünde göz doldururken esas oğlanımız Jack O’Connell yaşına başına bakmadan seyircide hayranlık duygusu oluşturuyor. Sonuç olarak Yüksek Risk gözlerden kaçmaması gereken, başarılı bir ergenlik dönemi draması. Bu türün her daim tutunduğu aşk dalını kesip yerine güçlü bir baba oğul ilişkisi koyması, üstelik bunu layığıyla işlemesi de filmin yapı taşı.

Diğer yazıları Burak Hazine

Ernest & Celestine (2012)

Hem yetişkinler hem de çocuklar için yazdığı kitaplarla Türkiye’de ve tüm dünyada...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir