Transformers: Age of Extinction (2014) Transformers: Kayıp Çağ

Megan Fox’un seriden kovulması, Shia LaBeouf’un artık daha fazla dayanamayacağım diyerek bu gidişata bir dur demesinin ardından cebini Mark Wahlberg ile doldurmak için dördüncü kez bir Transformers filminin başına geçen Michael Bay, bir kez daha senarist Ehren Kruger’ın pek de yenilikçi olmayan metnine güvenerek yola çıkıp çocukluğunu kamyonlardan robot yaparak geçiren nesli sinema salonlarına doldurmak için  Transformers: Kayıp Çağ için düğmeye basalı aslında çok uzun zaman oldu. Oyuncu kadrosundaki değişiklikler bir sonraki film için planları değiştirse de ilk filmlerin getirdiği yüksek hasılat, Hollywood’un para, para ve para diye gezen yapım şirketlerinin gözlerinde Dolar sembolü gözükmemesi için hiçbir şey vaat etmiyordu. Sonuç olarak ortaya, beşincisi yolda olan Transformers serisinin en uzun ve muhtemelen sinemanın gerçek dışı elementlerini en iyi kullanan filmi çıktı.

Federaller tarafından insanoğlunun esas düşmanı ilan edilen Autobot’lar dünyanın dört bir köşesine dağılmış, Optimus Prime ise kayıplardadır. Kendi küçük çiftliğindeki laboratuvarında mucitçilik oynayan Cade Yeager, eski bir sinema salonunda bulduğu (haliyle Optimus Prime’ın ta kendisi olan) hurda tırı evine götürüp parçalarını kullanmaya karar verdiğinde ise istihbarat teşkilatı bir süredir aradığı bu esas düşmanın varlığından çoktan haberdar olmuştur. Cade, kızı Tessa ve kızının erkek arkadaşı Shane önce Optimus Prime’a yardım etmek, daha sonra onunla birlikte dünyayı dolaylı yoldan yok etmek için elinde güçlü bir silah bulunduran uzaylılardan kurtulmak için yara bere almadıkları, birbirlerine karşı olan sevgilerini ve aşklarını kafalarında netleştirdikleri bol gürültülü ve yıkımlı bir maceraya atılacaktır.

Transformers-Age-Of-Extinction-New-Poster-Background-1

Olay örgüsüne giren (uzaylı yahut dünyalı) pek çok karakter, üç saate yakın süresi boyunca Transformers: Kayıp Çağ’ın gidişatını pek çok yönde değiştirdiğinden mütevellit filmin konusu hakkında daha fazla bilgi vermek ne yazık ki mümkün değil. Lakin seriye hakim olanlar iyiyle kötünün savaşının varacağı boyutları, ihanetleri ve kötülüğün ardındaki vicdana ve iyiliğe yapılacak dokundurmaları yönetmenin bu efektlerle ayakta duran filmine nasıl yedireceğini az çok tahmin edebilir. Bir takım noktalarında tutarsız senaryosu ile deyim yerindeyse kendinden beklenenden fazlasını sunmayan Transformers: Kayıp Çağ, yapımcıların da umduğu gibi sinemada teknolojinin gelebildiği seviyeyi göstermek amacıyla yaratılmış bir eserden ötesi değil. Filmin senaryo yazım aşamasından son ütüsüne girene kadar sanat kaygısı güdülmediği konusunda herkes hemfikir olsa gerek. Tabii bu noktada sanata yüklediğimiz anlamın; ya da çağdaş sanatın sınırlarının nasıl çizildiğinin önemi büyük. Eğer incelikle işlenen efektleri ve ses tasarımı dikkate alınırsa Transformers serisinin bu dördüncü filmi için harikulade bir sanat eseri demek mümkün lakin iş onlarla sınırlı kalmadığından (en azından sinemaseverlerce kalmaması gerektiğinden) yorum daha farklı oluyor. Yine de yapım şirketinin salt olarak bu amaçla yola çıktığını hesaba katarsak Kayıp Çağ’ın oldukça başarılı olduğunu kabul etmek gerekir. Serinin önceki filmleri de malum konulardaki iddiasını Oscar adaylıkları ile göstermişti hatırlayacak olursanız.

Transformers: Kayıp Çağ’ın zaten beklediğimiz bu niteliklerinin yanında en büyük sürprizi Stanley Tucci. Autobot’ların gen haritasını çıkararak öz maddelerinden her şeyi yaratabilen bir yatırımcıyı canlandıran Tucci, kendisinden umulandan daha azını vermediği performansıyla filmin oyunculuk anlamında en olumlu yönünü yansıtıyor. Bir nevi tanrıcılık oynayan karakterinin mizahi yönü, diğer karakterlerin diyaloglarına serpiştirilen mizah ögeleri de hesaba katıldığında görsel şölen olarak değerlendirilmesi gereken filmin tuzu biberi oluyor. Sonuç olarak Transformers: Kayıp Çağ için (her zamanki gibi) göz mastürbasyonundan öteye gidemeyecek bir film demek doğru olacaktır. Beşinci filme yol açmak için hikayenin neredeyse yarıda kesilmesine rağmen hayli uzun süresince sizi bitmek bilmeyen yakma yıkma sahneleriyle baş başa bırakan film ekibi, öyle gözüküyor ki elinde mısırı, mısırı yoksa kontrastı en yüksek seviyedeki telefonu olan seyirci kitlesi için daha pek çok video eseri yaratmaya hazır.

Diğer yazıları Burak Hazine

WGA Adayları

The Artist, Shame, Martha Macy, Albert Nobbs, Drive, Margin Call, Tinker, Tailor,...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir