Animasyon

Published on Temmuz 15th, 2014 | by Burak Hazine

2000’lerin Dünya Animasyon Sinemasına Bakış

Sayfa: 1 2 3 4 5

Share Button

Animasyon deyince ilk olarak akla Pixar’ın, Dreamworks’ün, Disney’in yüksek bütçeli çalışmaları gelse de dünya sineması bu teknikle her zaman olağanüstü eserler ortaya koymuştur. Hatta öyle ki bunların önemli bir kısmı, Hollywood’un özgün adı altında pazarlanan animasyonlarından çok daha derin bir hayal gücüne, çok daha ürpertici bir zekaya dayanır. Pek çoğu kültürel etkileşimlerle insan ilişkilerine odaklı sosyal eserler olmakla birlikte, hepsinin ortak yönü sinemanın yalnızca kamera karşısında iyi performanslar sergilenerek ortaya konmayacağı konusunda hemfikir yaratmasıdır. Hollywood filmlerini bir kenara koyarsak, bu liste birbirinden kıymetli ve mutlaka seyredilmesi gereken dünya animasyon sinemasından örnekler sunuyor. Bu filmleri seyretmeden animasyonun sınırları zorlayan evrenine hakim olduğunuzu iddia etmek cesur bir hareket olacaktır. Listenin yalnızca 2000 ve sonrası filmlerden oluştuğunun altını çizelim. Fransız animasyonlarındaki sanatın, Miyazaki’nin kalemindeki büyünün etkisinde iyi okumalar!

12. Ernest & Celestine (2012)

Ernest-Célestine-2012

Akla gelip gelecek en sevimli animasyon filmlerden biri hiç şüphe yok ki Ernest & Celestine. Fransa-Belçika ortak yapımı ve komedi drama filmi Stéphane Aubier, Vincent Patar ve Benjamin Renner birlikte yönetiyor. Belçikalı yazar ve illüstratör Gabrielle Vincent’in aynı isimli çocuk kitabından uyarlanan Ernest & Celestine, farelerle ayıların birbirinden izole edildiği ve birbirlerine düşman gözüyle bakıldığı bir dünyada geçiyor. Bu ayrılıkçı evrende ayı Ernest ve genç fare Celestine’in inşa ettiği güçlü dostluk üzerinden verilen sosyal ve toplumsal mesajlar, pek çok canlı aksiyonun başaramadığı bir şeyi başarıyor. Birbirlerine yardım ederek her iki topluluk tarafından da suçlu ilan edilen Ernest ile Celestine’in hikayesinin aslında fazlasıyla trajik olduğu gerçeği de göz ardı edilmemeli. Yine de bu film için bir kelime seçmek zorundaysak onun “sevimli” dışında bir başka sözcük olamayacağını söyleyelim.

11. Chico & Rita (2010)

ChicoAndRita_PerformAtHotelNacionalReverse

Daha önce defalarca izlediğimiz bir aşk hikayesini bu sefer hiç olmadığı kadar gerçekçi bir animasyon film ile denediğimiz Chico & Rita, Küba’nın kenar mahallelerinde piyanist olan Chico ve fahişelikle birlikte arada sırada mikrofon başına geçen Rita’nın tanışma hikayesi ile başlıyor. İnişli çıkışlı ilişkileri Rita’nın zengin bir yapımcı tarafından keşfedilmesi ve New York’a gitmesi ile sona eren ikili, gel zaman git zaman bir araya geliyor fakat hiçbir zaman aradıkları mutluluğa ulaşamıyor. Elbette böylesi bir aşk hikayesinin olmazsa olmazı arkadaş kazığı ve zengin adamın hazin sonu gibi artık imgeleşmiş ögeleri de barındıran senaryo, klişenin dibine vursa da bir şekilde kendini izlettirmeyi başarıyor.

10. Paprika (2006)

Paprika-2006

Her şeyden önce, tuhaf bir zihnin tuhaf bir eseriyle karşı karşıya olduğumuzu belirtelim. Parlak, canlı ve hayli renkli bir animasyon olan Paprika, sahip olduğu kafa karıştırıcı animasyonlarla seyircide farklı duygular uyandırması mümkün bir çalışma. Kon ve Seishi Minakami tarafından yazılan bu Japon bilim kurgu filmi, DC Mini isimli bir alet kullanarak hastalarının rüyalarına girebilen bir psikologun hikayesine odaklanıyor. Aslında filmin karmaşık yapısının altında yatan gerekçe bu zira yalnızca bir düğmeye basarak birinin zihninin en derin noktalarına ulaşabilecek olsanız, tanıklık ettiğiniz şey ne kadar basit olabilirdi ki?

Halüsinatif efektlerin yanında çok daha başka görsel tatlar sunan Paprika, üç boyutlu çizim ve elle çizimin harmanlanmasıyla oluşturulmuş -ki rengarenk hayal gücümüzün, gerçeğin de üstünde zihnimizin yansıtılmasında bundan daha iyi bir teknik kullanılması doğru olmazdı. Filmin, pek çok animasyona kıyasla çocuklara hitap etmediği çok açık fakat alternatif bir gerçekliği tasvir etme başarısı göz önünde bulundurulduğunda yaşı küçük seyirciler için de dikkate değer olabileceğini bilmek gerek.

Sayfa: 1 2 3 4 5


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: [email protected]



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑