En İyi Birinci Dünya Savaşı Filmleri

28 Temmuz 1914… Arşidük Franz Ferdinand’ın katledilmesinin üzerinden bir ay geçmiş ve Avrupa’nın genelinde diplomatik bir kriz başlamıştır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistan’ı işgal etmek için hazırlanmaktadır. İngilizlerin, Almanlara savaş ilan ettiği 4 Ağustos gününün arefesinde, Alman kuvvetler Belçika’nın topraklarına girdikten dört sene sonra Birinci Dünya Savaşı yaklaşık 17 milyon kişinin canına mal olmuştur.

Tarih dersini bir kenara bırakmayı deneyebiliriz ama dünya tarihinin felaketleri her daim bizle yaşamaya ve başkalarınca yaşatılmaya devam edecek. Sinema ise icat edildiği günden bu yana tür ve akım niteliklerini dinlemeksizin insanlığın kendi kendini sürüklediği bu devasa yıkımlara ışık tutmak için bir araç oldu. Savaşın henüz bittiği 1918’den, on yıllar sonraki King and Country’ye, işte en iyi Birinci Dünya Savaşı filmleri…

Shoulder Arms (1918)

Yönetmen: Charles Chaplin

shoulder-arms-1918-001-edna-purviance-charles-chaplin-00n-jkt

Charlie Chaplin, kaleme aldığı otobiyografisinde “ikinci filmim için aklıma bir fikir gelip gelmeyeceği konusunda endişeliydim” diyor ve ekliyor: “Daha sonra aradığım fikir geldi: Niçin savaş üzerine bir komedi yapmayayım? Pek çok arkadaşıma niyetimi açıkladım fakat hepsinden ret cevabı aldım. Cecil B. De Mille bana ‘savaş üzerine mizah yapmak için çok tehlikeli bir zaman dilimindeyiz’ demişti fakat tehlikeli ya da değil, bu fikir beni heyecanlandırmaya yetmişti.”

Film gerçek anlamda bir hit idi, öyle ki bu filmin başarısı, efsane sinemacının yirmi yıl kadar sonra çekeceği The Great Dictator filmi için onu daha da cesaretlendirmeye yetmişti.

The Big Parade (1925)

Yönetmen: King Vidor

big-parade-the-1925-001-soldier-war-00n-19y

Sessiz sinema döneminin en büyük finansal başarısına sahip film King Vidor’ın ufak anlardan kotardığı epik eseri The Big Parade idi. Bu filmin verdiği ilham hiç şüphe yok ki Mario Monicelli’nin 1959 tarihli La grande guerra’sına ya da Kubrick’in 1987’de çektiği Full Metal Jacket’ına kaynaklık etmiştir lakin The Big Parade’in muntazam karmaşası ve bünyelere hiç acelesi olmadan yaklaşması bugün bile yenilikçi ve tazeliğini koruyan bir niteliğe sahiptir.

ABD’nin savaşa girmesiyle birlikte bir iş adamının oğlunun Fransa’da cepheye gitmesi, orada iki işçi sınıfı askerle dostluk kurup bir Fransız kızına aşık olmasını anlatan film insan ilişkilerinin pek çok farklı boyutunu işleyerek bizi savaş alanında geçirebileceğimiz en güzel doksan dakikalardan birine davet ediyor.

Diğer yazıları Burak Hazine

Bağımsız Ruhlar Onurlandırıldı

Bu yıl 26. kez düzenlenen Independent Spirit Awards sahiplerini buldu. Adından da...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir