Dünyanın Sonu İle İlgili En İyi Filmler

Sessiz sinemanın hakim olduğu günlerden beri gerek stüdyo yöneticileri, gerekse yönetmenler dünyanın sonu ile ilgili filmlerin gişede iyi iş yaptığının ve bu seçenekler arasında en ilgi çekici olanların fazlasıyla farkında. 1950’lerin bilim kurgu denemelerinden tutun 2000’li yılların psikolojik gerilim dolu Avrupa yapımlarına kadar kıyamet teması sinemanın en güzel yeteneklerinin dikkatini çekmeye devam ediyor. Bazen koca bir gezegen yıkılıyor, bazense kişi kendi kıyametini yaşıyor: Değişen bir şey olmadığını söylemeye çalışan yönetmenler, karakterleri üzerinden seyircisini kapana kıstırarak bir şekilde dünyanın sonunu getiriyor. Kıyamet, apokalips ya da dünyanın sonu ile ilgili bu yapımlar arasında en özel olan 10 tanesi ise İngiliz Film Enstitüsü’nün editörleri tarafından sıralanmış. İyi okumalar.

When Worlds Collide (1951)

Yönetmen: Rudolph Maté

when-worlds-collide-1951-001-poster_0

“Planets Destroy Earth! (Gezegenler Dünyayı Yok Ediyor!)” diye bağırıyor 1951 tarihli, George Pal’ın yapımcı olarak boy gösterdiği kariyerinin ikinci bilim kurgu eseri. Bellus isimli bir yıldızın dünyanın yörüngesine girmesi ve bilim insanlarının bu olağan üstü olayı engelleyememesi üzerine 40 insanın bir roket yardımıyla kurtulup bu yıldızın uydusu olan Zyra’da yaşamı devam ettirme çabasını anlatan film, döneminin çok çok ilerisinde bir yapım olması dolayısıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Özellikle görsel efektler açısından zamanına kıyasla büyük başarı sergileyen filmin tek Oscar ödülünün de bu kategoride olduğunu belirtelim.

Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1963)

Yönetmen: Stanley Kubrick

dr-strangelove-1963-020-peter-bull-peter-sellers-war-room-telephones-00m-dtr

Kubrick’in ikinci döneminin ilk ürünü Dr. Strangelove’dır. Kubrick, bu çok değişik filmde, tamemen fantezi bir konuyu işlemekte, Amerikan haberalma ve genelkurmay noktalarında bulunan bir dizi önemli kişinin içine düştüğü yanlışlıklar zinciri sonucunda dünyanın bir atom savaşına nasıl sürüklendiğini anlatmaktadır. Kubrick’in kendi senaryosuna dayanarak yaptığı film, çılgın bir güldürü atmosferinin gerisinde, çağdaş insanın gündelik yaşamında Demokles’in kılıcı gibi duran bir sürekli ve büyük korkuyu, kaygıyı dile getirmektedir: Bir atom savaşının getireceği kıyamet günü korkusu… Kubrick’in üslubu keskin ve acımasız bir mizah içermektedir; buna karşın film, düşünen birisi için hayli ürkütücüdür…(*)

The Quiet Earth (1985)

Yönetmen: Geoff Murphy

quiet-earth-the-1985-001-man-walking-walls

Murphy’nin tüyler ürperten bu filminde dünyanın sonu gelmese de insanlık ortadan kaybolmuştur fakat Bruno Lawrence’ın hayat verdiği Zac hala hayattadır. Başta bu karakter neler olduğunu anlamaz çünkü bir gün hiçliğin ortasına uyanmıştır fakat daha sonra dünyanın etrafını saracak bir enerji dalgası için yaptığı deneyin sonlandığını, bunun sonucunda da insanoğlunun türünün yok olduğunu fark eder. Sonrasında karşılaştığı bir adam ve bir kadın, filmi The World, the Flesh and the Devil’de olduğu gibi bir aşk üçgeninin içine sürükler gibi gözükse de aslında Murphy’nin filmi daha çok bir adamın kişisel kıyameti üzerine kuruludur.

Offret / The Sacrifice (1986)

Yönetmen: Andrei Tarkovsky

sacrifice-the-1986-002-house-flames

Oyuncunun sahnede sergilediği performans, tek seferliktir. Hata yapma şansı yoktur, sahnede kendini kanıtlar. Doğaldır, mizansenle uyumu hiçbir zaman beyazperdede seyredilen kadar geri planda kalmaz; ayaklarının yere bastığı zeminin değdiği her şeyle uyum içinde olmalıdır. Tarkovski’nin yaşama gözlerini yumduğu sene, İsveç’te çektiği son filmi Offret (The Sacrifice – Kurban) de böyle bir ahenk eşliğinde açılıp sonlanır. Kendi çizgisinden biraz kayarak, İsveç sinemasının medar-ı iftiharı Bergman sinemasının izleriyle dolu son bir güzellik yapan şair, oğluna adadığı Offret‘te umutsuzluğun ve umudun, kaybolanların ve yaşamın, son kez de olsa tanrı özleminin ve var oluşun derinliklerine inmeye çalışmaktadır. Geniş alanlara sığdırdığı dolu insan tiplemeleri ile bu sefer bir göl kıyısında yaşayan küçük bir ailenin toplanışı üzerinden derdini anlatır. –Devamı– (**)

When the Wind Blows (1986)

Yönetmen: Jimmy Murakami

when-the-wind-blows-1986-002-couple-mushroom-cloud

Tema müziği David Bowie, film müzikleri ise Roger Waters tarafından yapılan bu İngiliz animasyonu, Jim ve Hilda isimli yaşlı bir çiftin Sovyet Rusya’yla girilmesi muhtemel nükleer bir savaşın kıyısında geçirdikleri günleri anlatıyor. Saldırı başladıktan sonra medeniyete dair yaşayan tek canlılar olarak hayatta kalıyorlar ve umutsuzluk içinde gündelik rutinlerini devam ettiriyorlar fakat bir gün yayılan radyasyon etkisini göstermeye başlıyor. Murakami’nin basit fakat zarifçe çizilmiş bu animasyon filmi, aslında nükleer felaketler hakkında yapılmış en sert ve yürek dağlayan eserlerden biri.

Diğer yazıları Burak Hazine

Latin Amerika’dan Öyküler: Arjantin

Pera Film’de ARJANTİN Latin Amerika’dan Öyküler 18 – 28 Aralık 2013 Pera...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir