En İyi 10 Lezbiyen Filmi

Christa Winsloe’nin romanından Leontine Sagan tarafından uyarlanan ve Manuela von Meinhardis isimli bir genç kızın kadın bir öğretmenine duyduğu aşkı anlatan 1931 tarihli Mädchen in Uniform, tarihin lezbiyan temalı ilk filmi olarak kabul edilir. 2013 tarihli Abdellatif Kechiche filmi La vie d’Adele ise lezbiyen teması üzerinden seyredip, aşkın cinsiyetler üstü bir tasvirini önümüze sererek LGBTİ sinemasının son dönemlerde şanı en çok yürümüş işidir. Aradaki seksen iki sene boyunca lezbiyenlik, sinemanın pek çok kez malzemesi olmuş; bazı yönetmenler filmlerini bu yönelim üzerine kurmuş, bazıları ise yalnızca karakterler ile söz konusu yönelimi eserlerine dahil etmiştir. Sinemanın tozlu ve taze raflarından çıkıp gelen en iyi 10 lezbiyen filmi ise sıradaki listemizin ana teması. İyi okumalar!

The Killing of Sister George (1968)

Yönetmen: Robert Aldrich 

killing-of-sister-george-003-1968-susannah-york-beryl-reid-chaplin-drag

Childie: Tüm kadınlar gözü dönmüş lezbiyenlerden ibaret değil, biliyorsun değil mi?
George: Öyle olmaması büyük bir talihsizlik…

The Killing of Sister George, lezbiyen temasının sinemada değişen çehresini anlatan filmler arasında en muhteşem ve en grotesklerinden biridir. Sister George’dan önceki filmler, sinemasever lezbiyenler için umutsuzluk aşılarken bu filmle birlikte yeni bir döneme girilmişti. Örneğin 1967 tarihli The Fox, bir lezbiyenin ihtiyaç duyduğu tek şeyin bir erkek olduğunu söylemeye çalışıyordu.

Film, oyuncak bebek koleksiyonuyla oynamadığı zamanlarda bir fabrikada çalışan Childie ile yaşayan ve bir BBC komedisinde rol alan George’un dizideki karakterinin düşük reytingler sebebiyle öldürülmesi üzerinden seyrediyor. Yapacak yeni bir iş bulamayan George, bir de üstüne bu dizinin yapımcısının, sevgilisi Childie’ye göz koyması üzerine ikinci bir yıkımla karşılaşıyor. The Killing of Sister George, gişede patlamış olsa da günümüzde kendi döneminin özelliklerini en iyi yansıtan kült klasiklerden biri sayılıyor.

The Bitter Tears of Petra von Kant (1972)

Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder

Petra-99

Filmlerinde köle-efendi tiplemeleri üzerinden sosyal eleştiri yapmakta Alman (ve dünya) sinemasının bir numaralı ismi olan Fassbinder’in pek çoklarına ilham olmuş The Bitter Tears of Petra von Kant eseri, kendisine aşık olan hizmetçisi ve sekreterine kötü davranmak gibi bir hobisi olan zengin bir kadının, genç bir modele aşık olunca nasıl aşkın esiri haline geldiğini anlatıyor. Güçlü mizanseni, dudak ısırtan set dekorları ve gerçekçi oyunculukları, aslen bir tiyatro oyunu olan filmin yine teatral bir metotla filme aktarılmasının sinyallerini veriyor. Etme-bulma dünyası felsefesinin lezbiyen filmi dünyasıyla buluştuğu nokta Fassbinder’in bu filminden başkası değil aslında.

Diğer yazıları Burak Hazine

Apres Mai (2012) Direniş Günlerinde Aşk

2008 tarihli Yaz Saati (L’heure d’été) ile adından sıkça söz ettirmeden hemen...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir