Belgesel

Published on Ağustos 24th, 2014 | by Burak Hazine

Tim’s Vermeer (2013)

Share Button

“Modern insanlar sanat ve teknolojinin ayrı kulvarlarda olması gerektiğini düşünüyor. Sanat okumak için okula gidersin ya da teknoloji okumak için okula gidersin; fakat her ikisini içeren bir durum kabul edilemez. Ama Altın Çağ’da bu ikisi birdi ve tek bir bireyde buluşmuştu.”

Televizyon dünyasına ve görüntü teknolojisine çok büyük katkıları olan, hayli zengin ve boş zamana sahip biri Tim Jenison. Öyle ki vaktini harcamak için sanat tarihiyle kafayı bozmayı uygun görmüş. Onun kafasını kurcalayan şey, kimilerine göre tarihin en büyük ressamı olan Hollandalı artist Johannes Vermeer’in nasıl bu kadar gerçekçi yağlı boya tablolara imza atabiliyor oluşu. Tim, resim sanatının bir anda nasıl seviye atladığına anlam veremiyor zira Vermeer’in tabloları, fırça darbeleriyle oluşturulmuş hayranlık uyandırıcı birer tablodan ziyade bugünün fotoğraf makineleriyle çekilmiş, hayli net ve detaycı birer sanat eseri kıvamını tutturuyor.

tim's vermeer

Tim’s Vermeer seyirciye (ve kendilerine) şu soruyu soruyor: “Birden bire ne oldu da resim sanatı soldakinden sağdakine evrildi?

Yazının başında alıntıladığım paragraf, tam olarak bu ikilemin zihinde oluşturduğu karmaşaya yanıt veriyor aslında. Tim’in sorduğu soru basit: Sanat ve teknoloji neden ayrı kulvarlarda değerlendirilmek zorunda? Kendine sanatçı ya da sanatsever diyenler, niçin teknolojiden bu kadar uzak duruyor veya niçin teknolojiye düşmanca yaklaşıyor? Teknolojinin sanatla olan ilişkisi neden yok sayılıyor? Teller’ın yönetmenliğini yaptığı Tim’s Vermeer, modern insanın bu yanılgıları üzerine kurulu olan; malzeme olarak da parası olan bir kaşifin 1825 günlük bir macerasını kullanan başarılı bir belgesel.

tim's vermeer 4

Tim’in keşfettiği teknoloji kısaca, bir aynayı 45 derecelik açıyla yerleştirme üzerine kurulu. Ona göre “Eğer zamanında ayna teknolojisi kullanmışsa, bunun adı fotoğraftır.

Tim, çeşitli denemeler sonucu Vermeer’in tablolarının geri planındaki sırrı çözdüğüne inanıyor. Ona göre Vermeer, bu kadar gerçekçi ve ilginç detaylarla süslenmiş eserleri ortaya koyarken ışık oyunları ve merceklerden faydalanıyor. Tim’in 350 sene önce yaşanan bu devrimi, kendince ortaya çıkarma macerası sırasında farkına vardığı bir takım şaşırtıcı detaylar da kendi tezini bir hayli güçlendiriyor. Yönetmenin baştan sona samimi ve sürükleyici, merak uyandırıcı bir yapıda kotardığı belgeseli de, bundan mütevellit, tüm seyirciyi Tim’in tezine rahatlıkla yaklaştırabiliyor. Kimilerine göre Tim’in bu keşfi, sanata bir saygısızlık olsa da Tim, bir sanatsever olarak bulduğuna inandığı detayın Vermeer’a olan bakış açısını zayıflatmaktansa ona olan hayranlığı arttırabilecek bir gelişme olduğuna inanıyor. Vermeer’ın kurnazlık yaptığını düşünmekten öte, onun sanat ve teknolojiyi nasıl ustaca bir araya getirdiğini, gözyaşları eşliğinde kanıtlıyor bir nevi.

tim's vermeer 2

Belgeselde ikinci konuşmacı olarak yer alan ve aynı zamanda filmin senaristliğini de üstlenen Penn Jilette, altı sene boyunca yaşantısını sadece bu meraka adamış arkadaşı için “Tim bir sanatçı mı, yoksa bir mucit mi?” sorusunu sorarken aslında özneyi Vermeer olarak değiştirdiğimizde de sorunun amacının değişmediğini anlıyoruz. 17’nci yüzyılda Vermeer’ın yaptığı şey ne olursa olsun; ister Tim’in kanıtladığına inandığı metot, ister hala gizemini koruyan bir sanat stili; bugün Tim’in yaptığı şeyden en ufak bir farkı yok Jilette’e göre. Konuşmacının haksız olduğunu söylemek cesaret ister zira Tim, Vermeer’a ait Müzik Dersi isimli tabloyu birebir olarak baştan yapmak için 200 küsur gün boyunca en ufak detayına kadar düşünülen bir set kuruyor. Işığın geldiği yönden, öğrenci ve müzik öğretmeninin durduğu pozisyona kadar her şey tamam olduğunda ise 4 ay süren yağlı boya tablosunu çizme ve ince detayları ekleme işi başlıyor. Gün be gün Tim’in bu macerasını seyretmek, bir yandan Vermeer’a ve Tim’in azmine hayranlık uyandırırken öte yandan bir sanatın gizemini aydınlatmaya çalışan sinemanın ne kadar güzel bir araç olabileceğinin farkına varıyoruz. Burada Teller’ın samimi ve iç ısıtan yönetmenlik işiyle Conrad Pope imzalı harikulade bestelerin etkisi azımsanacak gibi değil.

Tim’s Vermeer, asla ama asla, düşünüldüğü üzere bir başarı hikayesi değil. Tim’s Vermeer, insanların sanata olan bakış açısını değiştirmek için ortaya konmuş bir eser hiç değil. Yalnızca azimli ve sanatsever bir adamın, tarihsel bir kişiliğe ve onun eserine duyduğu saygıyı gösterme şekli. Bir hırs ve kararlılık öyküsü. Seyirci içinse defalarca seyredilebilecek bir sanat eseri.

Tim’s Vermeer (2013) Burak Hazine
Senaryo
Teknik
Müzik
Yönetmen

Sonuç:

4.7


Kullanıcı Oyları: 4.8 (1 oy)


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: [email protected]



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑