Filmekimi 2014: İnsan Sermayesi, Turist, Aşkın Halleri

Yazar: Yağız Ay

İnsan Sermayesi (Il Capitale Umano)

Stephen Amidon’un aynı isimli kitabından uyarlanan Human Capital, Paolo Virzi’nin bir edebiyat eserini benzer hissiyatlarla sinemaya aktarmasını nispeten başarıyla gösterirken söylem, içerik bakımından kitabın kısırlığından kurtulamıyor. Esasında İngiliz karakterlerine ve settingine sahip, düz kurguyla anlatılan bir hikâye bu uyarlamada İtalya’ya taşınıyor ve kurgu bulandırılıyor. Hikâyeyi üç farklı kişinin bakışından izliyoruz (As I Lay Dying, The Sound and The Fury gibi çoklu anlatıcılara sahip kitapların sinemaya uyarlandığı günümüzde üç çok büyük bir rakam olmasa gerek). Filmin kapitalizme getirdiği ya da en azından getirmeye çalıştığı eleştiri hikayeyi hangi karakterlerin gözünden gördüğümüze bağlı olarak zayıflıyor. Küçük burjuva Dino’nun açgözlülüğünü göstermek yapılabilecek en kolaycı gözlemdir herhalde. Asıl mükemmel kapitalist figürünün, gerçek “insan sermayesinin” içine bakmaya ise korkuyor film. Onu yalnızca kar ve çıkar hesapları yapıp tenis oynayan düşüncesiz açgözlü biri olarak görüyor. Üç karakterin gözünde de bu nokta önemli. Filmdeki her karaktere bakışımız katman katman açılan olaylarla değişirken kapitaliste bakışımızı sabit bırakmaya uğraşıyor adeta Human Capital. Milton Friedman’ın bir sözü vardı: “Kimse kendince açgözlü değildir. Açgözlü olanlar hep başkalarıdır” diye. İtalya’nın bu yılki Oscar adayının temel problemi de bu. Sermayedarını hep başkası konumuna getirmek ve ne kadar kötü olay varsa bundan onu suçlu tutmak. Dolayısıyla filmde kapitalizm hakkındaki herhangi bir eleştiri yüzeysel olmaktan öteye gidemiyor. Belki en basit haliyle şu: “İnsanlar paranın kölesi olup ailelerini boş vermemeli.” Gerçekten mi? Filmin bu fikrine Donald Trump bile katılırdı herhalde.

human capital sinematopya (2)

Başka bir nokta ise filmin “mağdur” Luca’ya karşı ahlaki tutumuyla ilgili. Film bu konuda genel tavrından hiç geri kalmıyor ve bütün suçu şımarık sarhoş zengin çocuğa atıp neredeyse fakirliği ile tanımlanan Luca’yı temize çekiyor. Ama Luca gerçekten suçlu! Bunun da onun sosyal kişiliğini belirleyen altyapıyla hiçbir ilgisi yok. Araba kullanırken dikkatli olmuyor sadece. Onu korumak adına yalan söylüyorlar ve zengin çocuk suçlanıyor. Gerçek ortaya çıkınca ise zengin çocuğa yüklü bir miktar sigorta veriyorlar ve bu, filmde bir çeşit “ekonomik sistemin adaletsizliği” olarak sunuluyor. Yani, filmin bize bunları anlatış tarzına göre alt sınıftan biri arabayla birine çarparsa onu hiçbir rasyonel sebep düşünmeden aklayabilirsiniz çünkü o alt “sınıf”tan, içinde bulunduğu sosyoekonomik koşullar onun geceleri düzgün araba sürmesine olanak vermemiş. Human Capital’ın bunlar ve bunlar gibi birçok (sanat ve “burjuva ahlakı” üzerine) desteksiz “sallamaları” onun anlatı ve oyunculuklar gibi sinemasal üstünlüklerinin önüne geçiyor.

Diğer yazıları Konuk Yazar

Yeni Yıl Temalı 10 Muhteşem Korku Filmi

Sinema salonlarını kana bulanmış dallarla süslemeye ne dersiniz? Bu 10 film size...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir