Devrim Sinemasında Godard Estetiği ve Çinli Kız Film Eleştirisi

Bu filmlerinden La Chinoise üzerine değerlendirme yapacak olursak…

Maocu akımın özellikle 60’lı yıllarda Fransız öğrenci hareketlerine de yansımış olması Godard için elbette ki kaçırılmayacak fırsattı. Şiddet içeren eylemlerin ortasında gelişen öğrenci ayaklanması aynı zamanda popüler kültüre de zemin hazırlamıştı. Sosyalizm kuramcılarından okunan-ezberlenen her söz, küçük-burjuva alışkanlıklarından kopamayan öğrenci hareketinde tapma durumuna dönüşen ideolojinin, söylenenleri yapma eylemindeki başarısızlığını dile getirmek istemiş olsa ki Godard, filmde teorisyenlerden bolca bilgiler sunarak hem sistemi eleştirip hem de sistemi eleştirdiğini düşünen küçük-burjuva öğrenci hareketinin sancısını göstermiş gibi. Maocu bir grup öğrencinin bir evi kamulaştırarak politik tartışmalar ve eylemlerle boy gösterdiği filmde, grubun lideri olarak gördüğümüz Veronique, keskin doğrularıyla düşüncelerinden taviz vermeyen şiddet yanlısı devrimci bir kadın karakterinde karşımıza çıkar. Evin duvarına yazılmış slogan aynen şöyledir;

IL FAUT CONFRONTER LES IDEES VAGUES AVEC DES IMAGES CLAIRES (Bulanık fikirlere karşı açık ve net görüntüler sunmalıyız)

çinli kız sinematopya 5

Guillaume ise romantik devrimci akımını sembolize eden tartışmalar yürütür. Heny karakterinde gördüğümüz eylemci de, hümanizme bakış açısını anlatırken yanlış anlaşılarak ”revizyonist” olduğu gerekçesiyle gruptan atılacaktır. Kirilov karekteri ise şiddete kendisine zarar verecek kadar meyilli (sonunda intihar eder), istenilen militan çizgide söylemlerde bulunurken eski yaşamında fahişelik yapmış olan Yvonne, grupta en az siyasi birikimi olan karakterdir. İşgal edilmiş bu evde siyasi tartışmalar alevlenirken Godard’ın estetik dilinin diyaloglarla doruk noktasına ulaşması ve görüntünün son derece renkli ve ses akustiğinin ise müzikal anlatıda sunulması gözümüzden kaçmaz. Grupta en az siyasi birikimi olan Yvonne, filmde ev hanımını sembolize eden bulaşık, temizlik vb. uğraşlarda bulunurken, diğer yandan özgürleşmeden ve paylaşımdan söz eden gruptakilerin ona yardımcı olmaması komün yaşamın pratikte sınıfta kaldığının işaretidir. İşte bu durumu göstermeye çalışan Godard, küçük-burjuva öğrenci hareketinin sefaletini göstermektedir. Popüler kültürün, özgürlük kavramını da içine alarak, insana yabancılaştığını anlatmaya çalışmıştır. Tartışmalarla kafaların iyice karışarak falanca kişi hakkında ölüm kararı alıp, son derece tiyatral bir anlatımla şiddeti oyunmuş gibi gören öğrencilerin davranışlarına baktığımızda soğukkanlılık olmasına karşın beceriksizliklerini de görürüz. Filmde başka bir sahnede; Çin Kültür Devrimi hakkında toplantıya katılmış ve Marksist-Leninist öğrencilerinden dayak yemiş Maocu öğrenci eve yaralı bir halde gelir.

-Kim dövdü seni, kim ?
-Komandolar
-Faşistler mi yaptı bunu?
-Hayır, Komünist Parti’dekiler.

çinli kız sinematopya 2

Bu durum dahilinde konuşmalar devam ederken Sosyalizm ışığı altında birbirinden nefret eden iki grubun Godard tarafından eleştirisi söz konusudur. Filmde uzun sekansı ile tartışma sanatının doruğa eriştiği bir tren yolculuk sahnesi var ki entelektüel ve devrimcilere itafen siyaset dili nasıl kullanılır dersi vermektedir. Godard, filmde yine Brecht’i göklere çıkarır ve dikkatleri üzerine çeken bir başka sahnede çoğu yazar, şair, filozof, kuramcı olup dünyayı etkileyen isimlerin yazıldığı bir tahtada bildiriler okunurken yavaş yavaş isimler silinir. Tek silinmeyen isim tahtanın tam ortasına yazılmış Brecht yazısıdır. Epik tiyatronun sinemaya uyarlanmış halini yansıtan La Chinoise filmi, Godard’ın devrim sinemasına kattığı ve film boyunca gerçekliğin tanımını sorgulaması üzerinden şekillenmiş, bolca siyaset felsefesinin yapıldığı bir öğreti filmidir. Godard, öğrencilerin gözünden devrimci yaşam koşullarını tiyatral görsellikte aktarmaya çalışırken içi içe girmiş ideolojik tramvaları, dönemin öğrenci psikolojisini yansıtmakta ki ustalığı ile de sinema tarihine farklı bir bakış açısı getirmiştir. Film bitmeye yakınken öğrencilerin aslında yaz tatilinde olduklarını ve tatil bitince yaşamayı kaldıkları yerden devam edeceklerini ana kahraman Veronique’nin iç sesinden şu kelimelerle duyarız;

Her şey enine boyuna düşünülmüştü. Yazın sona ermesi okula ve derslere dönüş demekti. Bu da benim ve bazı yoldaşlarım için mücadele demekti. Ama bir noktada yanılmıştım. İleri doğru büyük bir sıçrama yaptığımı düşünüyordum. Oysa şimdi fark ediyorum ki, çok uzun bir yürüyüşün ilk ürkek adımını atmışım.

Godard sineması kitleler tarafından pek sevilmese de bu özgün kadrajının alıcısı entelektüel çevrelerce tartışma konularını oluşturmaktadır. Ama şu bir gerçek ki, her ne kadar Yeni Dalga hareketi adı altında bahsi geçse de, Godard sineması nötr ve orjinal bir görsellik silsilesidir.

Yığınla genç sinemacıyı etkilediğim ileri sürülüyor. Dahası bir Jean-Luc Godard stilinden söz ediliyor. Bence Godard’ın stili, bir stilinin olmamasıdır. Ben sadece filmler yapmak istiyorum, hepsi bu.

Diğer yazıları Güney Birtek

Sinemacılardan Bakanlığa Çağrı

“Yasa teklifi hazırlayan Bakanlığa çağrıda bulunan Film Yönetmenleri Derneği, “komisyonca uygun bulunulmayan...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir