Gelecek Program

Published on Kasım 20th, 2014 | by Sinematopya

Şeref Meselesi: Kerem Bürsin’in İddialı Çıkışı

Share Button

Başrollerini Kerem Bürsin, Şükrü Özyıldız ve Yasemin Allen’in paylaştığı Şeref Meselesi, bu sezonun en iddialı yapımlarından biri olacak gibi gözüküyor. Pazar akşamları saat 20.00’da KanalD ekranında yerini alacak yapım, İstanbul’a göçen aile hikâyelerine yaptığı kendine özgün yaklaşımı ile fark yaratıyor.

4 kişilik çekirdek bir aile, köy ağası olan dede karakterinin ölmesi ve annenin 25 yıldır yaptığı baskılarının sonucunda evin küçüğü olan hukuk mezunu Emir’in (Şükrü Özyıldız) stajını da bahane ederek İstanbul’a gelir. Anne Zeliha’nın (Tilbe Saran) 25 yıllık baba evine yerleşen bu aile, elinde avucunda yalnızca mirastan kalan pay vardır. Baba Hasan (Şerif Erol), bir iş kurmak ve ekmeğini kazanmak için acele etmektedir. Babasının telaşından korkan Emir, sorumluluğu abisi Yiğit’e (Kerem Bürsin) devretmiştir; ancak aklı sokaklarda olan bıçkın Yiğit babasıyla ilgilenememiştir. Elindeki paranın iş kurmaya yetmemesinden dolayı mahallenin emlakçısı Sadullah’tan (Taner Turan) senet karşılığı borç alan Hasan’ın tüm hayalleri, dükkânının soyulmasıyla bir anda altüst olur. Artık evi çekip çevirmek ve borcu kapatmak, Yiğit ile Emir’in işidir.

şeref meselesi kerem bürsin 1

Şükrü Özyıldız ve Kerem Bürsin, abi kardeş karakterleri ile iyi bir sinerji yakalamışa benziyor.

Şeref Meselesi ağır bir dramı, İstanbul’un karanlık köşelerinde kaybolan hayatları anlatıyor esasında. Rüşvetin, sahtekârlığın, dolandırıcılığın, hırsızlığın ve daha nice karanlık işe ev sahipliği yapan İstanbul’la, dürüstlüğün ve sevginin mücadelesini cesurca işliyor. Set olarak Balat’taki bir sokağın seçilmesi ise, dizideki gerçekçiliği arttırdığı kadar dizinin yaratmak istediği atmosferi yaratmakta da bir hayli etkili oluyor. Yakalanan bu hava bile, dizinin etkili konusu ve oyunculuklardaki başarıyı geçmekte zorlanıyor desek yeridir. Öyle ki, oluşturulan dinamik kadrodaki hemen hemen herkesin performansı göz dolduruyor; seçilen oyuncular ve verilen rollerin yakaladığı ahenk, diziyi bambaşka bir boyuta taşıyor.

Dizinin karakterlerine kısaca göz atmak gerekirse, kısa sürede büyük bir hayran kitlesi yaratan karizmatik Kerem Bürsin’in hayat verdiği Yiğit karakteri, bıçkın bir delikanlı. Düzgün fiziği ve yakışıklılığının yanı sıra, tavırlarıyla da etrafındaki tüm kızları kendine hayran bırakmakta. Liseyi zar zor bitirmiş bir delikanlı olarak, okumakla hiç mi hiç ilgisi yok. O, hayatın karanlık taraflarını seviyor. Geziyor, tozuyor, bir şekilde kendini kurtarıyor. Gözü yükseklerde; azla yetinemeyecek kadar hırslı, yetenekli, cesur ve zeki bir genç. Bu karakterine hazırlanmak için yaz tatili için gittiği Teksas’ta at binme dersleri dahi alan Bürsin, rolünün hakkını verme konusunda işini şansa bırakmıyor. Kendisinin bu iddialı karaktere bürünebilmek için 7 kilo verdiğini de ekleyelim.

Emir (Şükrü Özyıldız) ise kardeşinin tam zıttı. Aklı sokakta olmayan Emir’in hayali akademisyen olmak. Çok okuyor, boş zamanları romanlar okuyarak değerlendiriyor. Abisinin aksine, aklı hiç de kızlarda değil fakat romantik delikanlı moduna girebilmek için küçük bir kıvılcımı beklediği de aşikar. Yiğit gibi zeki, ama Yiğit’ten farklı olarak mantıklı biri Emir. Aralarındaki en büyük fark ise, Emir’in yükseklerde gözü olmaması. O azla yetiniyor; daha çok aklının hakimiyetinde olan meseleler üzerine yoğunlaşmaya çalışıyor. Yakışıklı oyuncu, aynı Kerem Bürsin gibi rolüne hazırlanmak konusunda profesyonel bir çalışmaya girmiş. Hukuk fakültesi mezunu bir karaktere hayat veren Özyıldız, rolüne adapte olabilmek adına pek çok film ve tiyatro oyunu seyretmiş.

Dizinin yetenekli kadın oyuncuları adeta iyi performans yarışına girmiş durumda!

Annesinin zengin damat hayallerini gerçekleştirmek için yaşayan Sibel (Yasemin Allen), herkesin başını dönüren güzelliğiyle bir butikte mankenlik yapan dizinin güzeli olarak karşımıza çıkıyor. Mahalleden de mahalle delikanlılarında da bıkmış durumda haliyle. Annesi her ne kadar zengin damat istese de onun için ideal eş, parasını alnının teriyle kazanan düzgün bir erkek; fakat buna kim inanır?! Sibel’in en büyük ikilemi ise, kendi arzularının peşinden koşup Emir’i mi, yoksa annesinin baskısıyla ailenin zenginlik vaat eden Yiğit’i mi seçmesi gerektiği -ki bunu dizinin ilerleyen bölümlerinde öğrenmemiz gerekecek. Açıkçası meraklanmamak elde değil!

Burcu Biricik’in canlandırdığı Kübra, dizinin güzel kadın karakterlerinden biri ve tutucu bir baba olan Sadullah’ın da tek kızı. Dükkandan eve, evden dükkana süren hayatında burnunu evin dışına çıkarması kesinlikle yasak; bir bakıma dizinin masum, saf, seyircinin sempati kurmakta zorlanmayacağı karakteri yani. Sadullah için Burcu, evin ve dükkanın tüm işlerini yapan bir köleden farksız. Derya’nın (Şükran Ovalı) hayatı ise mahallenin diğer güzel kızlarından biraz daha farklı. Ne evi geçindirebilecek bir babası, ne de rahatça yapabileceği bir mesleği var. O, bir cafede alnının teriyle sürekli olarak çalışan bir garson. Kazancı ise üvey babasının kumarına ve içkisine gidiyor. Ailesi için çabalayan bir baba figüründen yoksun yetişmiş olan Derya için ideal erkek, ailesini her daim kollayan Yiğit’ten başkası değil tabii ki!

Anne Zeliha (Tilbe Saran) karakteri ise dizinin kilit isimlerinden ve oğlu Yiğit gibi hırslı -hatta ondan çok daha fazla hırslı. Az, onun için asla yeterli değil. Hayatını yaşamak, hayattan keyif almak istiyor. Eşi Hasan üzerinde baskın olan Zeliha için tek gerçek, evlatlarının başarılı olması, kendi ayakları üzerinde durabilecek hale gelmeleri. Bunun için ise, tüm riskleri göz önüne alabiliyor; hatta bazen korkutucu fikirlerin sahibi dahi olabiliyor.

Şeref Meselesi başrol oyuncuları dizinin galasında

Aksiyon dolu sahneler olmamasına karşın yarattığı heyecanla tek solukta izlenen Şeref Meselesi bu sezonun en parlak yapımlarından biri olmakta hayli iddialı. Dizinin yarattığı heyecan daha ilk dakikalarda kendini jeneriğin ustaca kotarılmış bir sanat şöleni havasında akmasıyla başlıyor esasında. Hemen ardından önümüze düşen ilk sahnede yaşanan olayların ardından hikayenin özüne girebilmek için 5 sene önceye geçiş yapan yönetmen Altan Dönmez, bu vesileyle de dizinin ileriki bölümleri için seyircinin merakını hat safhada tutmayı başaracak bir işe imza atıyor. Nefes kesen bu ilk bölümün ardından, heyecanın kat be kat artacağına şüphe duymadığımız sonraki bölümleri kaçırmamak üzere her Pazar saat 20.00’da KanalD ekranında buluşmak üzere, iyi seyirler!


Yazar Hakkında

Sinematopya.com ortak yazar hesabıdır.



3 Responses to Şeref Meselesi: Kerem Bürsin’in İddialı Çıkışı

  1. eXistenZ says:

    Merhabalar, sitenizi uzun süredir takip ediyorum, ücretli tanıtım yazısı kabul ediyor musunuz acaba ? e-posta kısmından geri dönüş yaparsanız sevinirim. İyi günler

  2. saymasan says:

    @ eXistenZ – incelik ettiğinizi düşünüyorum. Bu sorunun cevabı, yukarıdaki metnin ilk satırlarından ibaret verilmediyse eğer, sanat şöleni jeneriğe varıldığında oldukça netleşmiş olsa gerek zira.
    Bunu herkes yapıyor, gazeteler şirketlerce hazırlanmış PR metinlerini -hiçbir uyarı olmaksızın- bize haber diye okutuyor ve medyanın işleyişinden, ne menem bir şey olduğundan habersiz insanların ruhu bile duymuyor, maruz kaldıkları yönlendirmeyi – ki orada ciddi bir güven suistimali var, gazetede haber gibi yayınlanması ilave bir otorite katıyor paylaşılan reklam metnine. Bir ilaç şirketinin ilaç reklamını haber diye vermesiyle kıyaslanamaz bile bir sinema bloğunda, para karşılığı dizi reklamı yapmak. Beğenmezseniz kaybedeceğiniz en fazla birkaç dakika neticede.
    Hem ayrıca, sadece bu sitenin işleyiş masraflarını karşılamak için bile belirli bir miktar para kazanması lazım ve bunun için yapabilecekleri sınırlı, belli ve bunda da bir problem yok.
    Yine de insan biraz daha dengeli bir metin görmeyi bekliyor. Ya biraz daha tarafsız bir tanıtım yazısı ya da güçlü yanları vurgularken, az da olsa eksiklere de değinen bir eleştiri… Mesela ben sipariş ile yazı yazdırsam, böyle bir tanıtımdan mutsuzluk duyardım çünkü övgünün dozu arttıkça inandırıcılık da düşüyor – bir ara acaba ironik bir metin var karşımda da ben mi anlamıyorum diye sorguladım mesela.
    Elbette yanılıyor da olabilirim ve sinemayı bunca seven, bir sinema bloğu hazırlayacak denli ilgili ve bilgili bir kadro, olay örgüsünün ve karakterlerin kısa özetine (hatta oyuncuların fiziksel tipolojisine dahi) bakılırsa, Türk televizyonlarında binbir örneği bulunan formülleri bilmem kaçıncı kez ısıtıp getirir (nasıl bir izleyici profiliyse bir türlü gına gelmiyor anlaşılan) gibi duran bir diziyi hakikaten beğenmiş, kaçırmayalım diye bizlerle paylaşmış da olabilir. Eğer durum öyleydiyse, keşke -misal kadınların güzelliği, oğlanların yakışıklılığı yerine- hangi açılardan nasıl farklılaştığına dair iki kelam edilseydi. Mesela bütün hayatları merkezine aldıkları bir erkeği elde etme gayretiyle geçen, bu toplumun baş belası mizojeniyi içselleştirmiş karton kadın karakterler yerine, inandırıcı, hayattan figürler mi görüyoruz? Türk dizilerinin hepsinin fena çaktığı Bechdel testini geçiyor mu bu dizi? Ya da dizilerin belki en zayıf ve izlenilmesini en zor kılan yanı olan diyaloglar – sanki kötü yazılmış bir tiyatro metnindenmiş, sanki bir başka dilden çevrilmiş gibi duran, çarpıcı olacağım diye komikleşen, inandırıcılıktan uzak cümleler yerine, hakikate sadakati dert edinmiş, karakterlerin ait olduğu sınıftan, kültürel altyapıdan vs. bekleyebileceğimiz, doğallığıyla ve gerçekçiliğiyle bizi izlediğimiz hikayenin içine çeken diyaloglar mı?

    Yukarıdaki metin beni neden bunca satır yazacak denli rahatsız etti – tam olarak emin değilim. En büyük neden, yazılanlara gerçekten inandığınızı düşünmüyor olmam sanırım – yani ciddi bir samimiyetsizlik algısı. Bu kişisel bir şey elbette ama samimiyetsizlikle ciddi sıkıntım var, hele ki bu ülkede. Kişisel olmayan tarafı sizi ilgilendiren kısmı – böyle bir algı, okuyucuyla aranızdaki güven ilişkisini zedeliyor, diğer okuyucularınızla da (en azından bir kısmıyla) zedelemesi muhtemel yani, ve güven sarsıldığında bu blogdaki diğer yazıları algılayış biçimimize de -okuyucular olarak- sirayet etmesi kaçınılmaz. Özet olarak, alaycı bir iki satırla geçiştirmek niyetiyle başladığım bu yorum, bakıyorum da yazdıkça dostça bir uyarıya dönüştü. Böyle çok tanıtım metni olacaksa bu sitede belki dikkate alırsınız.
    Neyse, haddinden fazla uzatmak istemem ama benim de bir sorum olacak:
    Acaba yazılarınızın içeriğine ya da yayın politikanıza yönelik eleştirileri kabul ediyor musunuz? Hoşunuza gitmeyen yorumları yayınlıyor musunuz?
    İyi günler.

    • Burak Hazine says:

      Merhaba,

      Yukarıdaki yazı, sipariş üzerine blogda yayınlanmış iki yazıdan biridir.

      Bugüne kadar içinde küfür dahi geçen yorumları yayınladık. Sadece iki tane yorumu, onu da burayı seks partneri bulma platformu sanmalarından dolayı yayınlamadık.

      Sevgiler

Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑