Polonya Sineması’na Giriş: En Özel 15 Film

Polonya sineması deyince sinemaseverlerin aklına farklı janrlar, yaratıcı stiller ve teknik anlamda yenilik sağlayan özellikler geliyor. Bu artistik kreasyon, yabancı diyarlarda üç “P” kuralıyla anlam buluyor aslında: Politic (politik), poetic (şiirsel), polarizing (kutuplaştırıcı). Aşağıdaki liste de Krzysztof Kieslowski, Roman Polanski ve Jerzy Kawalerowicz gibi Polonya sineması deyince akla gelen önemli isimlerin kıymetli filmlerinden kısa bir derlemeden oluşuyor. Bu sinemacıların her biri zekice, zamandan bağımsız parçaları birleştirerek uluslararası şöhretin basamaklarını bir bir çıkmayı başarmış fakat hiçbir zaman tartışmalara yol açan referanslarını tarihsel gerçekliklerin önüne geçirmeyen yönetmenler. İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan sefil zamanlar ve komünizmin etkisi altındaki baskıcı ve sansürcü Polonya dönemlerinde bile bu film kültürü ironiye olan tutkusunu hiçbir zaman kaybetmemişti. Gelin Polonya sineması deyince aklımıza gelmesi gereken eserlerden birkaçına birlikte bakalım:

Mother Joan of the Angels – Jerzy Kawalerowicz (1961)

Mother-Joan-of-the-Angels-Sinematopya

Mother Joan of the Angels, 17’nci yüzyılda bir zaman diliminde geçiyor ve bir Polonya manastırında Tanrının hizmetkarlarının gerçekleştirdiği şeytani bir ayini anlatıyor. Jarosław Iwaszkiewicz’in aynı isimli romanından Jerzy Kawalerowicz tarafından beyazperdeye uyarlanan film, özellikle zamanının ötesinde görsel işçiliği ile dikkat çekiyor. Bu iddiaya başarılı bir örnek vermek gerekirse rahibelerin beyazlar içinde giyinip haç oluşturacak şekilde dizilerek dua ettiği sahneden bahsetmek gerekir. Çekim açıları sayesinde grotesk bir atmosfer de yakalayan Mother Joan of the Angels’ın ses miksajında dikkat çeken arka plan cehennem sesleri de filmin zihinlere kazınan bir diğer önemli özelliği.

The Illumination – Krzysztof Zanussi (1972)

The-Illumination-Sinematopya

Film, Stanislaw Latallo tarafından canlandırılan Francis Retman isimli, kendini fizik okumaya adamış genç bir adamın peşinden gidiyor. Fakat bazı ailevi durumlardan ötürü Francis eğitimini yarıda kesip hayatta kalmak için çeşitli işler yapmak zorunda kalıyor. Bu esnada kafasını bazı sorular kurcalıyor: Zaman nedir? Biri, gerçekten onun yaşamını etkileyebilir mi? Birer ruhumuz var mı?

The Illumination’da yönetmen Zanussi, Wladyslaw Tatarkiewicz, Felix Kaczanowski, George Prokopiuk, Andrew Trzebski, George Vetulani, Vladimir Zonn gibi tanınmış bilim insanları, uzay bilimcileri ve filozofların orijinal kayıtlarını bir araya getiriyor. Zaman zaman esas hikaye, kendi dramaturjisi içindeki kesintilerle bölünmek zorunda kalıyor. Her şeye rağmen Zanussi’nin bu işi deneysel film kurgusu ve hikaye anlatıcı stiller arasında devrimsel bir kayıt niteliği taşıyor.

A Short Film About Love  – Krzysztof Kieślowski (1988)

A-Short-Film-About-Love-Sinematopya

Kieslowski’nin bu filmi 19 yaşındaki bir postacı çocuk olan Tomek’in kendisinden yaşça büyük, çekici fakat biraz yaramaz komşusu Magda’ya aşık olmasını anlatıyor. Her gece Tomek, komşusunun maceralarını teleskobu vesilesiyle seyrediyor ve onun hakkında hayaller kurmaya devam ediyor. Bir gün ikili postanede tesadüfen karşılaştıklarında Tomek, komşusuna olan aşkını itiraf ediyor. Bunu duymaktan oldukça hoşlanan Magda, yine de aşka olan inancını kaybettiğini belirtiyor. Ona göre aşk, seksten daha öte bir şey değil. Sonrasında yaşanan olaylar da pek hoş değil fakat bir o kadar büyüleyici ve etkileyici.

A Short Film About Love, aşkın ikili yüzünü keşfe çıkan bir yapım. Bir yanda aşk, Tomek’in Magda’nın mahremiyetine saygı duymaksızın geliştirdiği obsesyonları varken diğer yanda fazlasıyla naif, saf bir sevgi var. Filmi seyrettiğinizde Hitchcock’un Rear Window filmiyle olan pek çok benzerlik göreceksiniz.

Diğer yazıları Burak Hazine

Like Someone in Love (2012) Sevmek Gibi

Dünyaya kattığı sinema çehreleri için şükran duyduğumuz İran’ın bugüne kadar tarihe mal...
Devamı

1 Comment

  • Jerzy Kawalerowicz’in “Firavun”u, Wajda’nın “Kanal” ve “Düğün”ü ve Andrzej Munk’un “Yolcu” filmleri de ele alınmalı bence mutlaka. Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir