Force Majeure (2014) Turist

Yazar: Yağız Ay

Ruben Östlund’un filmi kabaca bir erkeğin ve bir kadının (sembolik olarak) hadım edilmesini anlatıyor. Nedir bu “force majeure” ? Özensizce “üstün güç” diye çevirebiliriz galiba. En üstün güç hayatta doğa olarak karşımıza çıkıyor, burada ise onun “çığ” halinde. Turist’te Alplerdeki bir kayak tesisinde kalan bir ailenin öğle yemekleri sırasında düşen bir çığ ile birbirlerine girmesini izliyoruz. Baba, Tomas, çığın “Gerçek” olduğunu anlayınca diğer fertleri hiç düşünmeden kaçmaya başlıyor. Filmin kalanında ise eşi, Ebba, bunu değişik kişilere danışmasına rağmen bir türlü sindiremiyor, ilişkileri gittikçe sakat bir hale bürünüyor, aile kurumları çatlıyor…  Leonard Cohen’in The Future şarkısından bir bölümü hatırlatır bunlar: “Her şey dört bir yana dağılacak… Hiçbir şey, ölçebileceğin hiçbir şey kaymayacak. Kar fırtınası kapılara dayandı. Ve tepetaklak etti ruhun düzenini.”

Turist’e bakıldığında yapılabilecek en akla yatkın yorum Tomas’ın ailesini koruyamayarak ve onlardan kaçarak “erkekliğini” kaybettiği şeklinde olur. Ancak bunu biraz ileri götürmemiz gerekebilir: Tomas’ın kaçması ve Ebba’nın çocukları koruması, onlardan sorumlu hissetmesi ile Ebba da “kadınlığını” yerine getiremez (Burası biraz cinsiyetçi tınlamış olabilir). Ebba’nın olağanca nefreti ve öfkesi tam da patriarkal düzenin dışına çıktığı içindir. Kadınlığını askıya almasını ve anneliğine önem vermesini gerektirir bu. O halde Ebba, Tomas’a basitçe onun libodosunu istediği gibi yaşamasını engellediği için kızmakta, bu yüzden her seferinde olayı, Gerçek’le karşılaşma evresini hatırlatarak onun kendisini ikna etmesini beklemekte ve hem patriarkal düzenini hem de kendi kadınlığını restore etmeye uğraşmaktadır. Zira olayın ertesinde fallus’unu, karşı cins üzerindeki sembolik egemenliğini kaybeden tek Tomas olmamıştır, Ebba da kadınlığının azalması ve anneliğinin artmasıyla clitoris’in dayanılmaz çekiciliğini kullanma yetisini kaybetmiştir. Bunun yarattığı kargaşa ve panik halinden dolayı da sürekli Tomas’a saldırıp durur, hâlbuki esas kızması gereken bu “çığ”ın kontrolden çıkmasına, basit bir gösteriden fazlası olmasına sebebiyet veren kayak tesisi yönetiminidir. (Bu ABD’nin 11 Eylül sonrası tutumuna oldukça benzer değil mi?)

turist sinematopya

Yer yer komik sahneleri ve Vivaldi’nin Yaz’ıyla öne çıkan Force Majeur’ün kilit sahnesi aslında iki taraf için de bir çeşit “kaçış”, söylenemeyenin söylenmesi imkânı oluşturuyor. Tomas, belki de, gerçekten o çığın gerçek olmasını ve onun monoton hayatından bir çıkış olmasını umuyordu; Ebba ise Tomas’ın göstermesi gereken erkekliğini gösterdiği takdirde çocuk yapmaları ile yavaşlayan cinsel hayatlarını soluklandırabileceğini, etkisini kaybeden fallus’a tekrardan kuvvet kazandırabileceğini. Cohen’in şarkısının devamında şöyle bir kısım var: “Ve sonra dediler ki ‘Pişman ol!… Acaba bununla neyi kastettiler…”. Tomas’ın durumu açıkça bu: “Ailene karşı sorumluluğunu yerine getirmediğin için pişman ol!”. Östlund, filminde bu düşüncenin esasında ne kadar saçma ve komik olduğunu başarıyla sergiliyor. Bazen içinde bulunulan durumun ne kadar iç karartıcı olduğu tam da o durumun özelliklerinden dolayı anlaşılmaz: Alman Demokratik Cumhuriyeti’ne ait eski bir fıkrada bir Alman işçisi Sibirya’ya çalışmaya gider. Bütün postaların sansür kurulu tarafında denetlendiğini bildiğinden arkadaşlarına der ki: “Bir şifre belirleyelim. Eğer benden aldığınız bir mektup mavi mürekkep ile yazılmışsa, orada yazanlar gerçektir; kırmızı mürekkeple yazılmışsa, yanlıştır”. Bir ay sonra, arkadaşları ilk mektubu alırlar. Mavi mürekkeple yazılmıştır: “Burada her şey harika, mağazalar ağzına kadar dolu, bolca yiyecek var, apartmanlar geniş ve düzgünce ısıtılıyor, sinemalarda Batı filmleri oynuyor, işi pişirmeye hazır bir sürü güzel kız var – burada olmayan tek şey kırmızı mürekkep ”. Filmde karşılaştığımız ise bir “üstün gücün” armağan ettiği bir hepimizin gizlice arzuladığı kırmızı mürekkepten fazlası değil.

Diğer yazıları Konuk Yazar

Yapay Zeka: Makinelerin Beyazperdede Yükselişi

Marty McFly’ın geleceğe gittiği tarihi bile geçmişte bıraktığımız şu günlerde, durup da...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir