Jüpiter Yükseliyor (2015) Jupiter Ascending

Matrix üçlemesinin yaratıcısı Andy Wachowski ile Lana Wachowski kardeşlerin yeni filmi Jüpiter Yükseliyor (Jupiter Ascending) 2015 yılının ‘bilim-kurgu’ alanında ses getirecek yapımı olarak lanse edildi. Matrix’ in tüm dünyada bıraktığı etkinin izlerini düşündüğümüzde bu beklentinin boş bir heves olmadığını anlarız. Yeniyi yaratma derdine düşen isimlerin bilindik kişiler olması, ayrıca son dönemde ‘bilim-kurgu’ alanında oluşan boşluk, filmin eleştirmenler açısından beklentisini kat be kat arttırdı. Mila Kunis, Channing Tatum, Sean Bean, Douglas Booth ve Eddie Redmayne’den oluşan kaliteli kadro seçimi yapımı bir adım öne çıkarıp, oyunculuk bağlamında ses getirecek durumun oluşmasına neden oldu. Yani kıyaslama açısından herkesin merakla vizyonda izleyeceği yapım görsel kalite açısından kusursuz seyir zevki sunarken, aceleye getirilmiş konusuyla tam bir hayal kırıklığı yaratıyor. Konu içinde kullanılan ‘dünya dışı yaşam formları’ günümüz dünyasının ‘uzaylı’ kavramına farklı bir bakış açısı sunmuş sunmasına; ama fazlaca insani duygularla tasvir edilen galaktik evren olgusu tam anlamıyla kaostan başka bir şey ifade etmemiş.

Konuda dünya gezegeni yaklaşık yüz bin yıl önce Abrasax Sanayi (uzaya hükmeden bir hanedanlık) tarafından tohumlanarak insan ırkı oluşturulmuş. Üç veliahttan oluşan hanedanlık içinde Balem dünyayı kontrol eden ve en tehlikeli olanı! Hanedanlığın bir diğer üyesi Kalique, kendi halinde, olana karışmak istemeyen yapısıyla genç vücudunu geleceğe taşıyor. Diğer üye Titus, kraliçe Jüpiter’le evlenip, Jüpiter’in elde ettiği tüm gücü eline geçirme planları içinde. Jüpiter, dünyada kendi halinde sıradan yaşamına devam ederken tüm bu kaosun içine düşüp, bulunduğu noktanın farkına varıyor. Balem’in görevlendirdiği ekip, Jüpiter’i ‘kraliçe’ olduğunun farkına varmadan öldürme peşinde ama melez bir canlı olan Caine, genç kraliçeyi koruyarak onu doğru adrese götürmeye çalışıyor. İnsanlığı ‘genç hücreler elde etmek’ için oluşturan Abrasaxlılar, yüz binlerce yıl yaşamak için insan ırkının vücut hücrelerini kullanmışlar. Jüpiter, Balem’in dünyayı ele geçirip tüm insanlığı kolonileştireceğini öğrenir, olaylarla mücadele etmeye başlar.

Jupiter-Ascending-sinematopya-2

Konunun ilk anlatımı insana masalsı hava izlenimi verirken, olayların işleniş biçimi o kadar karışık ki, neresinden tutsanız konu elinizde kalıyor. Wachowski Kardeşler uzay-zaman-boyut kavramını ele alırken, görüntü kalitesini mükemmel düzeyde tutmayı başarmış. Abrasax Hanedanlığı’nın varisi olan Kraliçe Jüpiter’in uzay macerasında ‘rüşvetle iş yapan uzay memurları’, ‘tek taşla evlilik teklif eden Titus’ ekranda görününce olayın ‘bilim-kurgu’ yapısına espri katılmıyor, aksine anlatının büyüsü bozuluyor. Olayları hızlıca işleme kaygısı yüzünden kimin nasıl bir karaktere sahip olduğu kesinlikle anlaşılmaz durumda. Balem’in kötü olduğunu daha ilk kareden görür görmez insan diğer karakterleri elinin tersi ile bir kenara itiyor. Jüpiter’in olanı biteni kabullenme sürecini anlayan varsa buyursun konuşsun. Çatışmalar, savaşlar, kimin neden dünyada kaldığına dair ipuçları maalesef anlaşılmaz halde! Ayrıca filmin sonunda kötünün kaybedip iyinin kazanacağını rahatlıkla anlıyorsunuz. Yani senaryoda izleyeni şaşırtacak hiçbir yan unsur yok.

Eddie Redmayne (Balem) kötü bir karakteri sadece ses tonunu kullanarak oynarken, yüzündeki makyajdan kaynaklı, berbat bir oyunculuk ortaya koymuş. Mila Kunis (Jüpiter) rolünün büyüklüğü altında kalıyor. Her sahnede aynı mimikleri görmek beni fazlasıyla filmden kopardı. Heyecan, korku, panik oyuncunun yüzünde nedense hiç yok! Ayrıca ‘aşk’ olgusunun ön plana çıkışında senaryonun zorlama dayatması alenen belli. Kunis, kadınsı hiçbir duygusunu karakterinin üzerine yıkmamış. Filmin tek iyi oyuncusu ise ‘Caine’ rolünde Channing Tatum. Neredeyse baştan sona olayları tek başına götürüyor. Aksiyon, hareket, heyecan onun olduğu bölümlerde dört dörtlük!

Andy Wachowski ile Lana Wachowski kardeşler, Matrix sonrasında büyük bir beklentiyle giriştikleri Jüpiter Yükseliyor filminde hayal kırıklığından öteye geçmeyen bir yapım sunuyor izleyiciye. Görsel efekti ve kalitesi tartışılmaz olan filmi izleyecekseniz eğer sadece görüntü kalitesine bakmanızı öneririm.

Diğer yazıları Yaşam Kaya

Where Is Kyra (2017) – Puslu ve Karanlık New York!

Nijerya doğumlu Andrew Dosunmu’nun ikinci uzun metraj filmi olan ve 24. Uluslararası...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir