Kibar Feyzo Üzerine Bir Analiz

Kahrolası Başlık Parası!

Feyzo ve Bilo (İlyas Salman) Hacı Hüso’nun kızı Gülo’ya taliptir. Filmin giriş sahnesinde askerden dönerken köy yolunda karşılaşmış gösterilen ikilinin dostça başlayan sohbetleri konunun hatırlanmasıyla kesilir ve Hacı Hüso’ya, bunu talipliği ilk kimin söyleyeceği şeklinde bir yarışma başlar. Gülo merkezli bu yarış, filmin üçüncül kişisi Bilo’yla Feyzo arasındaki çatışmanın temel sebebi olacaktır. Ayrıca ilk başta esas düşman Bilo gibi gözükse de Maho Ağa’nın devreye girişiyle arka plana düşecek, esas düşmanın yardakçı şeklinde konumlandırılacaktır.

Hacı Hüso’nun oğlu Zülfo (Erdal Özyağcılar) üzerinde durulması gereken bir yan kişidir. Sürekli evlenmek isteyen adamın geleceği; babası tarafından, Gülo’nun yüksek bir fiyattan “satılmasına” bağlanmış olduğundan Hüso’nun tam boyunduruğu altındadır. Bu bakımdan Zülfo, Gülo’ya kim daha çok para verecekse ondan yanadır. Fakat Feyzo’dan kentte başlık parasının kalktığını öğrenmesiyle beraber taraf değiştirerek ileride büyüyecek kalkışma hareketine dâhil olur.

Hikâyede Feyzo’nun yaşadığı zorluğun ilk kaynağı ise kayınpederi Hacı Hüso’dur – bu daha sonra Maho Ağa’nın saldığı sürgünlerle pekişecektir- Hüso, kızını açık arttırma olarak “bir mal gibi” en yüksek fiyattan satmak ister. Bu sebeple daha önce köyde görülmüş bir uygulama olmamasına rağmen hem Feyzo’yu hem Bilo’yu, Gülo’yu istemeye çağırır. Köylünün uyarılarına rağmen –başlık parası piyasasını yükselmesinden ötürü kızlar evlenemeyecektir- Hüso, Gülo için on bin peşin olmak üzere yirmi bin lira ister. Haliyle açık arttırma sonuçsuz kalır. Ama Feyzo çıkışta annesini ekarte ederek on bin peşin geri kalanı da beş eşit taksitle altı aylık vadelerle ödemeyi kabul ederek Hacı Hüso’yu razı eder. Ödenecek taksitler üzerine senet yaptırılması ve müstakbel kayınpederin, Maho Ağa’nın borca kefil olmasını istemesi de tam bir kara mizah örneğidir. Öyle ki “senetler ödenene kadar malın mülkiyeti babasına kullanma hakkı ise kocasına aittir”.

Burada Feyzo’nun Gülo’ya olan aşkıyla alakalı bir parantez açmak istiyorum. Feyzo’nun annesi Sakine, Gülo’ya verilecek başlık parası yerine tarlaya öküz alınması konusunda ısrarcıdır –oğlu bu inadı Mecnun taklidi yaparak kıracaktır- fakat Feyzo parayla başlık parasını ödeme konusunda şöyle der:
“ Öküzü alırsak kimin tarlasını süreceğiz? Maho Ağa’nın. Mahsulatın 3 payı onun 1 payı bizim. Ama Gülo’yu alırsak o toptan bizim. Ömür boyu sür allah sür. Dokuz ayda bir mahsulat verir.”

Feyzo’nun aşkının duygusal boyutu ekonomik beklentileriyle kol kola girmiştir. Romantik bir âşık değildir düşünüşü feodal sistemin ataerkil yapısını devam ettirir. Ona göre kadın, sürülecek bir tarladır, Gülo gelecek iş gücü kaynağını doğuracaktır.

Düğün sahnesi Feyzo’nun hikâyesini etkileyen iki güçlüğün –Gülo’nun borcu ve Maho Ağa’nın gazabı-kendisini vurmasıyla sonuçlandığından önemlidir. Bu sahnede Maho Ağa, Feyzo’nun düğününü ziyarete gelir. Bilo ağanın yanına giderek, düğünün ortasında kafasında fötr şapkayla oynayan Feyzo’yu gösterir –Maho’nun da başında fötr şapka vardır- Feyzo’nun kendisine özendiğini söyler. O şapkayı maraba kesimi de takarsa düzen bozulmaz mıdır?

Bu iktidarın görünümleriyle ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir ayrıntıdır. Nesnelere yüklenen sınıfsal anlamlar tarih boyunca görülmüştür. Söz gelimi 1223 yılında Venedik’te kraliyet ailesinden başka hiç kimsenin inci takmayacağına dair bir kanun çıkarılmıştır. Öyle ki sahte inci takan dahi şehirden sürülüyordu. İngiltere’de ise kraliyet kökeninden olmayanların inci takması yasaktı. 3. Edward döneminde fahişeleri saygın kadınlardan ayırmak için kürk giyilmesi yasaklanmıştı. Örneklerin etkili bir okumayla fazlasıyla çoğaltılabileceği bu durum; iktidarın, giyim kuşam üzerindeki kontrol çabasının bir tezahürü olarak anlaşılmalıdır. Maho Ağa’nın köyünde iktidar, onun görünümüyle var oluştuğundan -yani bindiği attan oturduğu eve, giydiği şapkadan ceket ve pantolonuna, bıyığını nasıl kestiğinden, saçını hangi yöne taradığına kadar- Maho Ağa’nın sahip olduğu her şey, esasında İktidar’ın görünümleri anlamına gelmektedir. Bu sebepten yaratılmış sembolik güçten payını alan nesneler, Ağa’dan daha aşağıda biri tarafından takılamaz/kullanılamaz. Ağa fötr şapka takıyorsa köylü kasket takmalıdır! Aksi halde Maho Ağa’da saklı bulunan ve onun tabiriyle “kimseye nasip etmediği” iktidar tecavüze uğramış olur!

Düğün sahnesine tekrar dönülürse Feyzo, başındaki fötr şapkadan dolayı – önce Maho Ağa’nın ardından yardakçısı Bilo’nun ayaklarında itinayla ezildikten sonra- köyünden kovulur. Bu kovuluş sonrası Feyzo’nun yolu Gülo’nun taksitlerinin de ödenmesi gerektiğinden İstanbul’a doğru olur.

Diğer yazıları Konuk Yazar

Çocuğun Dünyası: Beyaz Balon (Badkonake Sefid)

Senaryosunu Abbas Kiyarüstami’nin yazdığı ve Cafer Penahi’nin ilk uzun metraj filmi olan...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir