34. İFF Günlükleri #1: Réalité, Im Keller, National Gallery

Réalité (Gerçeklik)

Filmlerinde neredeyse her işi kendisi yapan (senaryoyu yazmakla işe başlayıp yönetmenlik ve görüntü yönetmenliğini üstlenen, daha sonra da kurguya tek başına el atan) Quentin Dupieux’nün dünya prömiyerini Venedik’te yapan son filmi Gerçeklik, katil tekerlek Rubber’dan sonra yönetmenin gerçeküstü sularda gezindiği ikinci eseri. Showbiz dediğimiz dünyaya, özellikle de Hollywood’un acımasız evrenine yakın zaman içinde Birdman ve Maps to the Stars gibi ödüllü filmlerden sonra biraz daha farklı bir açıdan bakan Gerçeklik için kendinden emin şekilde bir şeyler söyleyebilmenin tek yolu ne yazık ki Dupieux’nün zihninin içine girebilmek. Yetenekli sinemacının en kişisel filmi olduğuna inandığım bu eseri, küçük bir kızın babası ile birlikte çıktığı yaban domuzu avı ile başlıyor. Reality ismindeki bu kız, babası domuzu kesip biçtiği sırada bağırsaklarla birlikte mavi bir video kasetin leğene düştüğünü görüyor. Öte yandan saçmasapan bir kıyafet içinde en az kostümü kadar tuhaf bir TV programı sunan ve derisinde döküntüler olduğunu iddia eden bir sunucu ve o programın kamera operatörlerinden Jason var. Jason’ın en büyük hayali TV dalgalarının insanları öldürdüğü bir korku filmi yapmak. Bunun için kapısını çaldığı yapımcı ise ondan kırk sekiz saat içinde kendisine Oscar kazandıracak en müthiş çığlığı bulmasını istiyor.

dupieux reality sinematopya 2

Her şey fazlasıyla karmaşık ya da alakasız gibi gelebilir. Gerçeklik’i seyrederken de bir süre boyunca oryante olmakta güçlük çekeceksiniz. Dupieux’nün rüya içinde rüya mottosuyla yola çıktığını düşünebilirsiniz ya da onun sürreal sularda çıktığı küçük gezintinin çıldırmaya hazır yolcusu olduğunuza inanabilirsiniz. Birbirinden farklı ve tuhaf karakterlerin akla en gelmeyecek şekillerde karşı karşıya kaldığı bu filmde neyin gerçek, neyin rüya olduğunu yönetmen biz seyirciye bırakıyor. Herkes bu filmden farklı çıkarımlarda bulunma serbestisine sahip; benim görüşüm ise Dupieux gibi kendine özgü ve marjinal bir sinemacının bu acımasız sektöre dahil olmak ve sonrasında orada hayatta kalabilmek için yaşadıklarını, her geçen gün gittikçe şiddetlenen kabuslarını anlatmanın has bir metodu. Öte yandan bu endüstriye yapılmış en yoğun ve en samimi taşlamalardan biri. Kısa süresine rağmen her anında sembolik anlatım ile gerçeküstü deneyimin bir arada gebe kaldığı gerçekleri bir bir yakalamaya çalışmak ise daha önce denemediğimiz kadar zevkli.

Diğer yazıları Burak Hazine

Phoenix Fragman

Yönetmen: Christian Petzold Oyuncular: Nina Hoss, Ronald Zehrfeld, Nina Kunzendorf Vizyon Tarihi:...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir