34. İstanbul Film Festivali Önerileri

Yağız AY’ın Festival Önerileri

Yeni Kız Arkadaşım / Une Nouvelle Amie (Akbank Galaları)

Yön: François Ozon

the new girlfriend sinematopya

François Ozon yaşayan en ilginç yönetmenlerden. Zira bir sonraki filminde ne yapacağını kestirmek çoğu zaman oldukça güç. Hitchcock-vari bir gerilimden Woody Allen tarzı bir komediye, “whodunit” temalı bir müzikalden bir genç kızın cinselliği keşfini anlattığı bir dramaya atlayabiliyor ve sineması bütün bu değişimlerden geçerken her zaman nevi şahsına münahasır bir “öz”ü muhafaza etmeyi başarıyor. Adeta her seferinde baştan yapılan bir resim onun sineması. Yalnızca resmin bu sefer ne şekle bürüneceğini, çizgilerinin kimlerden izler taşıyacağını, platerine ne tür renklerin eklenmiş olabileceğini görmek için bile izlenmeyi hak ediyor son filmi Une Nouvelle Amie. Ayrıca San Sebastian Film Festivalinde en iyi film ödülüne layık görüldüğünü de ekleyelim. Başrolde ise genelde Cedric Klapisch filmlerinden tanıdığımız Romain Duris var. Kendisinin geçenlerde Cesar ödüllerine aday olmuş, belki de ilk ciddi, performasını izlemek ise filmi ilgi çekici kılan başka bir unsur.

Party Girl (Yeni Bir Bakış)

Yön: Marie Amachoukeli, Claire Burger, Samuel Theis

party girl sinematopya

Üç yönetmenli ve Cannes’dan Caméra d’Or ödüllü bir film Party Girl. Doksan dakika süren bir filmde üç yönetmen olması şüphesiz onu ilgi odağı haline getirir ancak son yıllarda Beasts of Southern Wild, Hunger, 12:08 East of Bucharest gibi filmlerle aynı ödül altında adı anılıyorsa bu ufak detaya takılmaya pek de gerek yoktur. Başka bir çok festivalden daha ödülle döndü Party Girl. Özellikle Fransa’da filmin tuhaf bir popülaritesi var. Geçen Ağustos Kış Uykusu ile benzer tarihlerde vizyona girmişti Fransa’da ve her taraf ikisinin afişleriyle kaplanmıştı. Yani, sıradan bir “bağımsız” değil Party Girl. Oscar adaylarıyla, Palme d’or kazananlarıyla yan yana durabilecek bir durumda. Bu bile onu “merak ettirmeye” yetecek bir sebep. Yaşlanmaya başlamış bir gece klubü yöneticisinin evlenip hayatını “düzene sokmasını” anlatıyor; yaşlanmaya dair, yeteri kadar radikal olmasa da, görülmeye değer bir film Party Girl.

Postacının Beyaz Geceleri / Belye nochi pochtalona Alekseya Tryapitsyna (Ustalar)

Yön: Andrey Konchalovsky

postman's white nights sinematopya

Tanrı’nın unuttuğu bir Rus kabasının gündelik hayatıyla ilgileniyor Andrey Konchalovskiy’nin filmi. Fakat bunu sıradan bir belgesel sahiciliğinde ve temsilciliğinde yapmak yerine oldukça estetik bir anlatım tercih ediyor. Keskin bir iç-dış ayrımı var filmde. İçeri de ne devlet var, ne güvenlik ne de çalışılacak iş. Dışarısı ile tek bağlantı ise postacı. Bir gün bu postacının karısı kasabadan kaçmaya veriyor. Bu açıdan film biraz 2009 yapımı Dogtooth’u andırıyor. Ondan farklı olarak gerçek hikayelere dayanıyor film. Başrol dışında kasabanın sakinleri kendilerini oynuyorlar hatta. Hayatlarımızın en büyük sığınağı olan “iç-dış” dikotomisini sökmeye uğraşmak ve onu sorunsallaştırmak için kaçırılmaması gereken bir The Postman’s White Nights.

Sessiz Kalp / Silent Heart (Ustalar)

Yön: Bille August

Stills hjerte

İki yıl önce Pascal Mercier’in romanından uyarladığı Lizbon’a Gece Treni’yle festivale uğramıştı Billie August.  Silent Heart’da ise artık monotonlaşmaya başlamış bir konu olan “aile büyüğünün başına kötü bir şey geliyor ve üç jenerasyon aynı evde toplanıp eski sorunlarla yüzleşiyorlar” tekrar karşımıza çıkıyor. Önceki filminin etnik çeşitliliğine kıyasla bu sefer tamamiyle kendi ülkesinden oyuncularla çalışmış August. Film, yurtdışı festivallerindeki gösterimlerden sonra nispeten kötü eleştiriler alsa da August’un kariyeri boyunca herkesin ortak kanıya sahip olduğu bir filmi oldukça azdır. O yüzden eleştirilerin seviyesine aldırmaktan ziyade kişisel bir deneyim kurmaya çalışmak gerek August’un filmleriyle. Sinemasında ise kişinin hep kendini karşılaştıraileceği noktalar bulunur. Bu noktaları keşfetmeye çalışmak için izlemeye değer Silent Heart. San Sebastian’da Paprika Steen’in bu filme en iyi aktris ödülünü aldığına da ekleyelim.

Çılgın Kalabalıktan Uzak / Far From the Madding Crowd (Altın Lale Uluslararası Yarışma)

Yön: Thomas Vinterberg

far_from_the_madding_crowd

Thomas Hardy’nin klasik romanını bu defa Thomas Vinterberg uyarlamış. Festen’in deli dahi yönetmenliğinden Jagten’deki ağır dramatik yapıya geçmişti en son. Şimdiyse Viktoryen bir dramla uğraşıyor. Basit bir “nerden nereye” düşüncesiyle bile izlenebilir Far From the Madding Crowd. Hardy’nin romanın senaryolaştırılmasının altında David Nicholls’un imzası var. Nicholls, One Day gibi vasat romantik filmlerle anılsa da 2012’deki Dickens’dan Great Expectations uyarlamasının da senaryosunu yazmıştı. Klasik İngiliz romanına dair bir aşinalığı olduğunu ve Hardy’nin şiirsel dilini peliküle dökmenin en rahat yolunu Vinterberg ile beraber bulduklarını  en azından umabiliriz. Ben ne kadar İngliz romanı uyarlamalarında büyük çaplı filmlerden ziyade BBC’nin küçük televizyon filmlerini (izlemediyseniz mutlaka bir iki tanesine bakın) tercih etsem de Vinterberg’in adı ve Carey Mulligan’ın Hardy’nin Bathsheba Everdene tasvirine müthiş yakınlığı filmi “kaçmaz” mertebesine yükseltmeye yetiyor.

Diğer yazıları Sinematopya

Sinematopya Yazarlarına Göre 2016’nın En İyi Filmleri

İsmail Erk Deliormanlı 1-Knight of Cups (Terrence Malick) 2- Arrival (Denis Villeneuve)...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir