Kurosawa’dan Dreams (Düşler) Üzerine

Ve Düşlerin Ressamı eline fırçayı alır…

1. Düş: Yağmur ile Güneş

Filmin açılış sahnesinde Kurosawa, evinden çıkan bir çocuğun çıkış kapısına ilerledikçe günlük gülistanlık görünen havada aniden sağanak bir yağışın başladığını gösterir. Çocuğun ardından gelen anne, içeri girmesini ister ve Japon hikayelerinden birini yağmurla özdeşleştirerek “Tilkiler, evlilik merasimleri için böyle havaları kollar ve kendilerini gören insanlardan pek hoşlanmazlar. Seni görürlerse eğer çok kızarlar.” diyerek eve döner. Küçük kahramanımız ise annesinin söylediklerine kulak asmayarak yağmurla beraber keşif yolculuğuna çıkar. Sisle karışmış yağmur seslerini işittiğimiz ve rüzgarın dalları savurduğu gizemli ormanda uzaktan bir müzik duyulur… Meraklı bakışlarla sesin geldiği noktaya bakan ufaklık, bir müddet sonra annesinin söylediği tilkileri (yüzleri tilkiye benzetilmiş, kıyafetleri simgelerle kaplı insanlar) görür. Evet, o tilkiler merasim yapmaktadır ve düzenlerini hiç bozmadan yavaşça yürümektedirler. Müziğin ahenginde danslar ederek çocuğun görüş alanından yavaşça geçerler. Koşarak oradan uzaklaşan çocuğu, evin kapısında annesi karşılar. Annesi, “Seni içeri alamam çünkü kızgın bir tilki seni görmüş’”der. “Sana bunu bıraktı” diyerek, “kendini öldürmelisin” diye ekler. Kızgın tilkinin çocuğa bıraktı şey bir bıçaktır.

dreams sinematopya 1

Anne:
-Hemen git onlardan özür dile, bir daha yapmayacağını söyle, onlardan af dile ki bıçağı senden geri alsınlar ve böylece ölmekten kurtul. Genelde affetmezler, ölmeye hazır ol. Haydi şimdi git, onların affı olmadan içeri giremezsin!

Çocuk:
-İyi de, nerede yaşadıklarını bilmiyorum ki?

Anne:
-Bulursun, böylesi günlerde hep gökkuşağı olur. Tilkiler de bu gökkuşağının altında yaşarlar.

Çocuk, elinde bıçak ile yollara düşer. Filmin afişini de süslediği gökkuşağının rengarenk çiçekler ve yemyeşil dağların, o mükemmel uyumunda, çocuğun bakışları arasında resmedildiğini görürüz. Çocuk, gökkuşağının altına doğru yürümektedir. Kurosawa bu düşünde çocukluğundan kalmış hikayelerin ömür boyunca etkisinin devam ettiğini, çocukluğun aynı zamanda cenneti vaat ettiğini göstermeye çalışmıştır. Renklerin göz alıcı güzelliğini ve doğanın insanı içine alan anaçlığını bir çocuğun gözünden en temiz haliyle görüp, içimizi ısıtırız.

Diğer yazıları Güney Birtek

Kısa Film: Self!e

Güney Birtek’in ilk kısa filmi Hypatia’yı seyretmek için tıklayın Türkiye, tıpkı diğer...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir