Kurosawa’dan Dreams (Düşler) Üzerine

2. Düş: Şeftali Bahçesi

Bu düşte de kahramanımız bir çocuktur. Hem de oldukça hayalperest bir çocuk. Evlerinde gördüğü ve bir anlık dikkatlice baktığı oyuncak bebeklerden sonra hayali bir kız çocuğu görür ve onu yakalamaya çalışır. Kendini bir ormanda bulan çocuk, karşısında o dikkatlice baktığı oyuncak bebekleri ve şeftali, portakal olacak çiçekleri görür (insan siluetinde).

Oyuncak bebek:
-Oyuncak Bebek Günü, şeftali ağaçlarının çiçek açması içindir. Çiçeklerin açmasını kutlamak içindir. Biz oyuncaklar, şeftali ağaçlarının cismani temsilcileriyiz. Ağaçların ruhu, açan çiçeklerin canıyız. Yok olan ağaçlar kederlerinden gözyaşı döküyor.

dreams sinematopya 2

Bu durum karşısında küçük kahramanımız bin pişmanlık içinde korkuyla karışık ağlamaya başlar. Bu pişmanlığını anlayan oyuncaklar ve çiçekler çocuğun iyi biri olduğunu söyleyip bundan sonra ağaçların kesilmesine izin vermeyeceğini söyleyerek müzik eşliğinde dans ederek barışırlar. Çocuk ise meraklı bakışlarla onları izlemektedir. Çocuk gerçek dünyaya döndüğünde oradaki tüm ağaçların kesilmiş olduğunu görür ve yalnız bir tane filizlenmiş fidanın yanına giderek üzüntüsünü ona bakıp dokunarak hissettirmeye çalışır. Kurosawa bu düşünde basit olarak bahçedeki ağaçların kesimi üzerinde çocukta kalmış üzüntüyü ele almaya çalışsa da tüm dünyaya ağacın, yeşilin, meyvenin insan yaşamında ne denli önemli olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Ormanların gitgide yok olmasından kaynaklı kendini çocuğun yerine koyup, çaresizlik ve elden bir şey gelmeyişin kahrını yansıtmış ola ki düşlerinde bu olayı da belirtmiş.

3. Düş: Kar Fırtınası

Bu düş, zor durumlara karşı sevginin, direnmenin gücünü anlatmaya çalışmaktadır. Kar fırtınasına yakalanarak rotasını şaşırmış 4 kişiden oluşan dağcı ekibin ölümle burun burun geldiği dakikalar yansıtılmaktadır. Bir müddet sonra artık yorgunluktan tipiye karşı koyamayan dağcılar birer birer oldukları kara saplanır. İçlerinden daha dirençli olduğunu gördüğümüz biri, arkadaşlarını uyandırmak için çaresizce uyumamaları konusunda diretir. Fakat arkadaşlarını uyandıramaz ve bir kez daha yığılır kalır. Yorgunluktan düş gören kahramanımız, rüyasında karısını görür. Karısı üstüne bir örtü serer ve “kar sıcak, buz soğuk” der. O an öylesine mistik bir atmosfer vardır ki, baktıkça kendimizi o büyülü dünyadaki dağcı gibi hissederiz. Dağcı, düşünde gördüğü karısının gitmesi üzerine gözünü açarak ayağa kalkmaya çalışır. O anda tipi yavaşlamış ve artık göz gözü görmektedir. Masmavi gökyüzünü gören dağcı aynı zamanda umudu görmektedir mizacı yaratmak istemiş olsa ki Kurosawa, gönülleri hoş eden bir müzikle o buz gibi atmosferi ısıtır. Tipi durduktan sonra anlaşılır ki aslında kamp yerine gelmişlerdir. Diğer dağcıların da kamp yerinde olduklarını gördükten sonraki yaşama sevinçleri görülmeye değer bir nitelik taşımaktadır. Ama şunu belirtmek durumundayım ki Kurosawa’nın bu düşü hakkında diğerlerini kıyasladığım zaman bana bir hayli vasat ve gereksiz olduğunu söylemek düşüyor. Çünkü, diğer 7 düş hem derin anlamlar barındırıp hem de nokta atışlı sistem eleştirileri sunuyor. Bu durum dahilinde keşke bu düş olmasaydı deme hakkına sahip buluyorum kendimi.

dreams sinematopya 3

Diğer yazıları Güney Birtek

Acıların Jokeri Arthur Fleck

“Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir