Kurosawa’dan Dreams (Düşler) Üzerine

5. Düş: Kargalar

Uzak Doğulu bir ressamı, Vincent van Gogh sergisinde dünyaca ünlü ressamın yapıtlarına hayranlıkla bakarken görürüz. O anların birinde düşümüz başlar ve orta yaşlı bu istekli ressamımız birden bire kendini Van Gogh resimlerinin içindeki dünyada bulur. Usta ressamın resimlerinde onu arar durur. Bulduğunda ise konuşmaya başlar fakat Van Gogh işine o kadar saygılıdır ki kahramanımıza pek yüz vermez. Kahramanımıza resim tekniği üzerine bilgiler verir, bir taraftan da elindeki fırçayla resim çizmekte ve güneşi kaçırmamak için aceleci bir davranış içindedir. Kurosawa’nın bu sahnede bizlere güzel bir sürpriz yaptığını Van Gogh’u canlandıran oyuncuya dikkatli baktığımızda görürüz. O oyuncu dünyaca ünlü yönetmen Martin Scorsese’den başkası değildir. Meşhur tablolara bakarken adeta bir resim sergisinin içine girdiğimizi hissediyoruz. Van Gogh sarısını hareketli bir görüntü içinde seyretmek ve o meşhur Buğday Tarlası ve Kargalar tablosunun canlandırılmış hali görülmeye değer seyirlik katıyor. Kurosawa bu düşünde sinema sektörüne girmeden önceki ressamlık zamanlarını anmış gibi bir izlenim yaratıyor olmasının yanında Van Gogh hayranlığını da tazeliyor.

dreams sinematopya 5

6. Düş: Kırmızı Fuji Dağı

Japonya’nın en yüksek dağı olarak bilinen Fuji Dağı, aynı zamanda etkisini yitirmiş bir yanardağ olarak da bilinir. Kurosawa bu düşünde Fuji Dağı’nın tekrar yanardağ işlevine dönmesini ve çevresinde kurulmuş nükleer enerji santrallerin patlamasından sonra Japon halkının çaresizlik içinde bölgeden kaçmaya çalışmasını göstermektedir. Kurosawa, asıl mesele için doğa olaylarının yarattığı (yanardağ) endişeyi değil de nükleer santrallerin patlaması sonucu havaya saçılan öldürücü kimyasal maddelerin yaşamı yok edecek gücünü göstermeye çalışmıştır. Tam bir kamu spotu temasında nükleer enerjinin zararlarını bir bir açıklayan uzmanın dilinden dökülenleri dinleyince günümüzde dünya üzerinde hala faaliyette bulunan atom bombalarının olduğunu bilmek ne denli bir tehlikeyle yaşıyor olmamızın göstergesidir.

dreams sinematopya 6

7. Düş: Ağlayan Şeytan

Önceki düşün devamı niteliği taşıyan bu düşte nükleer felaketin yeryüzüne dağılması sonucuyla dünyanın artık cehenneme çevrildiği ve şeytanların bile insanlardan korkar hale geldiği noktayı vurgulamaya çalışan Kurosawa, tükenmekte olan dünyanın radyasyondan etkilenip şekilsiz, büyük gövdeli açan çiçeklerin değişik halini de göstermektedir. Hayvan ve bitki türlerinin hormonal değişimini gözler önüne seren yönetmen, kimyasal maddeler sonucunda doğanın dengesinin iyice bozulduğu ve canlıların yaşamasının olanaksız hale geldiği algısını yaşatıyor. Nitekim böyle devam ederse ilerisi için gerçekçi bir düş(!) olma ihtimali yüksek. Dünya, cehennemi içinde yaşarken ortalıkta boynuzlarının verdiği acıyla ağlaşan şeytanlar bulunmaktadır. Şeytan ile insanı karşılaştıran Kurosawa, çevreci tutumunu bu düşünde de kör göze parmak sokar gibi göstermekte ısrarcı davranıyor. Bu düş, aynı zamanda en korkunç düş olarak da bilinir. Gerilim ve korkuyu cehennemin ortasında kalmış bir insanın endişeli bakışlarından, şeytanların inlemelerini duyması/görmesinden daha korkunç ne olabilir ki?

dreams sinematopya 7

Diğer yazıları Güney Birtek

Bergman’ın Oda Üçlemesi / Bölüm 1: Aynadaki Gibi

Aynadaki Gibi (Sasom i en Spegel) “Kapı açıldı ama gelen tanrı bir...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir