Dosyalar

Published on Mart 7th, 2015 | by Konuk Yazar

Yapay Zeka: Makinelerin Beyazperdede Yükselişi

Share Button
Önceki1 / 5Sonraki

Marty McFly’ın geleceğe gittiği tarihi bile geçmişte bıraktığımız şu günlerde, durup da teknolojinin geldiği noktaya baktığımızda insan gerçekten hayret ediyor. Söz konusu öylesine hızlı bir gelişme ki, çevirmeli telefonlarla iletişim kurduğumuz günler hala hafızamızda tazeyken, bugün akıllı telefonlarımızla sohbet edebiliyoruz (Telefonun diğer ucundaki ile değil, telefonun kendisiyle!). Peki ya bundan sonrası? Microsoft’un sanal gerçeklik gözlüğü ve Google’ın sürücüsüz otomobili gibi bilim-kurgu filmlerinden aşina olduğumuz teknolojilerin önümüzdeki yıl içinde hayata geçeceği ve sandığımızdan çok daha kısa bir süre içinde hayatımıza gireceğini düşününce bundan 10 yıl sonrasını tahmin etmek çok zor. Malesef ki E = mc²’yi bulduktan sonra ilk iş Hiroşima’ya atom bombası bırakan insanoğlunun, bu gelişmeleri her daim kendi saadeti için kullanacağının garantisi yok. Bu nedenle tüm bu baş döndürücü gelişmeler ilerisi için heyecan verici olduğu kadar aynı zamanda endişe verici.

Devam etmeden önce olayın özüne inmek adına hikayeyi biraz geri saralım. Bundan yaklaşık 20.000 yıl kadar önce, insanoğlu  şimdiki gibi besin zincirinin en tepesinde değildi. Toplayıcılık ve avcılık ile hayatlarını sürdüren atalarımız geceleri dışarıda kaldıklarında bizim aksimize gaspçı ve tecavüzcülerden değil,  besin zincirinde kendisinden yukarıda bulunan hayvanlara yem olmaktan korkardı. Aslan ve köpek balığı gibi canlılar zincirin tepesine yüzyıllar süren genetik mutasyon sonucunda gelmişti. Biz ise herhangi bir mutasyona uğramaksızın, sadece zekamızın yardımı ile zincirin basamaklarını öylesine hızlı tırmanmıştık ki, bulunduğumuz noktaya günümüzde bile tam olarak ayak uyduramamaktayız. Öyle ki, bugünkü hayatlarımız yirmi bin yıl önce yaşayan atalarımızdan çok daha farklı olsa dahi genetik olarak baktığımızda aslında işler çok da değişmedi. Bugün bir aslana yem olma ihtimalimiz tamamen yok olmuş olsa bile bu korkuyu hala DNA’mızda taşımaya devam etmekteyiz. İşte bu sebepten, tıpkı yırtıcılardan korunmak için ağaç dallarında uyuyan atalarımız gibi biz de yatağımızın altındaki canavarlardan korkmaya devam ediyoruz. Bu hızlı gelişmenin sonucu elde ettiğimiz limitsiz güç ve üzerimizden atamadığımız korku bir araya geldiğinde de insanoğlu yaşayan  en tehlikeli canlı konumuna geliyor. İşte tüm bu sebeplerden, insanın kendi ırkının sonunu bizzat kendi elleriyle getirmesi de son derece muhtemel.

Oxford Üniversitesi’nde geçtiğimiz günlerde 12 farklı kıyamet senaryosunun gerçekleşme ihtimalinin hesaplandığı araştırmada, insanlığın sonunu getirecek  12 senaryonun 6’sı doğrudan insan kaynaklıydı. Bu 12 ihtimalden en çok öne çıkan ise yapay zeka oldu. Bu araştırmadan kısa süre önce de her şeyin teorisyeni Stephen Hawking  “Yapay zeka, kendisini geliştirmeyi sürdürebilir ve hatta kendisini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz.” diyerek aynı konuya dikkat çekmişti. Tesla Motors ve SpaceX CEO’su Elon Musk (Yeterince etkilenmediyseniz şunu da ekleyeyim: Kendisi aynı zamanda PayPal’in de kurucularından) ise bir adım daha ileri giderek yapay zekanın risklerinin araştırılması adına 10 milyon dolarlık bir bağışta bulundu.  Anlaşılan o ki sinema dünyası da bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalamamış ve bu sene birbirinden heyecan verici yapımlarla karşımıza çıkıyorlar. Eğer yeryüzünün en büyük dahilerinin endişelerine rağmen hala “İnsanın sonunu robotlar mı getirecek? Daha neler!” diyenlerdenseniz,  belki de fikrinizi bu filmlerden biri değiştirir.

Önceki1 / 5Sonraki


Yazar Hakkında

Sinematopya'da değerlendirmeleri yayınlanan konuk yazarların hesabıdır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑