Züğürt Ağa Üzerine Bir Analiz

Ağa ve Kekeş Salman

Züğürt Ağa filminde, esas çatışma Ağa ve sistem arasındadır. Fakat “yeni düzenin adamı” olan Kekeş Salman (Erdal Özyağcılar) bu çatışmanın görünen yüzü olarak durumun daha kuvvetli bir şekilde vurgulanmasını sağlar. Söz gelimi Turgul’un bir sonraki çalışmasında görüleceği gibi Ali Nazik-Muhsin Bey türünden doğrudan bir zıtlaşma yoktur. Ağa-Salman ikiliği daha dolaylı yoldan inşa edilmiştir. Fakat bu mücadele de eserin anlaşılmasına dair kayda değer ipuçları bırakmaktadır.

Salman; hikâyeye, ilk sahnede kurulan ziyafet sofrasına oturarak-ailesiyle uzaktan gelmiş ve aç bir şekilde gösterilerek- dâhil olur. Bir önceki köyünden hırsızlık yüzünden kovulduğu anlaşılan adam, Kâhya’nın onu gözünün hiç tutmadığını uyarısı eşliğinde huzura çıkarak Ağa’dan iş ister. Ekonomik durumu zaten iyi olmayan ve daha fazla maraba istihdam etme olanağı bulunmayan Ağa, bu dilenme esnasında Salman’ın kız kardeşi Kiraz’ı (Nilgün Nazlı) görür ve onu beğendiği için işe almaya –çizmelerinin temizliğinden sorumludur- karar verir.

Kekeş, evde yerini sağlama aldıktan sonra Kiraz’ı Abdo Ağa’ya yüklü bir başlık parası karşılığında satar. Abdo’nun ölümüne sebep olacak sürecin başlatmasının haricinde, Kiraz’ın film boyunca gündemde kalacak “tartışmalı konumu” açısından da önemli bir gelişmedir bu. Zira genç kadın gerdek gecesinde dul kalacak ve Kekeş Salman tarafından türlü kereler “geri” istenecektir.

Ağa’nın hanesine giren Kekeş Salman, bir nevi darbe sonrası neo-liberal ortamın oluşturduğu insan tipidir. Dolandırıcı ve hırsız biri olan Salman, en kısa yoldan zenginleşmeyi bir anda köşeyi dönmeyi arzular. Aynı atmosferin bireyselliği yüceltmesi ölçüsünde sadece kendi hesabına çalışan adam, uygun şartlarda uyanan bir virüs gibi hücre içinde –onu yok ederek- yaşam alanı yaratır. İstanbul’a gittiğinde payını almak üzere, köylülerin Ağa’nın ambarından buğdayı çalmasına aracılık eden Kekeş, kendini gerçekleştirmek için en uygun alan olan kentte ise ironik bir şekilde zengin olur.

Peki, Ağa İstanbul’da neden dibe vurmuş Kekeş Salman ise başarılı olmuştur? Sonuç itibariyle her ikisi de Çevre’den Merkez’e göçmüştür ve hatta Ağa’nın İstanbul’a gittiğinde yüklü miktarda parası da bulunmaktadır. Öyleyse ibrenin Ağa’dan yana olması gerekmez midir? Bu soruya verilen cevabın Turgul sinemasının diğer karakterleriyle birlikte düşünülmesi kanaatindeyim. Söz gelimi benzer şartlar altında ne Muhsin Kanadıkırık ( Muhsin Bey), ne Haşmet Asilkan (Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ), ne Baran (Eşkıya), ne Nazım (Gönül Yarası) kentte başarılı bir tüccara dönüşebilirdi. Bu adamlar ya yeni düzene ayak uyduramadıkları/veya bunu istemedikleri için da ya geçmişe bağlı olduklarından dolayı –sebepler kapsamlı bir çalışmada ziyadesiyle arttırılabilir- “Öteki” dir. Turgul, benzer karakterlerden oluşan bir atmosfer yarattığından Züğürt Ağa’nın kentte zenginleşip Merkez’in Merkezi’ne yerleşmesinin olanak dışı olduğunu ileri sürüyorum. Zaten Ağa’nın yapısı, göçtüğü toprakların kurallarına uyum sağlamasını engelleyecek birçok öğeyi barındırır. Misalen “Ağa” olarak doğduğu için bir çeşit feodal iktidar kibrinden mustariptir. İstanbul’da perişan haldeyken dahi bundan kurtulamaz. Ayrıca yeni şartlara uyum sağlayacak bir akışkanlığa sahip değildir. Çiğ köfte yoğurmak dışında hiçbir el becerisi yoktur.

züğürt ağa 3

Ağa ve Kiraz

Ağa’yı klasik Yavuz Turgul karakteri haline getiren özelliklerden bir diğeri ise başından kırık bir gönül ilişkisinin geçiyor oluşudur. Kiraz’la ilişkisi bağlamında incelenirse adamın ilk gördüğü andan itibaren kadına romantik hisler beslediği kesindir. Ayrıca Ağa’nın birkaç kez meyletmesine rağmen sahip olduğu konumun gücünü kadının üzerinde tahakküm kurmak için kullanmadığı görülecektir. Aksine Ağa, kadına olan ilgisinin anlaşılmasından korkmuş ayrıca ev halkından saydığı için için namahrem olarak kabul etmiştir. İstanbul’da işler fena halde ters giderken bile Ağa’nın eşi Zana (Füsun Demirel) kadının baş göz edilmesinin durumlarını düze çıkartacağını söylediğinde –çünkü başlık parası alınacaktır- Kiraz’ın rızası olup olmadığını sorar, kestirip atmaz. Hatta Merkez’de artık sıfırı tükettiği kesinleşince kadının kendini kurtarması için zenginleşen abisi Kekeş’in yanına göndermeyi bile teklif eder… Film boyunca sürüncemede kalan ilişkileri ise son sahnede kadının Ağa’dan hoşlandığını söylemesi sayesinde başlayabilmiştir. Kiraz’ın Ağa için insanlığının güzel olduğunu söylemesinin sebebi burada aranmalıdır. Kadına göre bu yüzden de ağalığı becerememektedir.

Diğer yazıları Konuk Yazar

Bir Zamanlar Üçlemesi: Once Upon a Time in America / Bölüm 3

Noodles hapisten çıktıktan sonra çetesi ile bir iş alır. Frankie adında bir...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir