34. İFF Günlükleri #6: Pride, An Eye For Beauty, War Book

Pride

Hayat mücadelelerle doludur. Bu mücadele kimi zaman hayatta kalmak için, kimi zaman aşk uğruna, kimi zaman ise var olmak adınadır. Fakat her ne durumda olursa olsun bir insanın yapabileceği tek şey, boynunu dik tutup savaşmaktan vazgeçmemektir.

1984-1985 yıllarında İngiltere’de, neredeyse bir yıl boyunca süren bir madenci grevi vardı. Toplu yürüyüşlere, protestolara rağmen bitmek bilmeyen, hükumetin geri adım atmadığı uzun soluklu bir grev. Grev boyunca binlerce maden işçisi işe gitmedi, evlerine para getiremedi. Desteğe muhtaç durumda, haklı eylemlerinden taviz vermeksizin günlerce grev hatlarında bekledi. Fakat açlık sınıra dayanmış, evdekiler için yaşamak daha da zorlaşmıştı. Modern bir toplum olan Britanya halkı, belki de tarihindeki bu büyük krizlerden birini yaşamakta, sosyal devlet anlayışına karşın vatandaşlarını doyuramamaktaydı. Böylesi kriz anlarında olduğu üzere 1984 yılında Galler’deki bir maden köyüne yardım etmek için Londra’da bir destek grubu kuruldu. Fakat diğerlerinden farklı olarak bu grup eşcinsel vatandaşların oluşturduğu bir topluluktu. Lesbians and Gays Support The Miner (LGSM /Lesbiyen ve Geyler Madencileri Destekliyor) adlı grup, madencilerin yaşamakta olduğu sorunların bir kısmına karşı yıllardır mücadele ettikleri gerekçesiyle böylesi bir karar aldı ve hiç durmadan çalışarak desteklerini, varlıklarını madencilere hissettirdi.

pride

Matthew Warchus’un imzasını taşıyan Pride, İngiltere tarihinde hatırı sayılır bir yeri olan bu durum anlatan komedi-dram tadındaki bir gerçek yaşam öyküsü. Başrollerinde Ben Schnetzer ve George MacKay gibi yetenekli gençlerin yanı sıra Bill Nighy, Harry Potter serisinin Dolores Umbridge’i Imelade Staunton, Dominic West gibi usta isimlerin de yer alıyor. Eşcinsellerin protestosuyla başlayan film, madencilere destek kararının ciddileşmesi, örgütleşmesi ve bir mücadele haline gelmesiyle devam ediyor. LGSM’in Galler’de bir köye yardım yapabilmesi, şans eseri de olsa yardımlarını kabul eden bir topluluk bulabilmesiyle işler hem ciddileşiyor hem de eşcinsellere olan yaklaşımla beraber karmaşıklaşan bir çatışma halini alıyor. Bu soğuk savaşın sonunda ise tatsız bir sona karşın dostluk kazanıyor.

pride

“Bu akşam size teşekkür etmek istiyorum. Eğer siz o kovaya para koyanlardansanız, eğer LGMS’i destekleyenlerdenseniz teşekkür ediyorum çünkü verdiğiniz aslında paradan çok daha fazlası. Arkadaşlık. Eğer sizden çok daha büyük, çok daha güçlü bir düşmana karşı savaşıyorsanız ve varlığından haberdar olmadığınız bir arkadaşın varlığını keşfediyorsanız işte o, dünyadaki en güzel duygu. Yani, teşekkürler.”

Köyün temsilcisi olan Dai’nin (Paddy Considine) bu sözleri, aslında filmi hakkında söylenebilecek her şeyi eksiksiz olarak içeriyor. Sonuç olarak da bana filmi izlemeniz gerektiği, her ne koşulda olursa olsun bu filmi izlemeniz gerektiğini söylemekten başka söz kalmıyor.

Diğer yazıları Sinematopya

The Lovely Bones: Sadece Peter Jackson Severlere

Birçok sinemasever, özellikle de fantastik filmlerden hoşlananlar, Peter Jackson adını çok iyi...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir