Animasyon

Published on Nisan 14th, 2015 | by Burak Hazine

World of Tomorrow

Share Button
World of Tomorrow’u seyretmek için sayfanın sonuna gidebilirsiniz.

Oscar adayı, onlarca (hatta yüzlerce) ödül sahibi Don Hertzfeldt’i minimalist animasyonları vesilesi ile tanıyoruz. Her seferinde çıtayı yükseklere diken sinemacıyı, bir yönetmen olarak auteur bandına ilerleten son eseri World of Tomorrow da minimalizm ile fütürizmi harmanlayıp, romantizmin sularında gezinerek yüzeye çıkan hayranlık uyandırıcı bir film. Karakterlerini, deyim yerindeyse çöp adamlar şeklinde, bizzat elleriyle çizen Hertzfeldt, World of Tomorrow’un yapım sürecinden bahsederken ilk kez bir tablet bilgisayarda çizim yaptığının altını çizerek anlatmaya başlıyor.

world of tomorrow sinematopya 3

World of Tomorrow’da iki Emily’nin hikayesini seyrediyoruz. Esasında her ikisi de aynı Emily; farklı bedenlerde hayat bulmuş olmalarının sebebi farklı zaman dilimine ait olmaları. Yakın gelecekte insanlar ölümsüzlüğe erişebilmek için kendi klonlarını yaratma yetisine sahip ve bu klonlara tüm anılarını aktarıyorlar. Tabii bu noktaya gelene kadar insanoğlu başka metotlar da denemiş, misal kendi bedenlerinin uzuvlarını bir takım makinelere monte ederek bu şekilde yaşamaya devam etme umudunu korumuş ya da insanlar hatıralarını kutulara hapsedip uzaya göndermiş. Nihai olarak klonlamanın ve anıları bir zihinden diğerine aktarmanın yolu bulunmuş olacak ki, yüzlerce sene ileriden, kıyametin kopmasından hemen önce Emily Prime‘ı ziyaret eden Emily’yi görme imkanımız oluyor. Şimdi kullandığımız internete benzer bir ağ yapısı olan outernet’i geliştiren insanoğlu, böylelikle zihinler arasında veri aktarımı yapabiliyor ve bir diğer zihni, hatıralarıyla ve tüm mahremiyetiyle ziyaret etme şansına sahip oluyor. Gelecekten gelen Emily de, Emily Prime‘ın zamanına gelerek hem onun hatıralarına tüm yaşamını etkileyecek birkaç dakika bırakıyor, hem de tüm insanlık ile dünya üzerinden yok olmadan önce zihninde canlandıracağı özel bir hatırayı küçük kızdan kendine aktarıyor.

world of tomorrow sinematopya 1

Hertzfeldt’in her yönüyle bir bilim-kurgu (gün gelecek ve bu oksimoron tabir yerini daha akılcı bir şeye bırakacak) harikası olan World of Tomorrow’unun her anı tahmin edemeyeceğiniz kadar fazla detay barındırıyor. Bu filmi bir günde yediğiniz üç öğün yemek gibi, düzenli aralıklarla tekrar ve tekrar seyretme gerekliliği de bu noktadan kaynaklanıyor. Öyle ki filmi gelişigüzel bir saniyede durdurduğunuzda, karşınıza alıp uzun süre üzerinde düşüneceğiniz imgeler beliriveriyor. Bir de bu imgelerin hareketli halinde sözlü katılımcılar var. Gelecekten gelen Emily’nin (bir ilüstratör olan Julia Pott tarafından seslendiriliyor) sözleri seyirciyi ne kadar düşünmeye itiyorsa Emily Prime‘ın (Hertzfeldt’in çok nadiren görebildiği dört yaşındaki yeğeni tarafından gelişigüzel bir kayıt altında seslendiriliyor) sayıkladığı üç beş hece bütünü de o kadar eğlendiriyor. Hertzfeldt’in filmlerinin vazgeçilmez gelişigüzel ve absürt mizahi atmosferi, World of Tomorrow’da da temel olarak bu şekilde kendini gösteriyor. Fakat filmin geneline yayılan bazı detaylar, bu mizahı zaman zaman distopik ve genelde de şaşırtıcı bir takım olgularla destekliyor. Örneğin Emily, küçük kıza hatıralarını anlatırken diğer insanların anılarını kullanarak açtığı sergiden bahsediyor. Öte yandan Ay’da ışığa bağımlı çalışan bir takım robotların yöneticiliğini yaptığı zamandan bahsederken bir anda genç kadının bir taşa aşık olduğunu öğreniyor ve onun kısa hikayesini dinliyoruz. World of Tomorrow, bunlar gibi aslında absürt görünen fakat her biri günümüz dünyasına ve muhtemel geleceğimize birer taşlama niteliği taşıyan ayrıntılarla bezeli. Hertzfeldt’in zekasına daha iyi adapte olabilmek adına da, daha önce bahsettiğim gibi bu kısa animasyonu belli aralıklarla, her seferinde başka detaylara odaklanmaya çalışarak seyretmek gerekiyor.

world of tomorrow sinematopya 5

Film, replikleri açısından da pek çok yönüyle efsanevi olmaya aday. Emily, gelecekten baktığı pencereden Emily Prime‘a “Sen hayattasın, yaşıyorsun; ve bu açıdan da herkesin gıpta ettiği kişisin” derken aslında seyrettiğimiz/seyredeceğimiz masalın hüzün dolu olduğunun sinyallerini veriyor. Kendisinin ve kendinden önceki Emily klonlarının yaşadığı hayatın küçük parçalarını Emily Prime’a gösterirken de bunu kanıtlıyor. Hele de “Üzüntülü olduğum için kendimle gurur duyuyorum çünkü bu beni daha canlı hissettiriyor” dediğinde, ölüme mahkum biri olarak ne kadar çaresiz olduğunu anladığımızda durup bir kez daha düşünüyoruz. Öte yandan bu melankolik yapıyı tiye almayı da biliyor Hertzfeldt. Emily’nin Ay’daki robotlarının yazdığı şiir (Işık hayattır. Robotlar hareket etmeli. Yürü robot yürü. Ama neden? Yürü yürü yürü. Robot sonsuza dek yürü.), duyduğumuz anda yüzümüzde anlamsız bir tebessüm oluştursa da hayatın anlamını bulamadan kıyamet gününe ulaşan insanların kendi ürettikleri makinelerin dahi varoluşsal bir arayış içinde olduklarını fark ettiğimiz anda Hertzfeldt’in önünde bir kez daha şapka çıkarıyoruz.

world of tomorrow sinematopya 2

World of Tomorrow’u art arda seyredebilmeniz için, yasal olmayan yollardan da olsa filmi paylaşma ihtiyacı hissettim. Zira benim kafamda hala bazı soru işaretleri var. Gelecekten gelen Emily, herkesin isteyebileceği tarzda bir ölümle kıyameti karşılayabilmek adına Emily Prime’dan değerli bir hatırayı çalarken küçük kıza da aslında sonsuza dek unutamayacağı bir anı bırakmış oluyor. Fakat filmin herhangi bir noktasında Emily’nin çocukluk çağında yaşadığı bu hayalsi gerçekliğin zihninde yer edindiğine dair bir detay bulamadım. Gerçi öyle ki, kendi sözümün altında ezilmemek adına bu dahiyane filmi tekrar ve tekrar seyretmeye devam etmeliyim. Eminim ki Hertzfeldt bir gün bu sorumu yanıtlarken bir yenisini beynime sokacak ve sonu olmayan bir çıkmazın içinde, World of Tomorrow’un içinde kaybolacağım. Darısı başınıza!


Yazar Hakkında

İstanbul’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra öğrenimini sinema üzerinde devam ettirmek istediyse de 6 sene sonunda tıp doktoru oldu. Biletsiz.com ve Sinema Kulübü‘nde yazdı. 2 sene süren Blogger macerasını sonlandırarak Sinematopya'yı kurdu. Şimdilerde ise junior bir hekim. Bir yandan mesleğini icra edip bir yandan da sinema konusunda kendini geliştirmeyi hedefliyor. E-posta: info@sinematopya.com



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑