Neeson’dan Vazgeçemeyenlere: Run All Night

Bir filmi oluşturan temel öğe filmin senaryosudur. Bir film ortada bir fikir ve dolayısıyla da bir senaryo olmaksızın kolay kolay yaratılamaz. Sinema tarihinde senaryonun sonradan oluşturulduğu, daha ziyade tekniğin ön planda olduğu filmler olmadığını söylemek pek de doğru olmaz. Hatta bazı filmler vardır ki yalnızca üç beş ünlü ismi bir araya toplamayı amaçlıyor. Fakat senaryonun dışında da bir filmi daha keyifli hale getiren, hatta söylemeyi sevmesem de kalitesini arttıran etkenler de var. Bunlardan biri de şüphesiz filmin anlatımı ve anlatmaya çalıştığı. Kimi zaman bir film satır aralarına saklanmış anlatımlarla, kimi zaman verdiği mesajla, kimi zaman da anlatmaya çalıştığı ya da sakladıklarıyla bir tarz oluşturabilir. Yine de bütün bunların geçtiği iki temel durak var: Kamera ve tabi ki senaryo.

Şahsen sağlıklı olmadığına inansam da yönetmen – senarist – oyuncu üçgeninde kimi zaman bir yakınlık, bir kimya uyumu olduğu reddetmek pek de olası değil. Kimi yönetmenler kimi oyuncularla iyi yapımlarda çalışabiliyor ve yakaladıkları (ki bazen yakaladıklarını sanabiliyorlar) bu uyum üzerine gitmeye devam ediyorlar. Birbirini daha iyi tanıyan ekip, kimin ne yapabileceğini iyi bildiğinden projelerde doğru isme doğru görevleri vermeyi başarıyor olsa da bu durum bazen abartı halini alabiliyor, artık role uygun oyuncu değil oyuncuya uygun rol ve senaryo hazırlanır oluyor. Liam Neeson için de böylesi bir durum söz konusu maalesef. Aynı İlyas Salman’da olduğu üzere Neeson da üzerine yapışan o karakterden kurtulamıyor, bana kalırsa kurtulmaya da fazla çabalamıyor. Yönetmen Jaume Collet–Serra da Neeson ismiyle adeta bir kalıp haline gelmiş rolü iyi bilen ve bu role uyacak yapımlara yönelerek dürüst olmak gerekirse gişe başarısı amaçlayan bir yönetmen olarak tehlikeli sularda yüzmeyi sürdürüyor. Son filmi Run All Night yine Neeson – Jaume ikilisinin birlikte çalıştığı bir aksiyon. Liam Neeson her zamanki gibi kendini uzaktan alakadar olduğu bir durumun içinde buluyor ve bu durumu çözmek için zekasını, yeteneklerini ve sahip olduğu tüm imkanları kullanıyor. Sürekli olarak vurgulamaktan nefret etsem de Liam Neeson’ın son projelerinin birçoğu Taken serisiyle benzerlikler taşıyor. Bu filmde de yine Neeson ailesini korumak adına bir mücadeleye girişiyor ve kendinden nefret eden oğlunu yıllardır yanında olan en yakın arkadaşına tercih ediyor.

run all night sinematopya 2

Film, replikleri ve durumlarıyla aslında izleyiciye pek de uzak değil. Her ne kadar nerden olduğunu hatırlayamasam da iki dostun, sırf çocukları arasında şekillenen bir mesele yüzünden birbirlerine düştükleri durum ve masada otururkenki –maalesef şu an aklıma gelmiyor- diyalogları belirgin göndermeler içeriyor. Bu noktada Ed Harris’in oynadığı Shawn karakteri yine tanıdık olduğumuz, birçok filmde görmeye alıştığımız bir mafya lideri ve hem tetikçisi hem de en yakın arkadaşı olan Jimmy ile arasındaki iletişim de bir hayli tanıdık ve tahmin edilebilir. Yani bu ikili arasında nelerin nasıl gelişeceği pek belli olmasa da nasıl sonuçlanacağını tahmin ederken izleyicinin kendini yıpratmasına gerek kalmıyor, hatta kimi sahnelerde sahnenin geçmesini beklediğimi bile söyleyebilirim.

Öte yandan filmin artılarına değinecek olursak sahneler arasındaki geçişler filme renk katmış, kararan görüntü ya da aniden atlayan sahnelerin nispeten azlığı, film içindeki olayların hem anlığını ve ilişkisini yakalama fırsatı sunuyor. Bir diğer artısı ise filmdeki oyunculuklar. Boyd Holbrook’un performansı her ne kadar abartı ve saçma gelse de hem rolünün kısalığı hem de başta Ed Harris olmak üzere diğer isimlerin başarısıyla unutulup gidiyor.

Filmin aksiyonundan bahsedecek olursak son ana kadar kesinlikle insana sürekli olarak daha fazlasını isteten, tatmin etmeyerek beklentileri arttıran bir grafik çiziyor. Araç kovalama sahnesi haricinde bir aksiyon görebilmek söz konusu değil kısaca. Ancak filmin son bölümünde, izleyicinin ne olacağını bildiği anda unutturulan (ya da izleyicinin unuttuğu umulan) bir geri dönüşle her şeyin bittiği noktada aksiyon başlatılarak beklenti duygusu karşılanıyor.

Hikayesi her ne kadar eksik, her ne kadar yetersiz de olsa Run All Night filmi izlenebilecek vizyon filmleri listesinde yer alabilir, en azından mekan ve görüntülerin teknolojiden uzaklığıyla bizlere eski aksiyon filmlerini hatırlattığını söylemek mümkün. Son olarak söylemekte yarar var, Warner Bros’dan çıkma bir başka yapım olan Mad Max: Fury Road filmine yapılan göndermeyi (dürüst olalım, afişi) yakabilecek olan var mı, merak ediyorum doğrusu.

Diğer yazıları Sinematopya

Kadavra 15 Mart’ta Sinemalarda

Şok edici bir şeytan çıkarma ayininin kontrolden çıkması sonucunda, genç bir kadın yaşamını...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir