Ayıcıkla Gülmeye Devam: Ted 2

Hollywood’da televizyon dünyasının etkileri hala devam ediyor. Bizlere imkansız gelen, sıradan ve klişeleşmiş senaryoların dışına çıkan yeni algısıyla aksiyon ve romantizmi belli bir noktada terk edip güldürüye daha yakın bir çiziyor. Bu yeni algının, yenilenen Hollywood’un en bilindik örneklerinden biri olan Ted filminin ikincisi ise tökezleyerek ve sansür yiyerek de olsa yoluna devam ediyor.

Ted 2ilk filmin aksine bir senaryoya, daha doğrusu bir konuya sahip. Öyle ki ilk filmdeki çılgın partilerin, uyuşturucuların, içkilerin, kızların ve akıl almaz olayların yerini bir nebze de olsa daha olgun bir konu diyebileceğim bir mesele alıyor. Ted’in hükumetle karşılaştığı ve insan olmanın şartlarına ilişkin kimi noktaların değinildiği bu hikaye ise ilk filme oranla sansürlü diyebileceğimiz bir dille işleniyor.

Ted 2, serinin ilk denemesinin üzerine çekilmiş, önceleri planlanmamış olan bir devam filmi. Öyle ki karakterlerin devamlılığı haricinde ilk filmle pek de alakası olduğu söylenemez. Piyasanın talebine gösterilen bir tepkiden ibaret olan film bu yüzden de daha çok izleyiciye hitap etme derdine düşmüş olacak ki Blue Mountain Statesi andıran hikaye ve olaylarının yerini bir konuya ve bir mesaja bırakmış. Oysaki izleyicisinin sevip beğendiği film ve Ted, bu filmdeki Ted’den biraz daha farklı bir karakter.

ted 2 sinematopya 2

Bütün bu mesaj iletme zorunluluğuna karşın filmin eğlenceli olmadığını söylemek büyük bir yalan olur. Family Guy’ın yaratıcısı ve Peter Griffin’in sesi olan Seth MacFarlane’nin kendi tarzından ödün vermeye pek yanaşmaması ve kendi olmayı sürdürmesi, filmin ilki kadar olmasa da benzer bir çizgide devam etmesinde büyük bir etkiye sahip. Ted’in sesi olarak kendi tarzını iyi yansıtan, abartılı tavırları ve boşboğazlığıyla ağırlığını koyan yapısıyla ekibe gayet iyi liderlik ediyor. Mark Wahlberg’in bu tarza uyumu ise ilk filmdeki kadar başarılı. Tek sorun, başta da dediğim üzere filmin senaryosu ve amacı. Film, daha fazla izleyiciye hitap edebilmek adına eğlencesinden ve esprilerinden fazlasıyla ödün veriyor. (Türkiye’de sinemaya uygulanan sansürün altyazıyı hiç etmesiyse cabası!)

Filmin şu mühim(!) konusuna değinmek gerekirse eğer, geçtiğimiz günlerde Amerika’daki tüm eyaletlerin eşcinsel evliliği yasal olarak kabul etmesi de düşünüldüğünde önemi biraz daha artıyor. Amerika’nın insan haklarına ilişkin yaşadığı sorunları ve tarihindeki (bugünün perspektifinden) hatalı kararları dile getirmesiyle önemli bir noktaya parmak basıyor. Fakat sorun şu ki bu mesele hem eğlence içinde biraz silikleşiyor, hem çok yüzeysel işleniyor hem de filmde kendine çok geç yer ediniyor. Yani filmin bu konu bulma uğraşısının pek de gerekli olmadığını, zoraki bir mesele yerine kurmaca olaylar işlenmesi ve bir sonraki filmin konusu yapılarak bu ikinci filmin hazırlık amaçlı kullanılması daha anlamlı ve başarılı olabilirdi. Yine de böyle bir konuya değinmesi hoş. Filmde az da olsa uyuşturucudan ve “War on Drugs”dan ti’ye alarak bahsedilmesi ise hoş, ancak bana kalırsa gerçek bir komedi unsuru olarak (tiyatrodaki komediden bahsediyorum) kullanılabilirdi.

Ted 2, izleyicileri eğlence yönüyle hayal kırıklığına uğratan, ancak Amerikan tipi esprileri ve göndermeleriyle bu acıklı durumu telafi etmeyi de başaran, toplum ahlakına ilk filme oranla daha uygun kaçan bir film. Abartılı esprileri ise kırıp geçirici türden. Yaz aylarında sıcaktan kaçıp serin salonlarda izlenesi, keyifli ve güldüren bir yapım, kaçırmayın.

Diğer yazıları Sinematopya

Sean Penn Dolu Bir Aksiyon: The Gunman

Bağımsız yapımlar dışındaki birçok filmin “yeni” yerine “yine” sözcüğünü kullandığını fark edenlerin...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir