Ekranların Efsanesi Beyazperdede: “Entourage”

Entourage ismini ilk duyduğumda tanıyamadım. Hatta nasıl yazıldığını bile bir türlü kavrayamadım. Ama ne zaman ki filmi araştırmaya giriştim, ne zaman ki bir filmden çok öte olduğunu öğrendim, işte o an kendimden gerçekten utandım.

Entourage aslında bir dizi. Hem de efsanevi denilebilecek, unutulmazlar arasına sokulabilecek kadar “özel” bir dizi. 2004’ten 2011’e 8 sezon boyunca ekranda kalmayı başaran bu diziyi tanımadığım, bilmediğim için kendimden utandığımı bile söyleyebilirim. Fakat geç de olsa tanıdığım, haberdar olduğum için gerçekten de mutluyum.

Film her ne kadar karakterlerin geçmişi, özellikleri ve ilişkileri hakkında bilgi verse de bütün bu bilgileri bir anda yakalayıp birleştirmeye çalışmak yerine bir kısmını burada vermenin faydası olsa gerek. Öncelikle dizinin konusundan başlayalım, Entourage Vincent Chase adlı bir oyuncunun Ari Gold adlı bir menajer tarafından keşfedilip onunla birlikte yükselmesi ve yıldızlaşmasını anlatıyor. Yeni sayıldıkları bu dünyada birbirlerine yardım ede ede, birbirlerinin arkasını kollaya kollaya yükselen bu ikilinin hayatlarını Vincent merkezli anlatan dizinin en büyük özelliği ise bir noktada gerçekle olan yakınlığı. Zira Vincent ve arkadaşlarının yaşadıklarını ve beraberliklerini filmin ve dizinin yapımcısı olan Mark Wahlberg’in hayatında da görmek mümkün. Kendisi de benzeri bir ortamda, arkadaşlarının desteğiyle bugün bulunduğu noktaya gelmiş. Diziden devam edecek olursak işleyişine değinmek gerekli. Şöyle ki Ari ve Vincent arasındaki ilişki fiyat yükseltmenin ve birbirlerinin değerini arttırmanın söz konusu olduğu, mutualizm olarak da yorumlanabilecek bir ilişki. Biri olmadan bir diğeri de olamaz denebilir.

Filme bakacak olursak da ara veren eski ekibin bir proje için yeniden birleşmesini konu alıyor. Eski menajer – yeni stüdyo yöneticisi Ari, elindeki projeyi eski oyuncusu Vincent‘a gönderiyor ve ilk yönetmenlik deneyimini yaşamak isteyen Vincent bu işi risklere rağmen kabul ediyor. Sonrasında maddi sıkıntılardan ötürü proje zora giriyor, bazı engeller karşılarına çıkıyor ve geri dönen ekip, yine ilk günkü gibi kendilerini sıfıra yakın bir noktada, tecrübelerinin olmadığı bir savaş alanında buluyor.

entourage sinematopya

Karakterlerin de etkisiyle kendi içinde bölümlere ayrılan film yine de bütünlüğünü korumayı –istisnalara rağmen– başarıyor. Birbiriyle sürekli iletişim halinde olan yakın arkadaş grubu durum ne olursa olsun, konu ne olursa olsun birbirlerinin yanında olmaya çalışıp çabalayarak bu bütünlüğü sağlıyor. Örneğin Johnny’nin cinsel hayatı, Eric’in ilişkileri, Vincent ve Ari’nin film projesinin yanı sıra, özel hayatlarının birbiriyle hiçbir alakası olamamasına karşın hemen hemen herkesin olay ve durumların her anından haberdar olması ütopik görünmesine rağmen yine de mantık sınırları içinde durmayı başarabiliyor. Tabi bunda bir anlamda L.A. ve Hollywood etkilerinin olduğunu söylemekte fayda var. Basının ve sosyal ağların özel hayatı ortadan kaldırdığı, dedikodu ve haberlerin anında yayıldığı bir dünya söz konusu. L.A. demişken filme ilişkin güzel bir nokta, birçok ünlü ismin gündelik hayatlarından kesit ve diyalogların olması filme keyifli bir hava katıyor. Ancak işleyişini de düşününce dizinin de aynı düzlemde seyrettiğini varsaymak fazlasıyla mümkün, yani bu bir yenilik ve şirinlikten öte bu durum, yalnızca dizinin devamı olmasının sonucu.

Komedi kategorisi altında yer almasına karşın gerçeklikle olan yakınlığı, filmi yalnızca güldürü niteliği olan durum ve diyaloglar bazında ele almayı yanlış kılıyor. Esprilere –ki bir kısmının diziye göndermeler içerdiğini söylemeye gerek yok– ve gülümseten davranışlara rağmen Hollywood’un bilinmeyen, ekrana farklı yansıtılan dünyasını daha gerçekçi, realist bir dille aktarıyor olmasıyla da bir hayli dikkat çekici bir film bu. Bir kaçış sineması örneği olarak Entourage hayli keyifli ve oldukça sürükleyici. Olaylara ve yaşananlara aldırış etmeksizin izleyiciyi kendine kilitlemeyi başarıyor. Ve eminim ki diziyi izlemeyen herkes filmden sonra izleyemeye karar verecektir.

Diğer yazıları Sinematopya

Psikolojinin En İlkel Hali: The Dead Lands

İnsana ait en önemli kavramlardan biri de onur. İnsanın ilk zamanlarından beri...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir