Sinema Hareketleri: Bölüm I

FRANSIZ İZLENİMCİLİĞİ VE GERÇEKÜSTÜCÜLÜK

I. Dünya Savaşı, sinemanın doğuşuna ev sahipliği yapan Avrupa’yı yerle bir etmiş, savaşın etkisi özellikle büyümekte olan Fransız sinemasına darbeler indirmişti. Fransızlar, Hollywood filmlerine gidiyor, yapımcılar ise Hollywood tarzı filmlerin çekilmesini sağlayarak vatandaşlarını ülke sinemasına kazandırmak istiyordu. Öte yandan sanatsal filmlerin gelişmesi için (Louis Delluc, Abel Gance, Germaine Dulac, Jean Epstein) genç yönetmenlere destek veriliyordu. Bu yönetmenlerin bakış açısı eskilere nazaran daha yararlı diyebiliriz, çünkü eski sinemacılar öncelik olarak sinemayı bir ticari araç olarak gördüler. Bu genç yönetmenler sinemanın tıpkı müzik ve resim gibi gerçek bir sanat dalı olduğunun altını çizdiler. Sinemanın kendi özünü yaratmasını öngörerek tiyatrodan ve edebiyattan sıyrılması gerektiğini söylediler. Sinema için öncelik, sanatçı duygusunun en saf haliyle aktarılmasıydı. Fransız sineması, savaş sonrası insan üzerindeki travmaları aktarmaya çalışmış, savaş psikolojisini derin anlatılarla kendi film dilini yaratmıştı. İzlenimci film akımında içsel aksiyona yönelim vardı. Daha önce görülmeyen bir dilde aktarılan izlenimci filmler, olay örgüsünde zamanı ve öznelliği yönlendirdiler. Geçmişle yüzleşmeyi seven bu akım, karakterlerin zihnindeki yaşamı aktarmaya çalıştı. Örnek olarak Germanie Dulac yönetmenliğinde “La souriante Madame Beudet” (1923) filmini verebiliriz. Filmdeki kahramanımız bizleri fantezi dünyasına götürür… Kafasında kurduğu evlilikten kaçış gösterilir. Keza, Abel Gance’nin “La Roue” (1922) filmine baktığımızda dört karakter arasındaki erotik ilişkiler üstünde durularak tutkunun psikolojik yoğunluğu gösterilir. İzlenimci yönetmenlerin düşünsel gücü, kurgu ve sinematografi aracılığıyla sinemanın sembolize edilmesi için deneysel çalışmaların da habercisiydi. İzlenimci filmlerde maskeler, irisler ve bindirmeler karakterlerin düşüncelerini ifade ederdi. İzlenimcilerin kadrajı, öznel durumu yoğunlaştırmak için karakterlerin algılarını doğrudan kamera devingenliğinde  gösterilirdi. Örneğin sarhoş olmuş bir karakterin bakış açısına, gerçekçi bir izlenim katılarak baş döndürücü kamera hareketleriyle aktarılırdı. İzlenimciler, çalışmalarına devam ederken bir karakterin hissettiği deneyimi anında aktarmak için göze çarpan bir ritmik duygu geliştirdi. Yani şiddet yahut duygusal çatışmanın olduğu sahnelerde ritm hızlanmaktaydı. Örneğin “La Roue” filminde bir tren kazası sahnesi 13 kareden 2 kareye kadar süren hızlandırılmış çekimlerle doruk noktasına ulaşmıştı. Gene aynı filmdeki karakterin uçurumdan atlamadan önceki son düşleri tek-kare çekimlerle üst üste bindirilen ve gittikçe bulanık bir hale dönüşen hızlı kurguyla sunuldu. İzlenimci biçim sinemanın yenilenmesine etkin katkılar sağladı. Abel Gance yönetmenliğinde Napoléon (1927) filminde kullanılan yeni objektifler geniş ekran oranına ulaşarak sinema seyirliğine zenginlik kattı. Bu yenilikçi film stilinde, eğer ki kamera bir karakterin gözlerini temsil edecekse falanca birinin rahatlığıyla hareket etmelidir düşüncesine yer verildi. İzlenimci yönetmenler, kameralarını otomobillere, atlıkarıncalara, trenlere bağladılar. Bu durum sinemanın biçimsel işleyişini ön plana çıkarmış ve Hollywood popülerliğinin son bulmasına umut olmuştur. 1920’li yıllarda İzlenimciler daha çok deneysel çalışmalara imza atarak bağımsız çalıştıktan sonra kendi yapım şirketlerini kurdular. Fransız seyircisi bu yeni filmleri sevdi. Fakat İzlenimci film akımı uluslararası pazarda pek bilinmiyordu. Yüksek bütçeli filmlerin çekilmesine nazaran finansal bir verimlilik elde edemeyen İzlenimci yönetmenler dış dünyaya açılamayınca 1929’a doğru iflas ettiler. Bir diğer etken de sinemada sesin  bulunmasından sonra yeni denemeler için riske girmeyi göze alamadıkları içindi. Özgün tarzlarını maddi sıkıntılar yüzünden kaybeden İzlenimci biçim, sinema tarihine öznel kamerayı, psikolojik anlatıyı katarak yeni kuşaklara önemli miraslar bıraktı. Bu akımdan etkilenerek filmlerine biçimsellik katan Alfred Hitchcock ve Maya Deren’in film diline baktığımızda İzlenimci bakış açısını görebiliriz.

Diğer yazıları Güney Birtek

İEF Sinema Burada Festivali Kısa Film Proje Yarışması

17. Sinema Burada Festivali kapsamında düzenlenen “Kısa Film Proje Yarışması”na başvurular 10...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir