Sinema Hareketleri: Bölüm I

İTALYAN YENİ-GERÇEKÇİLİĞİ

Dünya 1940’lara geldiğinde sinema alanında çok önemli teknikler geliştirilmişti. Sesin ve rengin sinemaya aktarılmasında etkin rol oynayan Hollywood yapımları tüm dünyayı sarmıştı. Hollywood büyük bütçeli filmlerini dünyaya pazarlarken Mussolini faşizmini geride bırakmış İtalyanlar için yaraları sarmak kolay olmadı. İtalya’nın yeni dönemi sanatın da yenilenmesine kucak açtı. Yeni-Gerçekçilik kavramı önceleri İtalyan yazarlar ve eleştirmenlerce yazılarda vücut buldu. Bu akımın savunucuları sinemanın özgürleşmesi ve kameranın daha çok sokağa inmesi gerektiğini savunarak gerçekçiliğin ancak halkla bütünleşerek sağlanacağını diretti. Mussolini döneminde İtalyan sineması, burjuva melodramlarla (beyaz telefonlu filmler) süsleniyordu. Dönemin aydın kesimleri bu filmleri oldukça yoz buluyor, her fırsatta eleştiriyordu. Yeni bir gerçekçi dilin bulunmasını iple çeken dönem sanatçıları Luchino Visconti’nin Ossessione (1942) filmiyle nefes aldılar. Devlet politikası ve kültürel faktörler Yeni-Gerçekçi akıma katkılar sağladı. Akımın önemli yönetmenlerinden Rossellini, Visconti, Vittorio De Sica ve diğerlerinin filmlerinde oluşmuş sağlam bir sinema dokusu vardı. Bu yönetmenler birbirlerini tanıyor, ortak senaryolara, filmlere imza atıyordu. Dönemin ünlü Cinema ve Bianco e Nero dergilerinde insanlara ulaşıyor, gün geçtikçe popülerlikleri artıyordu. Visconti’nin La Terra Trama (1947); Rossellini’nin Rome Open City (1945), Paisan (1946); De Sica’nın Shoeshine (1946) ve Bicycle Thieves (1948) filmleri Yeni-Gerçekçiliğin temelini kurdu. Yeni-Gerçekçi mizansen gerçek mekânlarla gösteriliyordu. Rossellini’nin Rome Open City çalışmasının negatif ham film parçalarını sokak fotoğrafçılarından satın aldığı bilinir. Yeni-Gerçekçi filmlerde başroller tiyatro ve sinema oyuncuları olsa da gerçeklik algısının sağlanması için yan rollerde genelde İtalyan vatandaşlar boy gösterirdi. İtalya sinemasında Yeni-Gerçekçi akım, dış dünyayı etkileyen ve özellikle kamera hareketi, gerçek mekân kullanımı ve oyuncuların halktan seçilmesiyle tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başardı. Özellikle kaydırmalı çekim tekniği İtalyan sinemasının yapı taşı oldu. Rome Open City filmindeki karakterin (Pina) ölümünde, La Terra Trama ve Germany Year Zero filmlerinin final sahnelerinde kamera devingenliği göz alıcı bir kadrajlamayı göstermişti. Bicycle Thieves (Bisiklet Hırsızları, 1948) oldukça önemli bir filmdi, açık alanda oluşturulan uzun sekanslı kaydırmalı çekim Yeni-Gerçekçi film dilinin doğrudan yansımasıydı. Eskiden kalmış beyaz-telefon dramalarına karşın Yeni-Gerçekçi filmler genelde mutsuz sonlarla bitse de olay örgüsünü sokaklardan aldığı için biçimsel gerçekliği göstermiş oldu. Karakterlerin davranışları ekonomik ve politik sıkıntılar üzerine kurulmuş fakat belirgin bir sonuç aktarımı sağlanmamıştı. Yeni-Gerçekçi filmlerin belirsizliği, hikâyenin tüm bilgisini reddeden anlatıyla oluşturulmuştu. Bicycle Thieves filminin finali işçi ve oğlunun sokakta yürümesiyle sonlanır. Çalınmış bisikletten hâlâ bir haber yoktur ve gelecekleri insanların arasına karışarak belirsiz bir hal alır. La Terra Trama filminde de Sicilyalı balıkçıların işadamlarına karşı isyanı başarısızlıkla sonuçlansa da sonraki isyanın nasıl sonuçlanacağını kestiremeyiz. İşte burada Yeni-Gerçekçi akım günümüze kadar gelecek olan “açık uçlu” film kavramını doğurduğu görülür. Yani filmin sonunu seyirciye bırakan, seyirciyi düşünceye sevk eden bu anlayışın sinema tarihinde önemi oldukça büyüktür. Akımın doğurduğu yönetmenlere (Visconti, Rossellini, De Sica, Fellini, Antonioni, Zavattini, Germi…) baktığımızda Yeni-Gerçekçiliğin dünya sinemasına altın çağını yaşattığını görebiliriz. Hümanizmin görüntüye yansıdığı akımda ailenin, kültürün ve yozlaşmanın değişen dünyanın tasviri anti-militarist bakış açısının hâkim olduğu bu barışçıl film dili De Sica’nın “Umberto D” (1951) filmiyle doruk noktasına ulaşmış ve sinema tarihçilerine göre son bulmuştur. Fakat akımın etki kuvveti o kadar hızlı yayılmıştır ki, Türkiye sinemasında Yılmaz Güney’in Umut (1970) filminin sokak sahnelerinde de benzer teknikler kullanılmıştır.

Diğer yazıları Güney Birtek

23. Uluslararası Adana Film Festivali Ödülleri

Bu yıl 23.’sü gerçekleşen Uluslararası Adana Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu. Koca...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir