Tanrı Aramızda: Yeni Ahit (2015)

Tanrının aramızda olduğunu en son Bruce ve Ewan Almighty ile hatırlayanlara, hatırlamak isteyenlere, en muhtemel de hatırlamak istemeyenlere yeni bir haber var: Tanrı aramızda ve çok şükür ki Avrupa’da yaşıyor! Evet, bu sefer kendisi Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birinde, Brüksel’de yaşıyor, Fransızca konuşuyor, en büyük hobileri insanlarla uğraşmak, bira içmek ve maç seyretmek. Tanıdık ya da sempatik geldi mi? Onu bilmem ama Mr. Nobody ile kendini dünyaya tanıtan Belçikalı yönetmen Jaco Van Dormael’in Altın Küre adayı son filmi Yeni Ahit tanıdık olmamasına rağmen fazlasıyla sempatik. Yaşını başını almış, huysuz ve şiddete eğilimli, tabiri caizse kelimenin tam anlamıyla iğrenç bir erkek olarak tasvir edilen tanrının, aynı oğlu İsa Mesih gibi bir takım özel güçlere sahip küçük kızı Ea tarafından yaratıcı ve düzenleyici güçlerinden oluşu ve adeta insanlığa rezil olmasını anlatan Yeni Ahit, son yılların en orijinal ve keyifli yapımlarından biri.

Her şeyin Fransızcasını seyretmenin anlatılmaz bir zevk verdiği beyazperdenin geçtiğimiz sene festivalleri, bu sene de vizyonu süsleyen özgün ürünlerinden Yeni Ahit için aslında söylenecek söz az, filmi seyretmek için ayrılması gereken aralık tez desem yeridir. Yönetmen Van Dormael’in yarattığı dünyadan kısaca bahsetmek için birkaç soru sormak kafi esasında: Herkes öleceği tarihi bilseydi ne olurdu? Neden her seferinde ekmeğin reçel sürülmüş tarafı yere değecek şekilde düşer? İsa Mesih, niçin kendini öldürttü? Tanrı, kadın olsaydı ne olurdu? Yeni Ahit’in seyirciye sunduğu yaklaşık iki saatlik, alışılagelmişin dışındaki evren ve din tasvirini anlatmak için, bazılarına göre, belki dahasına ihtiyaç duyulabilir ama küçük detaylar çoğu zaman bir filme olan bakış açımızı şekillendirmemiz için yeterli oluyor.

yeni ahit sinematopya 1

Yeni Ahit’in hikayesi, aynı abisi İsa Mesih gibi zorba tanrı babasının kendisine ve tanrıça annesine olan tavırları yüzünden bunalmış olan Ea’nın, o leş adama(!) bir ders vermek için tüm insanlığın önceden belirlenmiş ölüm tarihlerini yaşayanların cep telefonuna birer SMS olarak göndermesiyle başlıyor. Elbette işler karışıyor ve tanrı, bunu düzeltmesi için bir şekilde Ea’ya ihtiyaç duyuyor. Ea’nın ise amacı farklı: Abisi J.C.’den (Jesus Christ – İsa Mesih) aldığı öğüt ile kendisine altı tane havari arayışına giriyor. Böylelikle abisinin 12 havarisi ile birleştiklerinde toplamda 18 havari olacak, bu da tanrıça annelerinin hastası olduğu beyzbol sporundaki rakip iki takımın oyuncu sayısına eşit olacaktır. Ea havarilerini bulmaya çalışırken, her bir havarinin ilgi çekici hayat hikayelerine odaklanırız. Onların yaşama dair sarf ettiği sözler ise, Yeni Ahit’ten ziyade Yepyeni Ahit adı altında evsiz bir adam tarafından kaleme alınır.

Van Dormael’in yaratıcı zihni, Yeni Ahit’in her bir karesinde ilginç detaylar yakalamamıza ve en güzeli de onlardan fazlasıyla keyif alırken sinemaya bir kez daha bağlanmamıza yol açıyor. Özünde Amelie tadında bir komedi filmiyken verdiği sosyal ve tinsel mesajlarla da bugüne kadar nadiren örneği sergilenmiş bir cesarete imza atıyor. Tanrı figürünün tasvir ediliş şekli, dini inançlara sahip herkesi çıldırtmaya yetebilecekken aslında gerek yaşadıklarımızı, gerekse yaşananları düşününce ilahi dinlerdeki tanrıcılıktan daha farklı bir kişilik analiziyle karşı karşıya olmadığımızı anlıyoruz. Ortadaki tek fark, yazının başında da belirttiğim üzere tanrının insan bedeninde, Brüksel’de yaşıyor oluşu. Yine filmin sorduğu bir soru, bu noktada bahsinin geçmesi önemli bir detaya yönlendiriyor: Tanrı kadın olsa, dünya nasıl olurdu? Gerek ilahi dinlerdeki kadın fenomeni, gerekse dini yaşatanların da kadına bakış açısı göz önünde bulundurulduğunda Yeni Ahit’in bilindik tanrıyı erkek olarak resmetmiş olması çok da garipsenmemesi gereken bir durum. Hatta en dindar kişinin zihninde dahi tanrının eril bir formla özleşmiş olduğu gerçeği de düşünüldüğünde Van Dormael’in bu şiddete eğilimi olan, kadını aşağılayan, huysuz ve itici erkek tiplemesini yadırgamamak gerekiyor. Ama Van Dormael bununla yetinmiyor: Hem ana karakter Ea hem de ana tanrıça üzerinden eğer evren bir dişi form tarafından kontrol edilseydi halimiz ne olurdu sorusuna da küçük (ve eğlenceli) yanıtlar vermeye çalışıyor -elbette filmin atmosferine uygun olarak. Tanrının eril formu üzerine getirilen eleştiriler oldukça ağırken dişi formun fazla tozpembe yaratılmış olması ise Yeni Ahit’in tanrıcılık meselesinde tartışmaya açık olduğunun kanıtı. Zira bu film, sanılanın aksine feminist bir film değil; hatta ve hatta kadını aşağılayan bir çok duruma da ev sahipliği yapıyor. Bunları, eril tanrıdan kurtulan dişi tanrının ritüellerini, kurtulma sonrası dahi değişmeyen ezilmiş kişiliğini inceleyerek çıkarmak mümkün.

yeni ahit sinematopya 2

Bunların yanında Ea’nın yaşadığı macera ise filmin daha “tatlı” kısımlarını içeriyor. Aslında yeni havarileri bulma meselesi, sıradan bir Fransız filminin verdiği hayat derslerinden daha fazlasını sunuyor desem biraz abartmış olurum sanırım. Ea’yı ve yolculuğunu farklı kılan şey ise onun inancı ve inançsızlığı üzerine kurulu, ince bir denge mekanizması. Yolculuk bu yönüyle seyirciye sadece şirin bir kızın peşine taktığı üç beş insanın Wes Anderson filmleri misali yapay öyküsünü sunmuyor, değişen ve gelecekte de değişmeye müsait dünyanın gerçek yüzünü suratımıza çarpıyor. En nihayetinde Yeni Ahit, kendine has anlatımı ve konusu ile sinemanın farklı renklerine gönül vermiş seyirci kitlesini tek çatı altında buluşturabilecek, kısa vadede unutulmayacak bir eser.

Diğer yazıları Burak Hazine

II. Altın Burtakal Sinema Ödülleri – Kazananlar

Evet, bir Burtakal etkinliğinin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Geçtiğimiz sezon izlediğim filmlerin...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir