Deneme & Makale

Published on Mayıs 13th, 2016 | by Burcu Meltem Tohum

0

D.W. Griffith: Bir Teorisyenin Gölgede Kalan Koltuğu

Share Button

Günümüze değin Amerikan sinemasına yön veren yönetmenlere baktığımızda aralarında en sadık izleyicinin ve izlediklerini en salt biçimde yansıtan kişinin D.W. Griffith olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Buna rağmen Amerikan sineması dendiğinde aklımıza Eisenstein ve Fritz Lang gibi dev isimler gelmektedir.  D.W. Griffith, sonraki nesiller tarafından filmleri en az izlenmiş yönetmendir. Yönetmenin az izlenme sebepleri arasında onun film kompozisyonunun “ticari sirkülasyon” dışına itilmiş olması yer almaktadır. Bunun en radikal örneği de The Birth of a Nation , Intolerance: Love’s Struggle Throughout the Ages ve Broken Blossoms or The Yellow Man and the Girl filmleridir. Bu filmler yer yer zor seyir deneyimlerini oluşturmaktadır. Oysa bu filmlerin kompozisyonu, Amerikan sinemasına has bir tavırla ticari dağıtıma kafa tutmuştur. Bu da yönetmenin sinema dünyasının kapısını diğer büyük yönetmenlere aralamasında önemli bir anahtar niteliği oluşturmaktadır. Esasında Griffith filmografisi yeniden kurgulanan versiyonlardan ziyade kendi içerisinde kompozisyonu tekrarlayan ancak biçim olarak farklı nitelikler taşıyan bir yapıdadır. Biçim onun yöntemiyle farklı deney ve deneyimlerle doludur. Bu bağlamda yönetmen kimi zaman kendini filmleri farklı bir bakış açısı ortaya koymak için yeni bir versiyon yaratma süreci içerisinde bulmuştur. Böylelikle yönetmen perspektif sunmak üzere elindeki malzemeyi yeniden şekillendirdiği için ortaya oldukça cesur bir deneme çıkarmıştır. O tiyatro temeline dayanarak elindeki sinematografik kompozisyon malzemesini kusursuz ve kapalı bir yapıt olarak değil, aksine kusursuz olanda yeniden üretme süreci olarak sunmaktadır. Griffith’in filmografisi yönetmenin kendisini yansıttığı için kurmaca gerçeklikle bir araya gelmektedir. Bu durum bir filmi tekrar tekrar kurgulayıp, eskizini yapmaya benzese de yönetmen bu noktada kendi filmlerinin oluşum aşamasını genellikle içlerinde sürekli yeniden inşaya hazır ve açık bir metin halinde bırakmaktadır. Nitekim onun filmlerinde sinemasına ait her bir öğenin aynı zamanda deneyime açık olduğu da aşikardır.

Görsel 2

Griffith’in Gözünden

1919 yapımı Kırık Tomurcuklar (Broken Blossoms or The Yellow Man and the Girl), yönetmenin zihnindeki kavramsal oyunu somut hale getirmek adına sinema dünyasına sokmuş olduğu bir yapımdır. Yönetmenin bu açıdan niyeti iyi bir öykü anlatıcısı olarak maharetlerini beyazperdeye sergilemekten ziyade, sinemanın öykü ve öz yaşam öykü anlatımının düşkünlüğünü sorgulamaktır. Kırık Tomurcuklar’da kadraj akmaya devam ederken yönetmen, filmin oluşumunun bir öğesi olarak bir gerilim, bir gizem ile izleyicinin ilgisini ekranda tutmayı amaçlamıştır. Bunu yaparken kendi öyküsüne sadık kalarak teknik yollardan faydalanmıştır. Griffith bu filminde diğer filmlerine oranla filmik zaman denilen sekans uzam yöntemini kullanmamıştır. Bu filmi sinemaya yaklaşımı açısından bir nevi kendi savunması olarak kullanmıştır. Nitekim yönetmenin 1915 yılında beyazperdeye sunduğu Bir Ulusun Doğuşu (The Birth of a Nation) adlı filmi onun ırkçılık konusunda birtakım kötü eleştiriler almasına sebebiyet vermiştir. Beyazperdeye kendisini aklaması açısından Kırık Tomurcuklar önemli bir yapımdır. Ancak Griffith ne yazık ki bu yapımdan beklediği sonucu alamayınca büyük hayal kırıklığına uğramıştır. Zira film gerek yönetmenin oynattığı oyuncular gerekse filmin senaryosuna yönelik onun aleyhine bir durum oluşturmuştur. Film, Lucy ve Sarı Benizli Adam, biri boksör bir babanın kızı diğeri ise Çinli bir esnafın anlatı dünyasındaki yolculuğuna eşlik ediyor. Yönetmen bu filmi çekerken belli bir amaca hizmet ettiği için filmin anlatı dünyası yönetmenin diğer filmleri gibi öyle katmanlı değildir. Karakterler yalnızca hikayenin yaratıcısına dönüşüp durmuştur; aynı anlatı dünyasında aynı öyküleme sıçrayışlar meydana gelmiştir. Nitekim filmin yaratım sürecinde de yönetmenin kontrolü ağırlıklı olarak hissedilmektedir. Yönetmen diğer filmlerinde olduğu gibi bu filminde karakterlerin kendilerini yaratma sürecine izin vermemiştir. Her iki ana karakterde de yönetmenin kendi iç konuşmasının gerçekleştiğini rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Yapısı gereği Griffith eğlenceyi reddetmiştir, seyircinin keyfini kaçırmak ve onu rahatsız etmek istemiştir. Bu durum onun içerisinde bulunduğu dönemin haletiruhiyesi için biçilmiş bir kaftan niteliğindedir; sinema ile seyirciyi bir bütün olarak görmesi onu sinema ve politik sinema mücadelesinin perspektifiyle sarmıştır.

Görsel 4

Yeni Eleştiri, Aynı Auteur

Griffith’inin sinemasında diyalektik unsurlar mevcuttur. Her ne kadar diyalektik unsurlar deyince aklımıza ilk önce belli sinematografik kalıplar, genellemeler, kontrollü gelişmeler gelse de bu anlamda yönetmenin kendi sinemasına ait diyalektik unsurlardan bahsetmek doğru olacaktır. Bu açıdan Kırık Tomurcuklar’ın kompozisyonunda nedensellik hakimdir; gerek yönetmenin kendisini ortaya koyma uğraşıyla gerekse içerisinde taşıdığı tarihsel eğretilemeyle yapısında uç kutuplar bulunduran bir yapıma örnektir. Film kendi içerisinde zıtlıklar barındırdığı için gerçeklik kavramının parodisini izleyicinin gözleri önüne sermektedir. Nitekim filmi kendi ırk politikasıyla temellendiren yönetmen kendi bakış açısında sıkışıp kalır. Bu durum bazı eleştirmenlere göre sinematografik duvara çarpma olarak nitelendirilir. Griffith bu film yapımı süreci boyunca bu duvara farkında olmadan sıklıkla çarpmıştır. Yönetmenin bu çarpma eyleminden silkelenmesinin tek yolu ise bireycilikten kurtulmaktır. Böylelikle bilindik auteur kuramı koltuğunu kompozisyon yaratıcısının kişisel üretimine bırakır. Ondaki bu, izleyiciye seslenme durumu, bizde olaylara farklı perspektiften bakmaya salık verir.

Görsel 5

 


Yazar Hakkında

Burcu Meltem Tohum 1993 yılında İstanbul’da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji departmanında tamamladı. Şu an Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimi görmektedir. Sinema atölyesinde başlayan sinemaya olan tutkusu farklı disiplinlerde çalıştığı zamanlarda peşini bırakmadı. Lise yıllarında başladığı sinema alanında çeşitli yazınsal projelere eğilimini sürdürdü. 2013-2014 yılları arasında Filmloverss adlı site üzerinde ve çeşitli sinema bloglarında yazıları yayınlandı. Uzun yıllar boyunca film altyazı çevirilerinde gönüllü olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nin Sinefil dergisinde yazarlık yapıyor. Edebiyat ve sinemanın hayatında vazgeçilmez bir ikili olduğunu düşünerek bu alanlara olan tutkusu yaptığı çalışmalarında onu perçinlemeye devam ediyor.

E-posta: [email protected]

https://twitter.com/masc_movie



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top ↑