Belgesel food inc sinematopya 1

Published on Mayıs 3rd, 2016 | by Belce Örü

Food, Inc. (2008) Gıda, Ltd.

Share Button

‘‘Bir Amerikan süpermarketinde mevsim diye bir şey yoktur. Bütün yıl domates bulabilirsiniz. Dünyanın öbür yarısında yetişir, daha kızarmadan toplanır ve etilen gazıyla olgunlaştırılır. Bize bir domates gibi görünmesine rağmen bir domatesin sadece görüntüsüdür; o bir domates ‘kanısıdır'”.  

‘‘Et ürünleri reyonunda artık kemik göremezsiniz. Araya bir perde çekilmiştir. “Üzüm” ile “bağı” arasına çekilmiş, yediklerimizin kaynağını bizden saklayan bir perde. Gıda Sanayisi, ‘yemek’ hakkındaki gerçeği bilmenizi istemez.’’

2010 yılında !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali kapsamında ülkemizde de gösterimi yapılan Food, Inc.; 82. Akademi ödüllerinde en iyi belgesel film adayı olduysa da ödülü, Japonya’nın Taiji şehrindeki bir koyda her yıl Eylül ayında gerçekleşen yunus katliamını filme alan bir grup aktivistin mücadelesini konu alan Koy’a kaptırdı. Gıda şirketlerini cesurca eleştiren filmin ABD yapımı olduğunu her şeyden önce belirtmekte fayda var. Hükümet tarafından da korunan kartelleşmiş bu şirketlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkartan bir belgesel çekmek kolay iş olmasa gerek. Zaten filmi izlerken bir annenin çocuğu için yürüttüğü hukuk mücadelesinde yaşadığı zorlukları ya da bir çiftçinin hükümet desteğini arkasına almış büyük endüstrilere karşı un ufak edildiğini gördüğünüzde bu işin hiçte kolay olmadığını bir kez daha anlıyoruz.

Belgeselde son yıllarda artan mide rahatsızlıklarının ya da bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmasının nedeninin güçlendirilmiş hayvan yemleri olduğunu, ABD’de bir tavuğun sadece altı hafta yaşayabildiğini, maalesef bu zavallı hayvanların kısacık ömrünü de kendi ağırlığını taşıyamadığından hareketsiz bir şekilde havasız, karanlık odalarda sürdürdüğünü görüyoruz. ABD’de her yıl binlerce insanın Escherichia coli denen bakteri yüzünden hayatını kaybettiğini öğreniyoruz. Bu ölümlerin arkasında kazançlarını arttırmak isteyen gıda şirketleri ve güçlerini muhafaza etmek isteyen devlet adamları olduğunu anladığımızda dehşete düşüyoruz. Yönetmen bu şirketlerin suni gübre ve haşere öldürücüler kullanan genetik kodları bozulmuş, hormonlu ürünler ürettiğini ve bu ürünlerin, mısırdan soya fasulyesine kadar çok geniş bir besin yelpazesini kapsadığını belgeselde gözler önüne seriyor. Belki de birçoğumuzun farkında olup da üzerinde durmadığı, duyup önemsemediği bu gerçekler izlendiğinde mideye kramplar girmesine sebebiyet verebilir. Hele ki 2 yaşındaki bir çocuğun bir fast food restoranında yemek yedikten birkaç gün sonra öldüğü ve annesinin adaletin tecelli etmesi için yıllarca hukuk mücadelesi verdiği görüntüler yeme içme kültürü üzerine bizi yeniden düşünmeye sevk ediyor. Tabi insan o yaştaki bir çocuğun böyle bir yiyeceği neden tükettiğini de merak etmiyor değil. Fakat çok geçmeden öğreniyoruz ki çiğ bir sebze bir hamburgerden daha pahalı ve meyve sebze çoğunlukla tane hesabı tüketiliyor.

food inc sinematopya 2

Yönetmen, izleyicinin konuya tam anlamıyla hakim olabilmesi için gıda sektörünün tüm aşamalarını ve tüm detaylarını basit bir dille anlatmış, üstelik duruma tüketicinin gözünden bakıp bu sağlıksız koşullarının devam etmesinin altında yatan nedenleri de anlamaya çalışmış. Örneğin ABD’de yaşayan dar gelirli bir ailenin meyve sebze tüketmek yerine zamandan tasarruf sağlayıp, mutfak masraflarını daha ucuza getirmek için fast food ürünlere yöneldiğinden bahsetmiş. Bu ürünlerin bu kadar ucuz olmasının nedeni kaçak çalıştırılan göçmenler, ucuz iş gücü, kalitenin ve hijyen koşullarının önemsenmemesi, sirkülasyon. Tabi bu gıdaları tüketen ailelerin nihayetinde sağlıkları için ayırdıkları bütçe yiyecek için ayırdıkları bütçenin üzerine çıkıyor.

Belgeselde hem aileler hem de çiftçiler üzerinden verilen olumsuz örneklerin bir hayli can sıkıcı olduğunu söyleyebilirim. ABD’de tüm endüstriyi elinde tutan bu 4-5 şirkete karşı verilen mücadeleden olumsuz sonuçlar alınması izleyicide hayal kırıklığı yaratabilir. Fakat bu film aslı itibariyle zaten sisteme yönelik bir eleştiri filmidir. Kahramanlık destanlarının anlatıldığı bir aksiyon filmi ya da mutlu sona endeksli bir romantik komedi filmi değil. Dolayısıyla Food, Inc.; ABD’de, gıda sektörünün büyük şirketler arasında nasıl bir oyuncağa dönüştüğünü, kâr peşinde koşan bu şirketlerin neleri hiçe sayıp ne kadar ileri gidebildiğini gözler önüne seren ve sektöre daha geniş bir perspektiften bakmamızı sağlayan başarılı bir belgesel.


Yazar Hakkında

Varlığında, varlığın var olmasının söz konusu olduğu bir varlık olarak var olan bir varlığım. (Nev-i şahsına münhasır)



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑