Suikast (Mechanic: Resurrection) 2016

Jason Statham, aksiyon filmlerinin en çok aranan ve de izlenen aktörü. Geçtiğimiz günlerde Suikast adında yeni bir filmle kendi alanına farklı bir soluk getirmek için vizyondaki yerini aldı. Filmin yönetmen koltuğunda, 1973 Almanya doğumlu Napola (2004), Tehlikeli Oyun (2008) ve Geceler Bizim (2008) filmlerinden tanıdığımız Dennis Gansel oturmuş. Ünlü bir suikastçinin Brezilya, Bangkok, Malezya, Sidney ve Varna gibi ülkelerde/şehirlerde yaşadığı maceralarla oradan oraya savrulduğumuz Suikast’de yine baş döndüren heyecanlı patlamalar, koşturmalar, gerilimler, heyecanlar beynimize beynimize işliyor. Jason Statham’ın alnına yapışan bu tarz roller pek çok kimse için mükemmel duygular oluştururken, İngiliz aktörün başarılı komedi filmlerini de atlamadan beyazperdeye bakmalıyız. 2015 yılında Yönetmen Paul Feig tarafından çekilen Ajan filmi, Suikast filmindeki gibi konularla kıyasıya alay etmişti.

Bishop (James Statham) daha önce kendisine verilen görevleri başarıyla tamamlamış ve Güney Tayland’da sakin bir hayat yaşamaya çalışan bir suikastçidir. Filmin girişinden anlaşıldığı üzere Jason Bourne gibi bir konuyla karşı karşıyayız. Genelde inzivaya çekilen tetikçiler sakin hayatlarının içinde birden ne olduğunu anlayamadıkları olaylara karışırlar. Kahramanımız Bishop bahsettiğimiz gibi burada bir kadının dövülmesine kayıtsız kalamaz ve olaya müdahale eder. İsmi Gina (Jessica Alba) olan kadın kimsesiz mülteci çocuklara yardım eden bir gönüllüdür. Kamboçya’daki kaçak insan trafiğini ele geçirmeye çalışan Crain (Sam Hazaldine), Gina’yı kaçırır ve serbest bırakma karşılığında Bishop’dan iç çekişmelerde kaldığı üç adamı öldürmesini ister. Sevdiği kadın için görevi kabul eden Bishop, tehlikeli bir maceraya atılır. Sakinlikten tehlikeye açılan pencerede oradan oraya koşturan karizmatik suikastçi istemeyerek giriştiği bu işte sayısız ülke ve şehir değiştirerek beyazperdeye bakan meraklı gözlere aykırı olaylar gösterecektir.

mv5bzjizmdkzmgitowu2mi00ngq0ltk1mgitnmrimzk5yzq5nwvmxkeyxkfqcgdeqxvyntq1otq0mtuv1sy1000sx1600al-1471905096623_large

Olayları neresinden tutsam elimde kalıyor diye söze başlasam çok mantıklı bir cümle olur. Sydney’den Varna’ya bir anda ulaşan karakterin havuz patlamasından kurtuluşu, silahların içinden kaçarak zıplaya zıplaya gemilere ulaşması ise tam anlamıyla felaket. Almanya kökenli Dennis Gansel “fantastik” aksiyon sekanslarının peşine düşerken, daha çok geniş açıdan ele aldığı protiplerle filme katkı sunmak bir kenarda dursun, geçmişten gelen Simon West tarzını da yerle yeksan edip izlenmesi zor bir filme imza atıyor.

Statham yine insanüstü becerileriyle bir sürü belalıyı başından defedip sevdiği kadını kurtarmak isteyen karakteri canlandırırken soğukkanlı duruşundan taviz vermiyor. Fakat filmde olay örgüsü, karakter yaratıcılığı, tutarlılık konuya öylesine kötü iliştirilmiş ki, dünyanın en iyi aksiyon oyuncusu bile olayları kurtaramıyor. Philip Shelby ve Tony Mosher ikilisinin elinden çıkan senaryo farklı olmak uğruna ikinci sınıf aksiyona doğru kaymış. Tommy Lee Jones’un Max Adams’daki ustalığı ise tartışılmaz. Zaten filme renk veren tek isim olarak Jones ismi öne çıkıyor. Gina’da Jessica Alba’nın uzun zamandır böylesi bir rolü heyecanla beklediği daha filmin ilk altı dakikasında belli oluyor. Tutsak kalan ve de elde edilmesi zor aşkın kavuşmayla bitmesi için heyecan yaratan Gina’da başarılı rol kesmeleri gördük.

Jason Statham hayranları için ikircikli cümleler sarfederek eleştiriyi bağlıyorum: Birincisi, Suikast kesinlikle izlenmeli, çünkü aksiyon sandığınızdan daha sert ve size üç saniye nefes aldırmadan ilerliyor. Şimdiye dek izlediğiniz Statham filmlerinden farklı olarak oyuncunun yüksek temposu dikkatlerden kaçmıyor. İkincisi, -ki ben bu görüşteyim- Suikast konudaki olayların birbirine bağlantısı zayıf olduğu için izlenirken sizi şaşırtmaktan çok içinize tuhaf sıkıntılar veriyor. Ayrıca zaman-mekan tasvirindeki çarpıklıklar, senaryodaki abartılı kaçış öyküleri size derin bir “of!” çektirecek. Şunu da ekleyeyim, filmde Türkçe olarak söylenen “bol şans” cümlesi Alman yönetmenin bizlere hediyesi. Filmi izlerken gurbetçi Türklerin Hollywood sektörüne kadar etkileşim sağladığını görmek beni filmdeki olaylardan daha çok şaşırttı!

Diğer yazıları Yaşam Kaya

Yüce Adalet (2016) The Whole Truth

2008 yılında çektiği filmi ‘Donmuş Irmak’ ile sinema dünyasında dikkatleri üzerine çeken...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir