Bekmambetov’un Harikulade Filmi: Ben Hur (2016)

1959 tarihinde çekilen “Ben Hur” filmi 11 dalda Oscar ödülü alarak adını sinema tarihine altın harflerle yazdırmıştı. Son dönemde Hollywwod sektörünün çektiği senaryo sıkıntısından kaynaklı eski yapımlara yönelimler artarak ilerliyor. William Wyler ‘ ın yönetmen koltuğunda o yıllarda çekilen film Lewis Wallace’nin romanı Ben-Hur: A Tale of the Christ`in en ünlü sinema uyarlamasıdır. Kazak yönetmen Timur Bekmambetov’ un 2016 yılında büyük cesaret örneği göstererek çektiği bu yeni versiyon ise, teknolojik donanımıyla dikkatleri üzerine çekip, oyuncu kadrosuyla bambaşka renkleri bizlere sundu. Senaryosunu Oscarlı ’12 Yıllık Esaret’ filminin senaristleri olan John Ridleyand Keith Clarke‘ın yazdığı 2016 yapımında Jack Huston, Nazanin Boniadi, Ayelet Zurer, Morgan Freeman ve Toby Kebbell gibi birbirinden ünlü yıldızlar kamera karşısına geçti. Tabi filmde bizden bir isim daha var; Haluk Bilginer.

Filmin tarihçesine azıcık bakarsak eğer; 1907 ve 1925 yıllarında sessiz film olarak yayınlanan yapıt, 2010’da mini-dizi olarak seyirci karşısına geçti. Girşte bahsettiğimiz gibi 1959 yılında sinema filmi olarak ilk kez beyazperdeye yansıdı. Romanda bahsi geçen isim II. Abdülhamid zamanında ABD’nin İstanbul’daki büyük elçisinin ismidir. Roma döneminin kaotik toplum yapısından dinsel ögelerle dolu tartışma kültürüne yol alırken, özellikle Orta Doğu coğrafyasının bir yansıması olarak Osmanlı da işin içine ister istemez girmiş.

tumblr_octmv0oy081vb994co1_1280

1959 yılı Ben Hur filmini izleyenler bilecektir; Ben Hur ve Messala Kudüs’te beraber büyümüş iki sıkı dosttur. Romalı Massala’ nın ilerleyen yıllarda Roma’ya gidip Kudüs’e Romalı bir komutan olarak dönmesiyle başlayan konuda, Yahudilerin özgürlüğünü savunan Ben Hur’dan bu özgürlük hareketine katılanların isimlerini kendisine vermesini ister. Ben Hur doğal olarak bu teklifi kabul etmez ve iki ayrılmaz dost arasında büyük bir düşmanlık başlar. Özellikle ABD’nin McCarthy politikalarını düşündüğümüzde, komünist tehlikenin bertaraf edilmesi için dini ögeleri yüksek konular sinemaya aktarılmıştı. 1959 yılında toplumu din ekseninde birleştirmek isteyen sinema sektörü Ben Hur filminde Yahudilik teması üzerinden Hristiyanlık propagandası yapmış, hatta Hz. İsa’ yı Ben Hur ile birleştirerek insanların belleğine derin izler işlemişti. Coen Kardeşler’in 2016 yılında çektiği “Yüce, Sezar” filminde o dönemki Hollywood sektörüne sistem tarafından yapılan baskılar ironi dolu görüntülerle bizlere gösterilmiş, dinin bir nevi Afyon gibi kullanılarak insanları Nasıl aptallaştırdığı kıyasıya eleştirilmişti. O dönemin geçişinden sonra 2016 yılında yapılan Ben Hur ilk sinema denemesinden farklı olarak konuda çarpıcı farklılıklara gidiyor. İlk filmde yer alan Hz. İsa’nın doğuşu sahneleri bu filmde yer almıyor. Çarmıha gerilen İsa görüntüsü dışında din propagandasının dışına çıkıldığı, konunun bu alanda ilerlemesi için mücadele edildiği ayanbeyan ortada.

İlk filmden farklı olarak Ben Hur ve Messala’nın çocukluk yıllarına gidip, aralarında nasıl bir bağ olduğunu gördüğümüz yeni yapımda, Romalıların Kudüs kuşatmasında yaralı bir genci evinde saklayan Ben Hur, gencin Romalı bir askeri öldürmesinden dolayı köle olarak cezalandırılması ile bambaşka olaylara yelken açar. Köle olarak bir gemide kürek çeken karakter, kendisini vatanından koparılmış halde batmış bir gemide hayatta kalmak için bulur. Kıyıya çıktığında Arap tüccarın önerisiyle at yarışlarına hazırlık yapar. Özgürlüğü ve alacağı intikamı için tek çıkış kapısı bu yarışlardır. Karısını, arkadaşlarını, ailesini yeniden elde etmek için hayatta kalma mücadelesi veren Ben Hur, çarpıcı olaylarla karşılaşıp, kendisinden beklendiği gibi sıradışı bir işi başaracaktır.

ben-hur-jack-huston-morgan-freemanYönetmen Timur Bekmambetov’un yarattığı bu yeni film için sağlam bir senaryo diyebiliriz. Dönemsel olarak konunun aktarılışı teknolojinin görüntü kalitesiyle harikulade birleşmiş. Roma’nın tarihsel işlenişi ise kusursuz. Özellikle Ben Hur’ un kürek çektiği sahneler beynimize beynimize işlenen mücadele ruhunu yansıtmış. Ben burada yönetmenin ilk filmden bağımsız kalışını çok sevdiğimi belirtmeliyim. Hani söylemeyecektim ama bu yargımın havada kalmaması adına yazayım; Messala’ nın ilk filmden farklı olarak hayatta kalışı, iyi-kötü ayrımının derinleme analizinin seyirciye bırakılması yönetmenin başarısını perçinlemiş.

Judah Ben-Hur rolünde Jack Huston, Ildarin rolünde Morgan Freeman, Messala rolünde Toby Kebbell muhteşem bir üçlü olarak filmin kilit noktalarını gözler önüne seriyor. Arap keşiş rolünde filmin ilerleyen bölümlerinde ortaya çıkan Morgan Freeman göründüğü sahneden Ben Hur’i rolündeki Jack Huston’ u adeta yeniden baştan yaratıyor. At yarışlarına hazırlanan bölümlerde, Ben Hur’ u hayata bağlayan, adeta filmin kaderini değiştiren Ildarin rolünün filmde nirengi noktası olduğunu görüyorum. Messala’ nın acımasız ruhunu Toby Kebbell ile başarılı şekilde buluşurken, Rodrigo Santoro’ nun Hz İsa rolü tarihsel anlamda gereksiz ayrıntı olarak kalıyor. Zaten Ben Hur’ u bir nevi Gladyatör filmindeki Russell Crowe gibi gördüğümüz için, dinsel bir kurtarıcının varlığına ihtiyaç duymak konuyu anlamsız boyuta taşıyor. Ben-Hur’un karısı’nın babasını canlandıran Haluk Bilginer kısa görüntüsüyle filme katkı sunup, kendisinin karakter yaratmakdaki ustalığı artık Hollywwod yapımlarına kadar uzanıyor. Bilginer her anlamda mükemmel bir oyuncu!

İlk filmden bağımsız olarak Ben Hur iki buçuk saat kadar sürerken, konunun bir saat kadar kısaltılması senaryonun gücünü arttırmış. Teknolojik görüntü kalitesinin güçlü yapısıyla film, 5 yıldız üzerinden 4 yıldızı anasının ak sütü gibi hak ediyor.

Diğer yazıları Yaşam Kaya

Köksüz (2013)

1981 doğumlu Deniz Akçay Katıksız’ın ilk yönetmenlik deneyimi olan Köksüz, sevgisizlik üzerine...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir