The Magnificent Seven – Muhteşem Yedili (2016)

Akira Kurosawa 1954 tarihli Seven Samurai / Yedi Samuray filmini çektiğinde Hollywood sektöründe birçok yönetmene ilham kaynağı olacağını tahmin edemezdi. Gerçi dünyanın en büyük yönetmeninin çektiği bu film sinema tarihinde derin bir iz bırakırken, artçı etkisi büyüyerek ilerlemiş, western dediğimiz serinin ilişki boyutuna kadar ulaşmıştı. 1960 yılında John Sturges tarafından The Magnificent Seven / Muhteşem Yedili adıyla çekilen film, Yedi Samuray’ ın Hollywood uyarlaması olarak eşsiz kadrosuyla sinema tarihine damgasını vurdu. Eli Wallach, Steve McQueen, Yul Brynner gibi dönemin muhteşem silahşörleri Sturges’ ın başyapıtında buluşup, Akira Kurosawa’ nın ne denli bir sinema dahisi olduğunu bir kez daha kanıtladı. Tetikçi, Kral Arthur ve Güneşin Gözyaşları filmleriyle uluslararası arenada ses getiren Antoine Fuqua 2016 yılında yeniden bu serinin izinden gidip The Magnificent Seven (Muhteşem Yedili) adıyla western serisine teknolojik olarak soluk katıp Denzel Washington, Chris Pratt, Ethan Hawke, Vincent D’Onofrio ve Peter Sarsgaard isimleriyle başarılı bir işe imza atıyor. 41. Toronto Film Festivali’nde ilk kez görücüye çıkan yapımın röprodüksiyondan çok farklı olduğunu belirtmeliyim.

tumblr_odgt4ou5gp1umt2s0o1_1280

Şimdi 1960 yılında çekilen yapımla 2016 arasında ortaya konan proje üzerinden gidersek ortaya net tablo koyabiliriz. Eski seride Meksikalı katil çetenin yerine bu seride savunmasız insanları esir alan beyaz kapitalistler göze çarpan ilk unsur. Bouge adlı altın avcısı maden talancısı çete lideri, vahşi batının savunmasız Rose Creek Kasabası’nı tehdit edip, kasabada yaşayanları bulundukları arazileri üç hafta içinde terk etmelerini ister. Yerel halkın çaresizliği onları savunacak yedi adamın bulunmasıyla başka boyutlara uzanacaktır. Sam Chilsom adlı kiralık kovboyun kasabada itibarını yeniden kazanma mücadelesi ile gözlerini para hırsı bürümüş vahşi (batı) kapitalistler arasında süregelen çatışma filmin eski yapımla arasındaki farkını ortaya koyuyor. Çekik gözlü kızılderililerin ya da baştan sona kötü olan Meksikalı saldırı tehdidi bu sefer gözünü para (kan) bürümüş kuzeyli zenginlerin tehdidine dönüşmüş. Zaten filmi izlerken ABD’ nin meşhur gangsteri Jasse James öyküsünün benzeri farklı konu yapısıyla karşılaşıyoruz.

Ödül avcıları, kumarbazlar, eski konfederasyon askerleri, çekik gözlü silahşörlerin bir araya gelmesiyle toplanan kiralık kovboylar, karşısında resmen bir orduyla işgale hazırlanan Bartholomew Bogue’ nin adamlarıyla kanlı mücadeleye girişir. Filmde siyahlar içinde, bolero şapkasıyla görünen Sam Chilsom rolündeki Denzel Washington geçmişinden getirdiği birikimle çeşitli salvolar yapan karakterini filmin içine muhteşem yerleştiriyor. Kiralık katil ünvanını sil baştan değiştirip yerine güçsüz savunmasız insanların yanında yer alan kahraman olmak isteyen Chilsom ilk başta para ile giriştiği bu işe konunun ilerleyen bölümlerinde yüreğini koyacaktır. Zaten Washington’ ın oyunculuğu, kanun kaçağı Josh Farraday rolündeki Chris Pratt ile birleşince anlam kazanıyor. Eski konfederasyon askeri olduğunu anladığımız, ilginç sakal kesimiyle Goodnight Robicheaux’da rol alan Ethan Hawke gizemli kişiliğiyle çözümlenmesi gereken önemli bir nokta.

magnificent-seven-02

Film elinde silahları-okları-yayları ile vahşi batı film oyunu oynayan bir grup insanın hikayesinden ibaret. Konuda çok fazla detay aramadan mekan-zaman algısını zihninize yerleştirerek filme eğilmelisiniz. Akira Kurosawa izinden başarıyla giden 1966 doğumlu siyahi yönetmen Antoine Fuqua geriye dönüş teknikleriyle karakterlerine hayat vermiş. Ama görüntüde geriye dönüş yaşamıyoruz, karakterlerin söylemlerinden, görüntülerinden yola çıkarak bu algıya sahibiz. 16. yüzyıl Japonya’sında düzenli bir şekilde silahlı haydutlar olan “nobushi”nin saldırısına uğrayan fakir köylülere yardım eden samurayların hikayesinden esinlenerek oluşturulan The Magnificent Seven (Muhteşem Yedili), aynen filmdeki gibi fakir halkı savunmak için toplanan kovboyların hikayesiyle birleştirilmiş. Richard Wenk ve Nic Pizzolatto gibi önemli iki senaristin elinde şekillenen konu, 1960 yılındaki yapımla paralellik göstermesinden çok, yarattığı algıyla çok iyi bir kurgu olduğunu kanıtlıyor. En azından daha kanlı çatışmalar yer alırken ortadaki senaryo günümüz dünyasının yaşadıklarıyla benzerliklerini gizlemiyor. Türkiye’de para zenginlerinin doğayı katletmek adına yapmak istediği HES’lere karşı fakir Anadolu köylüsünün verdiği mücadele ile Kurosawa’ nın yarattığı dünya birbirine ne de çok benziyor değil mi?

Film sizlere Denzel Washington’ un bildiğimiz muhteşem karakter oyunculuğunu sunarken, filmin en etkin ismi Chris Pratt’ı ise altın tepside sunmuş. Yönetmen Fuqua, iyi-kötü ayrımında sadece olay örgüsüne dikkat ettiği için, yedi kişi arasından ‘evet, bu karakteri öne çıkarmalıyım’ yanlışına düşmemiş. Jasmes Horner’ ın heyecan dolu müzikleri, Mauro Fiore’ nin görüntüde yarattığı estetik bakış açısı bizleri western dünyasının en dip noktasına kadar çekiyor. Akira Kurosawa’ nın ‘Yedi Samuray’ ı ile başlayıp, John Sturges’ ın ve son olarak Antoine Fuqua’ nın Muhteşem Yedili’si ile süren filmleri teker teker izleyin ki, Fuqua nasıl bir devrime imza atmış anlayın.

tumblr_odfh7so47u1t7b5qro1_540

Diğer yazıları Yaşam Kaya

Babam için, Deli Aşk (2017)

Bu filmin eleştirisini babama adıyorum… Emrah Kaman ve Murat Kaman’ın senaryosunu yazdığı,...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir