Pedro Almodóvar’ın Ustalık Yapıtı: Julieta (2016)

Filmekimi 2016’da izlediğimiz ve Başka Sinema kapsamında gösterime giren Julieta, 28 Aralık 2016’da vizyona girmeye hazırlanırken, yoğun duygu yüklü dram yapısıyla Avrupa sinemasının farklı pencerelerini seyirciye göstermeye hazırlanıyor.

1999 yılında Todo sobre mi madre (Annem Hakkında Her Şey) ile En İyi Yabancı Film Akademi ödülü kazanan, yapıtlarında yoğun biçimde melodram kullanan Pedro Almodovar, 2016 yılında İspanya’nın Oscar’a aday olan yeni filmi Julieta ile kendi tarzının çarpıcı örneğini farklı biçimde izleyenlere sunuyor. Şimdiye dek çektiği filmlerinde duygusallığın en dip noktasını görmeyi başaran usta yönetmenin 20. filmi, geçmişle gelecek arasında gidip gelen bir kadının içsel çatışmasını gözler önüne sermiş. 2006 yılında Dönüş filmiyle Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü alan yönetmen, Julieta’da Emma Suarez, Adriana Ugarte, Daniel Grao, Inma Cuesta, Dario Grandinetti, Rossy De Palma, Michelle Jenner, Pilar Castro ve Nathalie Poza gibi kaliteli oyuncularla tarzını bir üst çıtaya taşıyabiliyor.

Yönetmen hakkında verdiğim bilgilerden sonra eminim gözlerinizin önüne dram ağırlıklı konuların beyazperdedeki usta ismi gelmiştir. İspanyol sinemasının özellikle faşist Kral Franco sonrası dini baskılara karşı geliştirdiği refleks başarılı sinemacıların yapıtlarına da yansıyor. Julieta için tam olarak bu yargıyı ortaya koyamayız, ama Almodovar melodramın gücünü tarikata kendisini kaptıran genç bir kızın annesi üzerinden göstermesi bu tezimizi destekliyor. Film, Nobel Ödüllü Kanadalı yazar Alice Munro’nun öyküsünden uyarlanmış. Hayat arkadaşıyla birlikte Madrid’den Portekiz’e taşınma planları yapan 50’li yaşlarında Julieta, sokakta gördüğü genç bir kadınla birlikte Madrid’de kalmaya karar verip, genç kızlığına doğru günlükleriyle beraber yolculuğa çıkar. Yaşadığı ilginç tren yolculuğunda karşılaştığı iki erkekten birisinin intihar etmesinin ardından, diğer genç adamla aşk yaşamaya başlaması ve klasik edebiyat öğretmenliğinden vazgeçerek sevgilisinin yanına yerleşmesi konunun özünü oluşturuyor. Julieta, eşiyle yaşadığı tartışmanın ardından kocasını tekneyle fırtınada kaybetmesi ve ardından genç kızının bu durumu yalan yanlış bilgilerle evin hizmetçisinden öğrenmesi sonrası başka bir hayata yelken açar. Kızını bir dini tarikat kaparken, yaşlı kadın Madrid’de kızının izini aramaya başlar.

julieta2x

Pedro Almodovar ve Alice Munro ikilisinin elinden çıkan senaryo, tren bölümündeki gereksiz bir takım olaylardan dolayı fazlasıyla psikolojik eksiklik içinde. Julieta’nın oturduğu kompartmana gelen ve onunla arkadaşlık yapmak isteyen yaşlı adamın intiharından Julieta’nın kendisini sorumlu tutması başlı başına saçmalık! Ayrıca evleneceği adamla trendeki yakınlaşma nedense pek aşkı anlatamıyor. Ben yönetmenin duygusal yoğunluğu ön plana çıkarma gayretine takıldım. Kızının peşinde gözyaşları dökerek günlüğünü yazan ve Madrid’de kızıyla beraber yaşadığı dünyayı özleyen yaşlı Julieta ile genç dinamik Julieta arasındaki tezatlıklar diz boyu. Filmdeki katharsis fazlaca abartılmış diyebilirim. Oyuncuların gayretini takdir ediyorum evet, ama yönetmen nedense kızın evi terk etmesinin sebebini zorlama konuya bağlamış. Dini tarikatlara yapılan eleştiriler yerli yerinde ve konuya cuk oturuyor. Babasının ölümünü annesine sormayarak, annesini cezalandıran genç kızın bir anda buhar olup ortalıktan kaybolması, yaşlı kadının duygusal bunalımına cevap olmuyor. Ayrıca trende karşılaştığı iki erkeğin pişmanlığı Julieta’nın üzerinde baskı oluşturması pek bir anlamsız!

Oyuncuların mükemmel rol kesmeleri içinde yaşlı Julieta’yı oynayan Emma Suarez ile Julieta’nın gençliğini canlandıran Adriana Ugarte filmi sırtlarında taşıyıp olağanüstü psikolojik analizlerle konudaki bağlantıları canlı tutuyor. Yönetmen basit senaryonun kurbanı olmadıysa tek nedeni iki oyuncunun muhteşem performansı! Filmin sonunun eksik bırakılması ise duygusallığı zihinlere soru işareti ile sıkıştırmış. Konuda “Neden bu böyle irdelenmiş?” dediğimiz noktalar çok ama oyuncu kalitesinin harikulade oluşu Julieta’yı İspanya’nın Oscar adayı olacak noktaya getirmiş. Pedro Almodovar ustalık döneminde gizemli bir kadının içsel dünyasına bizleri yolculuğa çıkarmaya çalışıyor. Peki bunda başarılı oluyor mu? Cevabım eleştirinin içinde gizli.

Diğer yazıları Yaşam Kaya

Yorgos Lanthimos’dan Bir Şaheser Daha: The Killing of a Sacred Deer (2017)

2017 Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Senaryo’ ödülünü alan Yorgos Lanthimos’un yeni...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir