Mülkiyet Üçlemesi Bölüm 1: Yılanların Öcü

Fatma’nın mülkiyet meselesinden bağımsız, bu saf tutkusu Irazca için Haceli ile giriştikleri savaşta bir koz haline gelir. Irazca, Fatma’nın Bayram’a olan ilgisinden oğluna bahseder ve bu ilgiyi Haceli’ye zarar vermesi için kullanmasını öğütler. Haceli kahvehanede iken, Bayram Fatma’nın yanına gider ve tüm tartışmanın nedeni olan toprak parçasının üzerinde kadın ile birlikte olur. Bu noktada Irazca’nın ve Bayram’ın düşmanlarına karşı takındıkları tavır önemlidir. Düşmanları Haceli’nin canını yakabilmek adına, onun kutsallarından birisi olan namusuna saldırmaktan geri durmazlar. Irazca kendi hemcinsinin ona verdiği sırrı yok sayar ve bir kadının hislerini, bedenini bu savaşın bir cephesi haline getirmekten çekinmez. Bayram da evli olmasına rağmen, karısına karşı bir sadakat hissi ile hareket etmez ve annesinin dediği şekilde hareket eder. Karakterlerin tutkusunu ateşleyen mülkiyet arzusu, bu tip kötücül eylemlerin de ana kaynağını oluşturur. Mülkiyet temelinde gelişen bu savaşta her iki taraf da birbirlerinin canını yakmak adına her türlü kötücül eylemi göze almışlardır. Yaptıkları eylemlerin ahlaksal sorumluluklarını üzerlerinde hissetmezler. Karakterlerce önemli olan bu mülkiyet mücadelesini kazanmaktır. Bu tutkunun doğurduğu kötücüllük, karakterlere kendilerine has bir çok boyutluluk da kazandırır. Filmdeki karakterler ne tipik kötü, ne de tipik iyi özelliklerine sahiptir. Bayram karakteri yüzeysel bir yorumlama ile filmin iyi karakteri olarak tanımlanabilir, ancak daha derinlemesine bir okuma yapıldığında Bayram’ın da kötücül eylemlerde bulunmaktan çekinmediği görünür. Karşı taraftaki Haceli ise tipik, bilindik kötü karakterlerden daha farklı bir resim verir. Özellikle Yeşilçam sinemasına hakim olan “iyiler her yönleri ile iyidir, kötüler ise her yönleriyle kötü” klişesi Yılanların Öcü filminde bozulur. Filmdeki karakterler içlerinde iyiyi de kötüyü de barındıran gri ve çok boyutlu karakterlerdir. Belki de filmde bu çok boyutlu, gri yapıya uymayan tek karakter “Muhtar”dır. Muhtar olaylara pragmatist açıdan yaklaşır ve tüm olayları çıkarı doğrultusunda değerlendirir. İçerisinde insani bir yön yok gibidir. İşine geldiği noktada Haceli’nin işine geldiği noktada ise Bayram’ın yanında yer alır. Bu yönü ile Muhtar’ın devlet alegorisi olduğu tezi doğrulanmış olur. Devlet nasıl ki olaylara faydacı bir bakış açısı ile yaklaşırsa, muhtar da aynı tutuma sahiptir.

fft16_mf2388406

Kazılan temelin doldurulması, Bayram’ın Haceli’nin karısı ile birlikte olmasından sonra sıra Haceli’nin kerpiçlerinin parçalanmasına gelir. Bir gece, tüm aile gizlice Haceli’nin kerpiçlerini parçalarlar amaç ev inşaatını durdurmak ve Haceli’ye gözdağı vermektir. Olayların çığırından çıkacağını anlayan Haççe Irazca ve Bayram’ı uyarmak ister ancak onun sözüne kulak asmazlar. Irazca girdikleri kavganın haklılığını belirtmek için şöyle söyler :

“Bu dünyanın hali böyle, onlar bizim evimizin önüne ev yapmasa biz onlarla yine komşu oluruz.”

Bu cümle ile gittikçe büyüyen çatışmanın ana ekseninin mülkiyet sorunu olduğu vurgusu bir kez daha yapılır. Irazca’nın ya da Bayram’ın Haceli ile hiçbir kişisel sorunu yoktur, tek sorun adamın kendi evlerinin önüne ev yapmak istemesinden kaynaklanır. Irazca’nın Haceli’ye getirdiği “komşu olmak istiyorsan yöremizdeki yıkıklardan birini al, tamir et, öyle komşu olalım” önerisi de bu durumu kanıtlar niteliktedir. Sorun kişisel kaynaklı değil, tamamen mülkiyet kaynaklıdır.

Kerpiçlerinin kırılması filmsel süreç içerisinde kilit noktada olan bir eylemdir. Bu noktadan sonra filmin içerisine suç ve ceza kavramı da dâhil olur. Kerpiçlerinin kırıldığını öğrenen Haceli deliye döner ve soluğu Bayram’ın evinde alır. Evin avlusunda gördüğü Haççe’ye saldırır, kadını döver ve sırtına büyükçe bir taş fırlatır. Bu taş ilerleyen süreçte kadının karnındaki bebeğin düşmesine neden olacaktır. Karısının çığlıkları üzerine olay yerine gelen Bayram, Haceli’nin elinden karısını kurtarır ve Haceli’yi döver. Haceli’yi Bayram’ın elinden araya giren Agali ve köylüler zorlulukla alırlar. Kerpiçlerin kırılması ve ardılında gelen Haceli-Haççe-Bayram kavgası sekansı ile aradaki çatışma farklı boyutlara ulaşır. Artık gerçekleşen eylemler ve bu eylemlerin sonuçları beraberinde suç ve ceza kavramlarını da filmin içerisine dâhil eder. Filmin ana hareket noktası olan mülkiyet arzusu karakterlerin tutkulu eylemlerde bulunmasına neden olmuştur, bu tutkulu eylemler neticesinde de karakterler suç işlemeye başlarlar. Filmsel süreç ilerledikçe bu suçların niteliklerinde değişimler görünür. Filmin başında, Haceli’nin karısıyla cinsel bir yakınlık içinde bulunan Bayram, ahlaki bir suç işlemiş olur. Ancak daha sonra ailesi ile ortaklaşa gerçekleştirdiği, Haceli’nin kerpiçlerini kırmak adli bir suçtur ve yasalarca bir cezaya tabiidir. Keza çatışmanın diğer tarafı olan Haceli de gerçekleştirdiği eylemler bakımından yasalarca suçlu konuma düşer. Haneye tecavüz, hamile bir kadının çocuğunun düşmesine neden olmak gibi eylemlerde bulunur. Mülkiyetin arzusu tutkuyu tetiklemiş, tutkunun esiri olan karakterler kötücül eylemlerde bulunmuş ve şiddete başvurmuşlardır. Bu zincirin son halkası olarak da karakterler işledikleri suçun cezai yaptırımları ile karşı karşıya kalmak durumundadırlar.

Filmsel süreç her iki tarafın da birbirlerinin canını yakma teşebbüsleri ile devam eder. Kerpiçleri kırılan Haceli, Muhtar ile birlik olup Bayram’a bir tuzak kurar ve Bayram’ı kardeşlerine dövdürür, Bayram yürüyemez hale gelmiştir. Ayrıca Haceli ve Muhtar köye gelecek olan kaymakama yedirilmek üzere Bayram’ın bir kuzusunu çalıp keserler. Bu noktadan hareket ile Haceli de tutkusunun esiri olarak bir dizi suç işlemiş olur. Önce Bayram’ın karısını darp eder, sonra Bayram’ın dövülmesini sağlar ve son olarak da Bayram’ın kuzusunu çalar. Görüldüğü üzere her iki taraf için de eylemler aynı doğrusallık üzerinden şekillenir. Ancak Haceli’nin gerçekleştirdiği fiilin sonuçları daha ağır olur. Bayram’ın karısının durumu ağırdır, hayati tehlikesi söz konusudur. Bu durum üzerine olayların başından beri Haceli’den yana saf tutan Muhtar Haceli’ye sırt çevirir. Çünkü ortada adli ve büyük bir suç vardır. Muhtar’ın bu tutumu da devlet mekanizması ile olan benzerliğini kuvvetlendirir. Muhtar yasaların izin verdiği ölçüde güçsüz olanı sömüren bir zihniyete sahiptir, bir bakıma işini kulpuna uydurmayı bilen bir karakterdir. Haceli ile arasında geçen bir diyalogda söylediği “ateşi maşa ile tutacaksın” cümlesi Muhtar’ın bu yönünü ortaya koyar.

Kaymakamın köye gelmesi ile film final sekansına doğru ilerler. Haceli’nin attığı taş sonucunda Haççe çocuğunu düşürmüş, Bayram ise yürüyemeyecek hale gelene kadar dövülmüştür. Köydeki iktidar Muhtar ve Haceli ile girdiği savaşta ağır yara alan Irazca, köye Kaymakam’ın geleceğini haber alır ve olan biteni ona anlatmak, yardım istemek için Kaymakam’ın yoluna çıkar. Muhtardan önce Kaymakam’ı bulur ve olan biteni ona anlatır. Bu noktada Kaymakam Irazca’dan yana tavır alır ve ev yapılma işleminin durdurulmasını emreder. Kaybettikleri çocukları ve Bayram’ın dövülmesi konusunda da savcılığa şikâyette bulunmalarını salık verir. Filmin başında evine yılan giren Bayram’ın teyzesi filmin sonunda bir kez daha ortaya çıkar, bu sefer kadını yılan sokmuştur. Yılanların bile öcünü aldığını söyleyen Irazca, insanın da öcünü yerde bırakmaması gerektiğini söyleyerek harekete geçer. Film, Bayram ve ailesinin savcılığa şikâyette bulunmak üzere yola çıkmaları ile son bulur.

fvdt

Filmin final sekansı ile olaylara dâhil olan Kaymakam karakteri filmsel süreç boyunca dozu giderek artan çatışmayı bir anda bıçak gibi keser ve haklının yanında olan tutumu ile adil bir görüntü çizer. Bu tutum filmin geneline hâkim olan gerçeklik duygusuna aykırı olan, bir nevi mutlu bir son ile filmin sonlanmasına neden olur. Daha önce bahsettiğimiz gri ve çok boyutlu karakter durumu Kaymakam için geçerli değildir. Film boyunca derinlikli ve çok katmanlı bir çatışma oluşturan yönetmen, bu çatışmanın çözümünü tek katmanlı ve yapay bir son ile neticeye bağlamayı tercih eder. Filmin çekildiği dönemin mevcut siyasal şartları göz önüne alındığında bu tercihin nedeni hakkında bir fikir yürütmek mümkün olabilecektir. Metin Erksan, sinema kariyeri boyunca sansür ile uğraşmış ve birçok filmi sansür kurullarının onayına takılmıştır. Muhtemeldir ki böyle devlet yanlısı bir sonun tercih edilmesiyle filmin sansür kurulundan onay alması amaçlanmış olabilir. Kaldı ki bu haliyle bile film maceralı bir sansür süreci yaşamış, ancak dönemin cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in özel izni ile gösterim hakkı bulabilmiştir. Erksan bu süreci şöyle anlatır:

“Biz Yılanların Öcü’nü Cemal Paşa’nın emri olmasına rağmen çok zor gösterime sokabildik. Ankara’da aylarca büyük mücadele verdik. Ankara milletvekili veya senatörü iki isim hatırlıyorum; İbrahim Saffet Omay ve Sabit Kocabeyoğlu. Bu ikisi meclise takrir verdiler; meclis kabul etti. Sinema makinesini aldık, perdeyi kuruyoruz. Bunun üzerine izin çıktı.”

Yılanların Öcü filmi mülkiyet olgusunu toprak için çatışan iki köylü üzerinden ele alan bir filmdir. Mülkiyet olgusunun dayandığı ekonomik altyapı ve mülkiyet-iktisat arasındaki ilişkilerin somut varlığına rağmen, film kavramın bu yönü ile ilgilenmeyi tercih etmez. Film Anadolu’nun bir köyünde geçmesi rağmen, bu topraklarda yüzyıllardır hüküm süren feodal yapı, ağalık sistemleri gibi meseleler filmin mülkiyet olgusuna yaklaşımında etkili değildir. Yönetmen mülkiyet olgusunun ekonomik ve iktisadi yönüyle ilgilenmez. Yönetmenin çıkış noktası, mülkiyet arzusunun insan psikolojisinde yarattığı etkiler ve bu etkilerin neden olduğu eylemlerdir. Yılanların Öcü filmi mülkiyet olgusunun ekonomik ve iktisadi yönünü yok saymakla birlikte, insan doğası ve mülkiyet arzusuna dair önemli ve derinlikli tespitler yapabilmeyi başarabilmiştir. Bu yönü ile Metin Erksan filmografisinin ve Türk sinema tarihinin en değerli eserleri arasına girmeyi fazlasıyla hak eder.

Diğer yazıları Konuk Yazar

Üçüncü Sinema ve Tomás Gutiérrez Alea

“…insanlık bizden karikatür ve kötü taklitlerden çok daha fazlasını bekliyor.”                                                                            Franz Fanon...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir