Bireysel Mahvoluştan Toplumsal Trajediye: Cennette Savaş

Cennette Savaş (Batalla En El Ciello) yönetmenliğini Carlos Reygadas’ın yaptığı 2005 yapımı bir Meksika filmi. Filmin olay örgüsü kısaca şöyle gelişiyor: Bir generalin hizmetlisi olarak çalışan Marcos, karısı ile beraber komşularının çocuklarını kaçırır ve bir süre sonra çocuk ellerinde iken ölür. Marcos, bir yandan bu suçun ağırlığını üzerinde hissederken öte yandan da generalin kızı Ana ile cinsel bir yakınlık kurar. Bu yakınlığa farklı anlamlar yükleyen Marcos için işler içinden çıkılmaz hale gelir. Polise teslim olmaya karar verdiği gün önce Ana’yı daha sonra da kendini öldürür.

Film olay örgüsü göz önüne alındığında klasik bir melodram hikâyesi olarak tanımlanabilir. Evli bir adamın yaşadığı yasak aşk, kaçırılan ve ölümüne neden olunan bir çocuk ve kaçınılmaz trajik son. Ancak olay örgüsünden hareket edilerek ulaşılan film öyküsü ve ortaya çıkan sonuçlar temel alındığında filmin daha derin bir okuma sürecini hak ettiği gerçeği ortaya çıkar. Bu noktada Marksist kurama dair kavramlar üzerinden yapılacak Marksist bir eleştirel okuma filmin alt metninin daha açık bir şekilde anlaşılmasına imkân sağlayacaktır.

vlcsnap-2016-11-26-19h58m09s72

Farklı sınıflara mensup karakterler arasında yaşanan duygusal veya cinsel ilişkiler birçok film metnine konu olmuştur. Kimi film bu sınıfsal çatışmayı işlenen duyguyu güçlendiren bir sos, bir çatışma alanı olarak kullanmış; kimi film ise bu sınıfsal çatışma üzerinden toplumsal ve ekonomik birtakım sonuçlar çıkarmayı amaçlamıştır. Cennette Savaş filmi özneline dönecek olursak; Marcos ve Ana karakterleri arasındaki ilişki ve bu ilişkinin çıkmaz noktaları sınıfsal farklılık temelinden şekillenir. Bu iki karakter her yönleri ile birbirlerinden farklıdırlar. Ana, Marcos’un on beş yıldır hizmetinde çalıştığı generalin kızıdır. Bu yönleri ile aralarındaki sınıfsal farklılık şematik olarak filmin başında çizilmiş olur. Bu iki karakter arasındaki fiziksel uyuşmazlık da kuşkusuz yönetmen tarafından bilinçli olarak tercih edilmiş bir cast seçimidir. Ana karakteri kusursuza yakın bir fiziğe ve güzel denilebilecek bir yüze sahiptir. Marcos ise aşırı derecede kilolu, hantal ve çirkindir. Fiziksel anlamda yaratılan bu tezat kompozisyon iki karakter arasındaki sınıfsal uçurumun resmidir bir anlamda. Üst sınıfa mensup general kızı olan Ana, güzel ve çekicidir. Alt sınıftan gelen Marcos ise çirkindir ve hiçbir şekilde Ana’nın yanına yakışmaz. Filmin başlangıç sahnesi olan “Ana’nın Marcos’a oral seks yaptığı sahne” tam da bu yüzden izleyici üzerinde rahatsız edici bir etki bırakır. Aslında burada rahatsız edici olan oral seks görüntüleri değildir. Seyirciyi asıl rahatsız eden durum Ana gibi bir kadının (dövmeleri, saç stili, pirsing gibi detaylarla yaratılan tezat güçlendirilir) Marcos gibi bir adama oral seks yapıyor oluşudur. Karakterlerin fiziksel görünümleri üzerinden yapılan sınıfsal farklılıklara vurgu sadece bu iki karakter ile sınırlı kalmaz. Filmin yan karakterlerinden olan Marcos’un karısı fiziksel özellikleri itibari ile Marcos’a benzer, aşırı derecede kiloludur. Aynı durum bu çiftin çocukları için de geçerlidir. Ana ile aynı ekonomik sınıfa mensup olduğunu anladığımız sevgilisi ise Ana gibi biçimli bir vücuda sahiptir.

vlcsnap-2016-11-26-19h58m26s249

Karakterleri arasındaki sınıfsal farklıkları fiziksel özellikler üzerinden görsel birer metafor haline getiren yönetmen için hikayenin odak noktası Marcos karakteridir. Marcos ve yaşadıkları üzerinden toplumun tüm sınıflarının yaşadığı çürüme ve çıkmazlara şahit oluruz. Yönetmen getirdiği toplumsal eleştirileri tek bir sınıf üzerinden yapmak yerine toplumu tüm katmanları ile eleştirmeyi tercih eder. Filmde Ana ve çevresinden oluşan karakterler toplumun ekonomik ve sosyal anlamda üst sınıfını temsil ederler. Başta Ana olmak üzere bu karakterlerin ahlaksal anlamda bir çöküntü ve çıkmaz içerisinde olduklarını görürüz. Butik olarak adlandırılan ve aslında bir genelev görevi gören mekanda Ana’nın erkeklerle birlikte olması onun ve ait olduğu sınıfın çıkmazını örnekleyen bir sahnedir. Ana ve çevresi üzerinden resmedilen; ekonomik kaygılardan uzak ancak ahlaksal ve varoluşsal tatmin açısından başarısız olmuş bir sınıftır. Yine filmin bir sahnesinde ortaya çıkan, lüks bir arabadan inen insan topluluğu da bu durumu örnekler. Bu topluluktan iki kişi arabanın bagajını açar ve bagajın içerisine işemeye başlarlar. Yanlarında duran küçük kız çocuklarının varlığı onları rahatsız bile etmez. Bir süre sonra hizmetçileri gelir ve üzerlerine işenen eşyaları taşımaya başlar.

Üst sınıf eleştirisi bu ve bunun gibi örnekler üzerinden gerçekleşirken toplumun alt sınıfları da yönetmen tarafından eleştirel bir bakış açısı ile yorumlanır. Filmin ana karakteri Marcos ekonomik ve sosyal anlamda toplumun alt sınıfını temsil eder. Ancak Marksist terminolojiye göre sınıf bilinci oluşmamıştır. Kendi sınıfsal gerçekliğine yabancıdır. Karısı ile beraber komşularının çocuklarını kaçırmayı dahi göze alır. Bu durum Marcos ve karısının da ahlaki anlamda bir çürümenin parçası olduklarını kanıtlar. Sınıf bilincinde yoksundurlar ve tek amaçları para kazanıp daha iyi bir yaşama kavuşmaktır. Kapitalist sistemin yarattığı para kazanma endeksli yaşam tarzı onların hayatının da odak noktası haline gelir. Bu uğurda paranın nasıl kazanıldığının hiçbir önemi yoktur. Kaçırdıkları çocuğun ölümüne duydukları tepkisizlik Marcos ve karısının nasıl bir ruh hali içerisinde olduklarını ortaya koyar. Bu durum kapitalizmin yarattığı ahlaksal çürümenin toplumun tüm sınıflarına sirayet ettiğinin bir kanıtıdır. Ana ve çevresi yozlaşmış bir hayat sürerken; Marcos ve karısı da sınıf atlama, para kazanabilme arzusu ile bir çocuğun ölümüne neden olabilecek kadar ileri gidebilirler. Burada yönetmen topyekûn bir toplumsal çürümenin resmini seyirciye sunar.

Diğer yazıları Konuk Yazar

LGBTİ Sineması’na Bakış: Asya’dan En İyi 10 Film

Her ne kadar 2001 yılına kadar eşcinsellik Çin’de ruhsal bir hastalık olarak...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir