Deneme & Makale 2667

Published on Aralık 13th, 2016 | by İbişcan Er

Sinemada 3 Boyutlu Karakter Kavramı

Share Button

Sinema izleyicisinin sorgulamadığı birçok durum vardır. Bunun sebepleri, benzer sahneleri tekrar tekrar görmesinin verdiği alışkanlıktan veya izlediği şeyin bir film olduğunun bilinciyle gerçekliğinin bir kanıtına ihtiyaç duymamasından kaynaklanıyor olabilir. Çirkin, 3 metre boyunda, kafadan bacaklı bir canavarın karşısındaki insana saldırdığı bir sahne, izleyicide sadece karakterin canavardan kurtulup kurtulamayacağı sorusunu uyandırır. Yönetmenin sordurmak istediği de çoğu zaman budur zaten. Bu sahnelerin milyonlarca çeşitlemesi milyarlarca insanın gözünde aynı etkiyi yaratacaktır. Hiç kimse canavarın neden saldırdığını, derdinin ne olduğunu umursamaz.

Anadolu kültüründe çok bilinen bir masal olan Şahmeran‘nın, yarı yılan, yarı insan olduğu bilinir. İnsanın ikiyüzlülüğü karşısında türümüze başlattığı manevi savaş anlatılır. Mağarasını keşfeden insana meranların, yani yılanların şahı, süt verir ve onu koruması altına alır. Yine de ihanete uğrayan Şahmeran, ademoğlunun nankör ve alçak olduğunu parçalara ayrılıp öldürülürken öğrenir. O gün bu gündür de yılanlar insanlara kin güder ve onlardan korkarlar.

Birçok farklı şekilde biten bu efsane, her çeşitlemesinde aynı mesajı verir ve ata, bilgeliğiyle, yılanların bilimsel olarak da korkudan saldırdığının gerçeğini çağlar öncesinden Anadolu halklarına anlatır. Oysa bir kaplanın kendisinden güçsüz olan canlılara saldırma sebebi karnını doyurmaktır, korku değil. Bir tavuk civcivlerini korumak için düşmanına saldırır. İnsanlar ise spor ve eğlence için başka hayvanlara saldırabiliyor… Yaşadığımız doğada bu saldırganlığın birçok sebebi olmasına karşın, canavar karakterinin psikolojisini çoğu zaman umursamayız, ancak umursadığımız zaman o karakter 3 boyut kazanır.

Bir sinema karakterinin 3 boyutlu olması demek, onun psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik açılardan tam yazılmış olması demektir. Şahmeran’ın derinliği, ona boyut katan özelliği, ihanetten beslenen nefretidir. Bu üç faktör, derinlemesine açılıp oyuncu tarafından layıkıyla canlandırıldığında elimize kült film geçer. Böyle karakterler yüzyıl geçse bile eskimeyecek karakterler arasına girer.

c

İşin belki de en basit tarafı olan fizyolojik boyut, karakterin boyu, kilosu, göz rengi gibi fiziksel özelliklerini kapsar. Tavırları, duruşu, konuşma şekli gibi her iyi oyuncunun canlandırmadan önce fazlasıyla çalıştığı özelliklerle birlikte, fiziksel kusurlarını, sakatlıklarını da kapsayabilir. Fizyolojisi en etkin kullanılmış karakterlerden birisi, Brian De Palma’nın 1983 yapımı şaheseri Yaralı Yüz‘deki Tony Montana karakteridir. Al Pacino’nun Latin aksanıyla konuştuğu bu unutulmaz kabadayı karakteri, sadece fizyolojisi için bile tekrar tekrar izlemeye değerdir. Ancak filmi izlerken gözden kaçabilecek küçük ayrıntılar da fizyolojik boyuta dahildir. Mesela Tony’nin koltukta oturuşundaki rahatlık gibi. Bu; atmosfer, Al Pacino’nun karizması, filmin sürükleyiciliği gibi birçok dikkat çeken unsuru mükemmel bir uyum şeklinde tamamlanır. Bir başka örnek ise Demirkubuz’un Masumiyet (1997) filmindeki Haluk Bilginer’in çorba içerkenki kaşığı tutma şeklidir. Fazla dikkat çekmez ama oradadır ve portreyi tamamlamak adına konulmuş zekice bir ayrıntıdır.

Karakterin dünyadaki yeri, sosyolojik boyut meselesini özetleyebilir. Bu o kadar çeşitli ve gösterilmeye değerdir ki birçok film sadece sosyolojiyi anlatmaya odaklanır. Başta aile yaşamı, içinde bulunduğu sınıf, ırkı ve dini gibi tanrı vergisi özellikleri ile eğitim seviyesi, mesleği ve çevre içindeki imajı gibi kendi kazandığı nitelikler karakterin sosyolojik boyutunu belirler.

Fizyolojik özelliklerine göre çok daha fazla çeşitlenip, dallanıp budaklanabilecek bir boyuttur. Fernando Meirelles ve Katia Lund‘un yönettikleri Brezilya yapımı Tanrıkent filminde karakterin sosyolojisi öyle güzel anlatılır ki yan karakterler ana karakterin önüne geçer. Birçok sanat çevresinde tartışılmış öne geçme sorunu çoğu kez bundan kaynaklanıyor olabilir. Sade bir ortam betimlemesiyle başlayan sosyoloji, karakterin bakkaldan ekmek alırken dükkan sahibiyle olan iletişiminden, kilometrelerce uzakta yaşayan eski sevgilisini hatırlatan bir ayrıntı yakalamasıyla, küstüğü annesini aramaya karar verişini tetikleyebilir. Bunların hepsi alt metinle ilgilidir ve oyuncudan çok senaristin ve yönetmenin yeteneğiyle şekillenir.

cityofgod_18911

Anlaşılması ve yaratımı en zor boyut ise psikolojidir. Halen insan türünün belki de sadece çok küçük bir kısmına vakıf olduğu bu kafa karıştırıcı bilim dalı, gerçek bir karakter yazmanın en zor ve en önemli kısmıdır. Evrim teorisinde bahsedilen, üstüne gidip çalıştırdığımız yönlerimizin gelişimi, bize psikolojiyi neden çözümleyemediğimizi açıklayabilir. Basit bir canlıyken et ve kürk için savaşıyorduk ve bunun için psikolojiye ihtiyacımız yoktu. Fiziksel yeterliliğimizi kazanırken, cinsel dürtülerimiz bize sosyolojimizi kontrol etme isteğini dayattı. Ancak psikolojiye yine o kadar ihtiyacımız olmadı. Eğer olaya böyle bakacaksak, belki de sıra psikolojidedir diyebiliriz. Belki evrimimizin yeni halkasını böyle yaratabileceğiz. Bununla cebelleşen sinemacıların, karakterleri için düşündüğü derin sorular, onların tutkuları, alışkanlıkları, saplantıları, hayal güçleri, ahlakları ve cinsel yaşamları çerçevesinde çeşitlenir. IQ ve dili kullanma becerisi gibi nitelikler onun 3 boyutlu olması için fazlasıyla önemlidir. Düş kırıklıkları, yaşama karşı tutumları ve mizaçları gibi alt metin malzemeleri yine karşımıza çıkar. Bunların çoğu filmde direkt verilmez. Alt metnin bilinçaltı gibi, tavandaki çeperi yırtmaya çalışması gerçek sinemayı yaratır ve ortaya unutulmayacak eserler çıkar.

Birçok iyi karakter, film boyunca onu o yapan özelliklerinin değiştiğini, bazen gelişip bazen çürüdüğünü, sonuçta farklılaştığını hatta olgunlaştığını fark eder. 3 boyutlu karakterler genellikle yerinde saymazlar, çünkü başlarından geçenler, film olacak kadar ilginç, zorlu, güzel bir yolculuktur. Bazı şeyleri kaybetseler bile, her zaman aklımızda kalıp bizi kazanırlar. Belki de sinemanın en güzel yanı budur.


Yazar Hakkında

Marmara Üniversitesi'nde sinema öğrencisi. "Salyangoz" isminde bir kısa filmi var.



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑