La La Land: Cazın ve Aşkın Tutkusu

87. Akademi (Oscar) Ödüllerinde 3 ödül birden alıp tüm dikkatleri üzerine çeken Whiplash filminde caz müziğin sinemadaki yerini bir kez daha görmüş, özellikle 2010 yılından bu yana tüm dünyada müthiş bir sıçrama yapan bu müzik türünün hayranları epeyce artmıştı. Whiplash filminin senaryosunu yazan Damien Chazelle, cazın büyüsünü öylesine derinden keşfetmiş ki, aradan 3 yıl geçmeden senaryosunu yazıp yönettiği La La Land filmiyle cazın sinemasal büyüsü eşliğinde kaliteli bir filme imza atıyor. Son dönemde aşkın Hollywood sektöründe yeterince ilgi görmemesi yüzünden, duygusal romantizm içinde masalsı müzikalle kitleleri beyazperdeye bir kez daha aşık eden Chazelle, hemen herkesin bir şekilde içten içe tutkuyla bağlı olduğu caz müziği ince ince kalbimize işliyor. Kitleler izlediği filmde iki ayrı dünyanın insanının yaşadığı ilişkiye odaklanmışken, “La La Land neden bizim üzerimizde böyle bir etki bıraktı?” sorusunun cevabına yönelmiyor. Bu kritikte caz ile sinemayı aynı pota içinde eritip, insanların bilinçaltında yatan caz hayranlığına kıssadan değineceğim. Kadın ağırlıklı seyirciler tarafından ilgiyle karşılanan La La Land, aslında bizlere “muhteşem”, “olağanüstü” pencereler sunmuyor, ama müzikalitesindeki caz tınılarıyla insanlara yıllardır beklediği büyük özlemi hissettiriyor.

buu

Daha önce Yönetmen Damien Chazelle ile Whiplash filminde çalışan besteci Justin Hurwitz soft jazz üstüne yaptığı çalışmalarla sinema sektöründe bir adım öne çıkmış bir dahi. 1950’li yılların hareketli caz melodilerini alıp, Rock n Roll müzik algısıyla harmanlayan genç besteci, La La Land’in içine serpiştirdiği harikulade jazz notalarıyla filmi izleyen bizleri ters köşeye yatırmayı bildi. La La Land, 74. Golden Globe Ödüllerinde 7 dalda ödül alırken, Hurwitz, “En İyi Film Müziği” dalında hak ettiği ödülle geceye damgasını vuran kişiydi. Zaten önümüzdeki günlerde verilecek olan Oscar Ödüllerinde de yaptığı müziklerle adından altın harflerle söz ettirecek gibi. Gerçi La La Land, Oscar jürisini ne derece etkiledi bilinmez, fakat insanların saf doğal aşka ve de müzikaliteye karşı göstermiş olduğu reflekse jürinin sessiz kalmayacağı kesin. Justin Hurwtz müzik algısıyla 2017 yılının müzik algısı uzaktan yakından benzerlik göstermiyor. La La Land filmine baktığımız zaman da zaten filmin 2017 yılından çok uzakta kaldığını görüyoruz. Trafik sıkışıklığı içinde kalan bir grup insanın arabaların üstüne çıkarak yaptıkları dans gösterileri ile söylediği şarkı, 1978 yılında çekilen Grease Müzikali’nin duygularını içimizde uyandırıp, o dönemi yaşamayan insanların kalbinde tarifsiz duygular uyandırdı. Bizler de o dönemi yaşamadık, ama Grease’in sinemasından sonra tiyatrosunu defalarca kez izlediğimiz için müzikal tarzının anlatım biçimini az buçuk öğrendik. La La Land, Grease ile aynı potada bir film değil. Daha çok soft jazz tarzında ilerleyen yapısıyla duygusallığı ön plana çıkarıp, doğal rol yetenekleriyle Carol filminin bizi etkileyen aşk yapısında karşımıza geçen bir yapım.

Los Angeles’da piyanist olarak çalışan Sebastian’ın caz müzik çalarak yaşamını kazanma hayalleri onu işsiz ve beş parasız olarak ortada bırakır. Mia ile tesadüfen karşılaşmaları ile yaşamındaki birçok noktanın değiştiği genç müzisyenin piyanoyla kurduğu duygusal yakınlaşma farklı boyutlara ulaşır. Mia, oyuncu olma hayalleri içinde Hollywood stüdyoları içinde kahve siparişleri alan kasiyerdir. Çocukken oyuncu olan büyük annesiyle çıktığı turnelerde tiyatronun tozunu yutmuş, caz müzikle etkili bir tanışma serüveni yaşamıştır. Saf doğal duygularla yaşamını şekillendirip bir caz kulübü açmak isteyen Sebastian, Charlie ParkerMiles DavisLouis ArmstrongKenny Clarke gibi cazın babaları diyebileceğimiz isimleri dinleyip, onların izinden gitmeye gayret eder. Hayallerine kavuşup sevdiği kadınla mutlu birliktelik kurmak isteyen Sebastian verdiği kararla aşık olduğu kadını yavaş yavaş yanından kaybeder. Cazdan uzaklaşıp para kazanma hırsına bürünen piyanist, sonunda Mia’nın söylediği izden gidecek, istediği caz kulübünü açacak, ama tüm bunları yapmasına karşın kalbinin istediğini asla elde edemeyecektir. Filmde 90 yaş kitlesinin dinlediği müzik türü olmakla eleştirilen caz, Sebastian’ın muhteşem parmaklarında adeta yeniden doğuyor. Zaten Yönetmen Damien Chazelle senaryosunda cazın 2016 yılındaki yükselişini, aşkın yükselişiyle harmanlamış. Genç beyinlerin teknoloji tutkusunu da filmde yerle bir eden yönetmen, daha çok aşkın büyüsünde Sebastian ve Mia prototipini beynimize kazıyıp, teknolojik devinim içinde kaybolup giden gençlere caz müziği istem dışı sevdiriyor. Aşkın anlatımında cazdan başka bir müzik türü asla düşünülemez!

la-la-land-ryan-gosling-emma-stone-1-1

Miles Davis’e yapılan göndermeler eşliğinde La La Land’in başrollerini paylaşan Ryan Gosling ve Emma Stone, caz tınılarının savurduğu aşıkları oynarken özellikle aşkın yoğun biçimde yaşandığı sahnelerde caz müzikle bizlere vermek istedikleri duyguları net biçimde ulaştırdılar. İki oyuncunun bir son sahnesi var ki, hafif çalan caz müzik eşliğinde –ki Miles Davis tınıları içinde rüyaya daldık demeliyim- hayalle gerçek arasında gidip gelip ulaşılamayan birlikteliği iki dakikalık kısa zaman dilimine sığdırıyorlar. Justin Hurwitz, dinlediği caz albümlerinden fazlaca etkilenmiş görünüyor. Ben en çok Charlie Parker ve Miles Davis müziklerini filmin içinde duyduğum için, bu iki caz yaratıcısının filme damga vurduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Açık ve net konuşmakta yarar var; La La Land’in içinden caz melodilerini çıkarırsak, fazlaca etkili olmayan senaryoyu çöpe atabiliriz. Yönetmen Damien Chazelle bunun farkında olduğu için filmin en etkili bölümlerinde cazın karşı konulmaz büyüsüne başvuruyor. Seyirci aşkın doğal bakışları altında kendisinden geçerken, içten içe dinlediği olağanüstü müziklerle oyuncuların doğal akışına kapılıyor. Ne diyelim; La La Land gibi yapımlar ilerleyen yıllarda çokça karşımıza çıksın ki, caz müzikle aşkın birleşiminin yarattığı tarifsiz duyguyu tekrar tekrar yaşayalım!

Diğer yazıları Yaşam Kaya

Jüpiter Yükseliyor (2015) Jupiter Ascending

Matrix üçlemesinin yaratıcısı Andy Wachowski ile Lana Wachowski kardeşlerin yeni filmi Jüpiter...
Devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir